|
Bugün gözümüz Van'daki duruşmada
Gürüz: "Van'da yaşananlar, Cumhuriyet tarihimizin en vahim olaylarından biridir"
Dün sabah ilk telefon, YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'den geldi. "2001'de Aşkın'a mürteci sorgusu" başlıklı dünkü yazımla ilgili bazı açıklamalar yapma ihtiyacını duymuştu.
Yeni Şafak ve Nazlı Ilıcak'ın Bugün gazetesindeki köşesinden yaptığım alıntılarda, Gürüz'ün YÖK Başkanı olduğu dönemde Aşkın'a 6 sayfalık bir yazı göndererek savunma istediği belirtiliyordu. Gürüz, Aşkın'a atadığı yakın çalışma arkadaşlarının kökten dinci, Kürtçü ya da eşlerinin çarşaflı olup olmadığını soruyordu. Yeni Şafak'taki uzun haber boyunca Gürüz ve Aşkın arasındaki yazışmaların tümünden her seferinde ısrarla "fiş" olarak söz ediliyordu.
İhbar mektupları
Prof. Gürüz önce bu yazışmayı açıklığa kavuşturdu:
"Rektörler hakkında her gün en az bir - iki tane ihbar mektubu gelir. Bunların arasında deli saçmaları olanları çöpe atarsınız. Benim üslubum, rektörlerle ilgili ihbarlarda Denetleme Kurulu'nu devreye sokmak yerine, kanunlar içinde rektörün görüşünü almaktı. Ciddi bir kurumdan geldiği zaman, iddia açıkta kalmasın diye rektöre sorardım. Rektör de yazıyla cevap verirdi. Çünkü ucu boş kalırsa hem sizin, hem de karşı tarafın başına bir şey gelir.
Fişleme değil, kanun hükmü
Çok nadir olarak hırsızlık, kökten dincilik gibi çok ciddi bir kanaate varırsam da Denetleme Kurulu'nu devreye sokardım. Çünkü oralar küçük yerler. Denetçileri her gün rektörlerin başına gönderirseniz o şehir, 'Bak rektör denetleniyor, hakkında iddialar var' diye çalkalanır."
Prof. Gürüz, ikinci olarak Aşkın'la yazışmalarının basına nasıl sızdırıldığının araştırılmasını istedi:
"Biraz önce YÖK'ün hukuk müşaviriyle görüştüm. Bu belgelerin sadece YÖK'te ve Van Rektörlüğü'nde bulunduğunu söyledi. Tabii bir de savcılıkta var. Nereden sızıyor bu belgeler?"
Gürüz'ün açıklık getirmek istediği üçüncü husus, "personeli fişleme" meselesiydi:
"Rektörler, her yıl sonunda kanun hükmü olarak her personel için bir değerlendirme formu doldurur. Dünyanın her yerinde vardır bu. Yücel Aşkın da bunu yapmıştır. YÖK Başkanı da her yıl sonunda rektörler, dekanlar ve dekan yardımcıları için değerlendirme yapmak durumundadır. Dekanlar ve yardımcıları ile ilgili değerlendirmeleri, rektörlerden gelen değerlendirmelerin ışığında yapar. Hatta menfi değerlendirmeler, kişilerin kendilerine bildirilir..."
Kanunla kurulan çete!
Gürüz'e göre Van'da yaşananlar, Cumhuriyet tarihinin en vahim olaylarından biri:
"YÖK'ün etrafından dolaşılmasının hesabı nasıl verilecek? Çete kurmaktan yargılıyorlar, ama ortada çetenin elemanları yok. Çete elemanları denilenler, Aşkın'ın yakın çalışma arkadaşları. O zaman bu, kanunla kurulmuş bir çete!"
Prof. Aşkın'ın başına getirilenlerle ilgili olarak olan - biteni izledikçe hayretten hayrete düşüyorum.
Ben de Gürüz'le aynı kanıdayım. Bu olay, Cumhuriyet tarihimizin en vahim olaylarından biri. Ama sadece o kadar da değil.
Aydınlarımızın sorumsuzluğunu gözler önüne sermesi açısından da durum çok vahim. Hatta o açıdan baktığımızda durum belki de, Prof. Aşkın'ın tutuklanmasından daha da vahim!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|