|
Sinsi oyun!
Bu köşede dünkü yazım şöyle noktalanmıştı:
"Kıbrıs'ta, Güneydoğu'da, asker-sivil ilişkilerinde, ifade özgürlüğü alanında, askerin darbelerle çizdiği birtakım kırmızı çizgiler, son üç yıldır orasından burasından aşılmaya başlarken, aynı zamanda ezberi bozulanların sinsi bir oyunu sahnelemeye çalıştıkları bir dönemi yaşıyoruz."
Nedir bu sinsi oyun?
Demirel diyor ki:
"Türkiye'de ordu müdahalelerinin sadece ordu tarafından yapıldığını kabul etmek yanlıştır. Orduyu müdahaleye sivil kesimler teşvik eder." (31 Ekim 05 tarihli Sabah, Yavuz Donat'ın köşesi)
Bugün de bu teşvik var mı?
Evet, var.
"Avrupa Birliği emperyalizmi Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü tehlikeye sokuyor; bölünmeye doğru götürüyor!" diyerek askeri teşvik eden var.
"AKP iktidarı, Türkiye'yi adım adım İslamcı düzene sürüklüyor; laiklik elden gidiyor!" diyerek askeri teşvik eden var.
"Seçim sandığından karşı devrim çıkıyor; Aydınlanma'nın gerekleri yapılmadan çok partili rejime geçildiği için bu oluyor; gelin önce bir darbeyle alan temizliği yapalım; demokrasiye sonra bakarız!" diyerek askeri teşvik eden var.
"Kıbrıs elden gidiyor!" diyerek askeri teşvik eden var.
"AKP, Avrupa Birliği konusunda samimi değil; askeri zayıflatmak için AB'yi kullanıyor!" diyerek askeri teşvik eden var.
Açıkça yapıyorlar, yazıyorlar.
TV kanallarında konuşuyorlar.
Asker böyle teşvik ediliyor.
Müdahaleye böyle çağrılıyor.
Gazete köşelerinde, "Elinizi çabuk tutun!" diyebilecek kadar ölçüyü kaçıranlara rastlanıyor.
Kapalı kapılar arkasında da yoğun çaba içindeler.
İlk aşamada, hiç olmazsa yeni bir 28 Şubat'ı sahnelemek için her türlü kışkırtmayı yapıyorlar.
Tehlikeli provokasyonlara zemin hazırlamaya gayret ediyorlar.
Sinsi oyun böyle tezgâhlanıyor.
Farkında mısınız?
Bu soru her iki tarafa da.
Hem iktidara, hem muhalefete.
Çünkü her iki taraf da, askeri müdahaleye çekmek isteyen bu sinsi oyuncuların değirmenine su taşıyorlar. İktidar, Türkiye'nin gerçek gündeminden saparak, muhalefet kriz yaratırcasına bir gerilim politikası izleyerek sinsi tezgâhların işini kolaylaştırıyor.
İktidarla muhalefet, en başta Sayın Erdoğan'la Sayın Baykal acaba farkındalar mı sinsi bir oyuna her geçen gün daha fazla alet olmaya başladıklarının?..
Bilemiyorum.
İktidar tarafına bakıyorum:
Rektör Aşkın olayı, 301 olayı, içki olayı, Göztepe'ye cami olayı, TÜSİAD'la çatışma vesaire derken AKP hükümetiyle ilgili tedirginlik ve soru işaretleri çoğalıyor. Güvensizlik yükseliyor. Gizli gündem kaygısının kafalarda yeniden uç vermesine çanak tutucu yönelişler sergiliyor hükümet kanadı...
Muhalefet tarafına bakıyorum:
Öylesine bir gerilim politikası izliyor ki, CHP lideri Baykal, iktidarı Meclis kürsüsünden gayri meşru ilan edebilecek kadar ileri gidiyor; Sabah gazetesi başyazarı Güngör Mengi'ye, "Baykal'ı dinlerken korktum dersem yalan olmaz!" dedirtecek kadar sertleşiyor.
Yazın bir kenara.
Bunlar hayra alamet değil.
Ellerini ovuşturuyor sinsi oyuncular!
Yeni yıla girerken, öncelikle Erdoğan'la Baykal takkelerini önlerine koyup iyi düşünsünler. Türkiye'de siyaseti yeniden bir siyah-beyaz oyunu haline getirmenin, cephelere bölünmenin aklı başında hiç kimseye yararı dokunmaz.
Bunun için iktidar gerçek gündemden sapmasın. Muhalefet de muhalefetliğini insaf ölçüleri içinde yapsın.
Yoksa, sinsi oyuncular kazanır!
Bizden söylemesi...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|