Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Temel gösterge


YENİ bir yıla girerken Türkiye'nin belli başlı sorunlarını özetleyebilecek temel bir gösterge var.
MGK toplantılarında "iç göç sorunu" diye gündeme geliyor.
Ekonomi istatistiklerinde bunun adı "istihdam sorunu"dur. Şehirlerde "imar ve gecekondu sorunu" adıyla karşımıza çıkıyor. Kültür hayatımızda "kimlikler çatışması" şeklinde kendini gösteriyor. Siyasette ise ekonomi, işsizlik, kalkınma, sosyal adalet, aşırı akımlar, modernleşme diye dile getirdiğimiz her problemin bununla ilgisi var.
2006 ve sonraki yıllarda da bu "temel gösterge" Türkiye'nin gidişatını etkileyecek.
Bu "temel gösterge", TBMM'deki bütçe görüşmelerinde ifade edildi:
"2002 yılında nüfusumuzun yüzde 38'i tarımda çalışıyordu. 2005 yılında bu oran yüzde 30.6'ya indi!"
Başka bir deyişle 2000 yılında nüfusumuzun yüzde 62'si şehirlerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışıyormuş, bu oran üç yılda yüzde 70'e yaklaşmış.
Hem çok iyi, hem çok sorunlu...

Şehirleşmede geciktik
Türkiye 20. yüzyılın yarısını köylü olarak yaşadı; 1950 yılında nüfusumuzun yüzde 80'i köylü idi, tarımda çalışıyordu.
İngiltere 19. yüzyılda tamamen şehirleşmişti, çünkü sanayileşmişti. "Güneş Batmayan İngiliz İmparatorluğu"nun temelinde bu ekonomik ve sosyal gerçek vardı. "Alman dinamizmi" de şehirleşme ve sanayileşmeden kaynaklanmıştı.
İki dünya savaşında Fransız yenilgisinin temelinde "hâlâ köylü kalmak" vardır. Fransız coğrafya profesörü Andre Siegfried, 1930'da yazdığı "A Study in Nationality" adlı kitabında "Hâlâ köylülüğü aşamadık" diye yakınır, "küçük üretici, küçük dükkâncı" tutkusunun Fransa'yı frenlediğini, büyük işletmelerin yeterince gelişemediğini söyler.
Bizde köyün yol ve pazar ilişkileriyle milli ekonomiye bağlanması ve şehirleşme süreci ancak 1950'lerde başladı. 1980'lerde piyasa ekonomisi bunu hızlandırdı. Adeta bir anda şehirlere yığıldık.
Çoğumuz şehir hayatıyla bütünleşti; işadamı oldu, okudu, serbest meslek sahibi, profesyonel oldu. Bu Türkiye'nin büyük başarısıdır. Bu şekilde dini ve etnik kimliği ne olursa olsun "millet"in sosyolojik entegrasyonu gerçekleşiyor.
Ama öbür yanda birçoğumuz da şehirlerde 'köken' gettolarına yığıldık, entegrasyon gerçekleşmedi! Bu tablo hem sosyal bakımdan ağır problem, hem de yol açtığı militanlaşma ile güvenlik sorunları yaratıyor.

İki Türkiye
Yeni bir dinamik devreye giriyor. Büyük marketlerin yayılması şehirlerde mahalle bakkallarını çökertiyor. Hazır giyim sanayiinin terziliği öldürmesi gibi...
Ekonomik gelişme daha çok sermaye birikimi ve daha çok "büyük firma" gerektiriyor. "Küçük üretici ve dükkâncı" bundan zarar görüyor. İflas edip de işçi, garson, servis elemanı gibi çalışması kolay mı?
Ama gelişmiş toplumlardan en az üçte ikisi "ücretli"dir. Bizde de geleneksel "küçük üretici ve dükkâncı" ya ücretli kesime ya da yeni hizmet sektörüne yönelmeye mecbur. Köylü nüfusunun da yüzde 10'un altına düşmesi lazım; demek ki, senede ortalama bir, bir buçuk milyon köylü küçük tarlasını bırakıp şehirlere gelecek. Hangi işlerde çalışacak???
Sosyal farkların derinleşeceği, kimliklerin sertleşebileceği bir süreç... Ama aynı zamanda büyüyen, ihracatta yüz milyar dolara göz diken, dünya ile rekabet eden bir Türkiye...
Geleceğimiz, bu "gelişmiş Türkiye"nin "gettolaşan Türkiye"yi taşıyabilmesine bağlı...
Refah da, demokrasi de, güvenlik de buna bağlı...
Önümüzdeki yıllar kader yılları...

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Temel gösterge
YENİ bir yıla girerken Türkiye'nin belli başl...
Çetin ALTAN
2005'in son günü...
Kendi hayat düzeyiyle de ilgili olarak, kendi...
Melih AŞIK
10 milyarlık çizgi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Evrensel gazetesin...
Fikret BİLA
Kıvrıkoğlu: "Sorun TSK değil, AB'nin çifte tutumu"
Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ord...
Hasan CEMAL
2006'da istikrar!
Hangisi? İyimser mi? Karamsar mı? Yoksa gerçe...
Güneri CIVAOĞLU
Gönüldeki aslan
Matematikte çok bilinmeyenli denklem "kademel...
Can Dündar
Seviye testi
Turgut Özal, bir gün partisinin Meclis grubu...
Abbas GÜÇLÜ
Aydın Doğan, yeni üniversiteler ve Rektör Aşkın
Patronumu sevdiğimi daha önce dile getirmişti...
Semih İDİZ
TSK hakkındaki ezberi bozan bir araştırma
Son yazımda 2006'nın Türk-AB ilişkileri açısı...
Hasan PULUR
Biz bize benzeriz, ama...
BİR zamanlar Cumhuriyet bayramlarında sokakla...
Derya SAZAK
Örnek okullar
Yılın son etkinliğinde Üsküdar Örnek Mahalles...
Meral TAMER
Yaşar Kemal'in uzattığı zeytin dalı
169 imzalı son Aydınlar Bildirisi'nde Orhan P...
Tamer HEPER
2006'ya hazır mısınız?
Bu gece yeni bir yıla gireceğiz. Gündeme şöyl...
Yaman TÖRÜNER
Geçen yıl kimler mutluydu?
Bir yılı daha geride bıraktık. Yirmi birinci ...
Güngör URAS
Woody İstanbul'a geldi
Woody, perşembe akşamı İstanbul'da. Lütfi Kır...
M. Ali BİRAND
Çok güzel bir yıl geçirdik
2005, son yıllarda pek görmediğimiz, pek alış...

© 2005 Milliyet