|
2005'in son günü...
Kendi hayat düzeyiyle de ilgili olarak, kendi tek bir penceresinden dünyaya bakanları; ne Irak'ta şu sırada ölmekte olanlar ilgilendirir, ne evrensel değişimler, ne politik tatavalar... Hele hele bu gece, yeni bir yıla daha giriliyorsa...
***
Cahit Sıtkı'nın bir şair tanımlaması vardı:
- İnsanlar, kendi değişik değişik tek pencerelerinden bakarlarken dünyaya; şair, dört bir yanına damdan bakan kişidir, derdi.
Şairlerin, yazarların, düşünürlerin etkisiyle de olsa; bir ömür boyu dört bir yanına bakmaya çalışarak, bitirmek 2005'i de...
Şükür mü etsek, içimizi mi çeksek; kestirmek zor...
***
Dünkü Zaman gazetesinin manşeti şöyleydi:
"Diyanet'ten belediyelere kurban uyarısı: Bizi aleme rezil etmeyin - Kurban Bayramı'nda çirkin görüntülerin yaşanmasını istemeyen Diyanet, belediyelerin daha modern satış ve kesim yerleri hazırlamasını istedi: Hiç kimsenin bizi 3. dünya ülkesi gibi göstermeye hakkı yok."
***
Belleğimin rayları üstünde gerilere doğru kayan bir vagon, 65 yıl öncesine doğru götürdü beni bir an...
14-15 yaşlarında bazı cumartesiler -şayet annemle babam İstanbul'a gelmişse- okuldan çıkınca Göztepe'ye gitmek için, Karaköy'den vapurla Kadıköy'e gelirken; vapur Kadıköy iskelesine yanaşmaya çalıştığı sırada, tekerlekli, her iki yanı demir tutamaklı tahta iskele köprücükleri, henüz daha vapurdan Kadıköy iskelesine uzatılmadan, atlayıverirdim dışarıya. Bazen iskele polisi beni durdurur:
- Siz de böyle yaparsanız, sonra bize yabancılar ne der, derdi...
***
2005'in son günü...
Diyanet İşleri Başkanlığı, Kurban Bayramı için belediyeleri uyarmış:
- Bizi aleme rezil etmeyin. Hiç kimsenin bizi 3. dünya ülkesi gibi göstermeye hakkı yok.
3. dünya ülkesi olmak, yahut olmamak!
İşte dört bir yanına birden bakmaya çalışmış nice nice hayatı, kemire kemire eritip bitirmiş olan sorun.
***
Dünkü Milliyet'in manşeti de şöyleydi:
"Siyasette üslup sürekli irtifa kaybediyor - Üç noktalı polemik... - Erdoğan'ın 'İddiasını ispatlamayan... İşte ben oraya üç nokta koyuyorum' sözünü, Baykal aynı tarzda yanıtladı: 'O üç nokta yakasına rozet oldu. İstiyorsa alıp uygun bir yerine koyabilir'".
Manşetin altında, renkli bir çerçeve içinde "Meclis'te küfürler uçuşuyor" başlığıyla, daha başka örnekler de şöyle sıralanıyordu:
"İşte son dönemlerdeki küfürlü konuşmalardan örnekler...
Enerji Bakanı Güler:
- Bu sidik yarışı...
AKP'li Rıdvan Köybaşı:
- P.....nk, sizden bir b.k olmaz.
CHP'li Engin Altay:
- Yemezsen gargara yap.
DYP'li Mehmet Eraslan:
- AKP'nin altına yattınız."
3. dünya ülkesi olmak, yahut olmamak!
***
Kabataslak Hazine'den geçinenlerin "devlet", Hazine'den geçinmeyenlerin "millet" sayıldığı bir ülkede; milletten biri, Hazine'den geçinenlerden birini ve koltuğunu yerleştirdiği kurumu aşağılamasın; hatta eleştirse dahi, eleştirisinde aşağılamanın da bulunup bulunmadığının saptanması için, başını mahkeme koridorlarından kurtaramasın, diye; ceza yasasına perçinlenen ve Hazine'den geçinenleri zırlar içine alan maddeler; şoven bir şaşkınlık sonucu, kendimizi beğendirmek özlemi çektiğimiz elalemle yabancıları ve tüm dünyayı ayağa kaldıradursun...
Dünkü Hürriyet'in de manşeti şöyleydi:
"301 sonunda barlara düştü - Polis denetimlerini protesto için pankart asan ve işyerlerini bir gün kapatan Laleli ve Aksaray'daki 9 bar, taverna ve disko sahibine de 301. maddeden dava açıldı."
3. dünya ülkesi olmak, yahut olmamak!
İşte sorun, 2005'in son gününde de...
***
Dünkü Posta gazetesinin manşeti de şöyleydi:
"6.32 YTL için - Ev tekstili fabrikasında asgari ücretle çalışan çoğunluğu kadın 30 işçi mesaiye kaldı. 4 saat daha çalışacak ve bunun karşılığında sadece 6.32 YTL alacaklardı. Fabrikada yangın çıktı. 5 kadın işçi yangını haber vermek için idari büroya koştu. Ancak alevler oradan çıkmalarına izin vermedi".
***
Acaba buralarda doğanlar, 3. dünya sayılmayan ülkelerden birinde doğsalardı, nasıl yaşayacaklardı; oralarda doğmuş olanlar, buralarda doğmuş olsalardı nasıl yaşayacaklardı?
Kimler tarafından özendirildiği bilinmeyen ve her fırsatta "çağdaşlık ölçütlerini" yere çalmak için yamyam tamtamlarıyla ortalığı gümbürdetmeye kalkanlar için de geçerli bir soru bu...
Acaba "yer"yüzünün 3. dünya sayılmayan kesiminde doğmuş olsalar, aynı yamyam tamtamlarına bu kadar sevdalanacaklar mıydı?
3. dünya ülkesi olmak; yahut olmamak!
Yakamızı bir türlü kurtaramadığımız sorun...
***
Dünkü Sabah'ın manşeti de çarpıcıydı:
"Çankaya sinyali - Ali Kırca sordu: Cumhurbaşkanı olmayı düşünüyor musunuz? Erdoğan 'Gün ola harman ola' cevabıyla, Köşk'e göz kırptı..."
"Seçilmişler" ve belki de "atanmışlar" kesiminde, şimdiden pençe büyütmeye başlayan Çankaya'ya oturma ihtirasları...
***
Akşam'ın manşeti ise çok değişikti:
"Emekli edin bu uçakları - Bayram öncesi tehlike sinyalleri. THY'nin 'Denizli' uçağında peşpeşe yaşanan son arızalar RJ 100 tipi 2 uçağın her uçuşta facia riski taşıdığını ortaya koydu".
***
3. dünya ülkesi olmak, yahut olmamak!
Evet, işte sorun...
2005 yılının son gününde de, hâlâ daha gırtlağımızdan çıkartamadığımız çengel...
"Türküm, doğruyum, çalışkanım..." deseniz de, demeseniz de...
c.altan@prizma.net.tr
|
|