Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Yasak' mıknatıstır


"Para kazanmak beceri gerektirir. Parayı iyi harcamak ise kültürü gerektirir."
Bunu siyasete yansıtarak şöyle diyebiliriz:
'Hükümet olmak için sandıktan çoğunluk oyları çıkarmak beceri işidir. Devlet yönetmek, kültürü gerektirir.'
Yazıya neden böyle bir giriş?..
Örnek çok ama içlerinden biri çok duyarlı dengeleri koruyarak geride kalan nesillerden, gelecek nesillere uzanan "devlet yönetim kültürünü" gerektiriyor.
Siyasetin esası/esansı, "sorunları sorun olmadan çözmektir."
Yoksa...
"Kürt sorunu" gibi bir söylemi, en üst düzeyde dile getirmek değil.
Bu yanlışın kaleydoskop gibi açıyı değiştirdikçe gözlere yansıyan görüntüleri var.
Yerel dillerde ve elbette "Kürtçe" TV yayını o görüntülerden biri.
.....................
Roj TV'nin ne yayınlarını, ne de onun arkasındaki PKK'nın zihniyetini paylaşırım. Görüşlerim, her ikisinin de kesinlikle karşısındadır. Ancak... Sanıyorum...
Roj TV'nin sponsoru, "yasakçı" zihniyettir. Promosyonu ise, yayın merkezinin bulunduğu ülkelere Türkiye'nin "kapattırma baskıları..."
Marjinal bir TV yayını olarak kalacakken, istemeyerek de olsa bu televizyon şişirilmekte ve neredeyse "efsane" imajı çizilmekte. Bu köşede sık sık dile getirdiğim "devlet yönetimi yanlışı" iyi bir "siyaset psikoloğundan yoksunluktur."
Öyle olmasa, bir sürü marjinal PKK yayınından biri olarak kalabilecek Roj TV, Ankara'nın bir türlü başa çıkamadığı, üstesinden gelemediği "kuvvet" gibi algılanacak dokunulmazlığa erişebilir miydi?
Tam üyelik görüşmelerine başladığı AB ülkelerinde yayın yapan bir TV için Türkiye, bütünleşeceği, aynı yazgıyı paylaşacağı dostlarına "Beni bölmek isteyen bu TV'yi kapatın" diye başvuruyor, kıyametler kopartıyor ama başaramıyor.
İşte görüntü bu...
Böyle bir reklamı, promosyonu o TV, nasıl bulabilirdi?
.......................
- Türkiye, hem yasakçı gibi algılanmıştır. Danimarka'da bu manzara dile getirilmiştir de.
Danimarka Başbakanı, Türkiye Başbakanı ile birlikte basın toplantısında "ülkesinde fikir özgürlükleri olduğunu, Roj TV temsilcisini salondan çıkarttırmayacağını," Türkiye Başbakanı'nın salonu terk edeceği tehdidine rağmen söyleyebilmiştir.
- Türkiye Başbakanı ile bir TV muhabiri nasıl aynı terazinin kefelerinde gösterilebilir?
- Üstelik bu gereksiz bilek güreşinde Türkiye ne yazık ki, galip gelmiş görünmüyor.
........................
Eğer Roj TV için tıpkı PKK için olduğu gibi uluslararası bir mücadele yapılması gerekiyorsa, bunun, devletten devlete sessiz, derinden ve diplomatik kanallarla olması gerekirdi. Aleni bir politikanın "sözünü geçirememiş" konuma girme riski görülebilmeliydi.
........................
Bu bağlamda RTÜK'ün yerel ve bölgesel yayın kuruluşlarına Kürtçeyi de kapsayan anadilde yayın izni verme kararı olumludur.
Diyarbakır'da SÖZ TV ve Şanlıurfa Medya FM, Kürtçe (Kırmançi-Zazaca) ve Arapça haber, belgesel ve müzik yayını yapabilecek.
Şimdilik iki TV ve kısıtlı saatlerde yayın öngörülmekte.
Keşke bu kısıtlamalar da olmasa...
Önemli olan "adet" değil, "Anayasa'nın genel ilkelerine, milli güvenliğe, Cumhuriyet'in Anayasa'da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne uygun yayının" ödünsüz ve etkin denetiminin gerçekleşmesidir.
ABD'de, AB'de çeşitli dillerde yayınların temel ilkesi de aynıdır.
Türkiye, doğru bir tercih yapmıştır.
"Yasak" mıknatıstır. Çeker. RTÜK'ün kararı, bu psikolojik gerçeğin gereğidir.
Bir zamanlar Kürtçe türküler de yasaktı.
El altından kasetler, CD'ler kapış kapış gidiyordu. Serbest bırakıldı... Ne oldu?
Kürtçe öğretim yapacak dershaneler serbest bırakıldı. Ne oldu?
Yasaklar kalktıkça Kürtçülük politikasının kozları devalüe oluyor.
Buna karşılık, aynı ülkenin insanları olarak bizler, birbirimizi daha çok tanıyor, kültürlerimizi harmanlıyor, barış içinde ortak yaşamın tadını çıkarmayı keşfediyoruz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pamuk davasında netice
ŞİŞLİ Asliye Ceza Mahkemesi, dosyayı "İzin ve...
Çetin ALTAN
Matrak bir finale...
Yılbaşılarını kutlama evrenselliğiyle de bütü...
Melih AŞIK
Hikmetyar olayı
Sanıyoruz Tayyip Erdoğan daha önce Hikmetyar ...
Fikret BİLA
Kürt sorununda ölçü yüzde 10 barajı
RTÜK Başkanı Zahit Akman, yerel televizyonlar...
Hasan CEMAL
Kırmızı çizgiler!
Yazıma dün bıraktığım yerden devam ediyorum. ...
Yılmaz ÇETİNER
Kayısı maddesinden yatan var mı?
Son günlerdeki tartışmalar, yasalar ve çok sa...
Güneri CIVAOĞLU
'Yasak' mıknatıstır
"Para kazanmak beceri gerektirir. Parayı iyi ...
Can Dündar
Ya onlar bize uyarsa, biz onlara uyacağımıza...
Şu sahneyi gözünüzde canlandırsanıza:
Hurşit GÜNEŞ
2005'i geride bırakırken -2-
2005'i ekonomik bakımdan değerlendirmek olduk...
Doğan HEPER
Yılın olayını ben de seçtim
HER yeni yıla girerken, geride kalan "yılın o...
Semih İDİZ
AB ile ilişkilerimiz 2006'da dondurulabilir
2006'da AB ile yüksek gerilim yaşayacağımızı ...
Hasan PULUR
'Beyaz eldivenli hâkim' lafını kim çıkarmıştı?..
ORHAN Birgit'le aynı kuşak gazetecilerden say...
Derya SAZAK
Bütçede liderler
Hükümet programı ve bütçe görüşmeleri Meclis'...
Meral TAMER
Bugün gözümüz Van'daki duruşmada
Dün sabah ilk telefon, YÖK eski Başkanı Prof....
Yaman TÖRÜNER
Borsanın olmazsa olmazları
Gelişmiş ekonomilerde, işgücü dahil hemen her...
Güngör URAS
Bütçe halka anlatılamadı (Böyle geldi, böyle gidecek!)
TBMM'deki müzakereler tamamlandı. 2006 bütçes...
Serpil YILMAZ
Patronlar küslük sevmiyor
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Rahmi Ko...
M. Ali BİRAND
Aferin, Avukat Kerinçşiz'e...
Hukukçular Birliği Derneği diye bir grup beli...

© 2005 Milliyet