Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıvrıkoğlu: "Sorun TSK değil, AB'nin çifte tutumu"


Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ordusunun Avrupa Yürüyüşü" başlıklı makalede yer alan önemli saptamaları dün aktarmıştık.
Ersin Aydınlı, Nihat Ali Özcan ve Doğan Akyaz imzasını taşıyan makale, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşı olmadığını, bunun nedenlerini ve ileriye dönük beklentileri içeriyordu.
Makale, AB'ye tam üyelik hedefinin, 1999'da aday ülke konumuna geçişte, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz tarafından canlandırıldığını ve dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından da bu tutum ve kararın paylaşılıp desteklendiğini vurguluyordu.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu ile dünkü görüşmemizde, TSK'nın AB'ye bakışı ve o dönemde bu süreçle ilgili olarak dikkat çektiği sorun ve kaygıları konuştuk.

"TSK engel değil"
Kıvrıkoğlu, TSK'nın ve Atatürkçülüğün AB üyeliğine engel olduğu biçimindeki tezin ve bu yöndeki yargının doğru olmadığını vurguladı.
TSK'nın 150 yıldır Türkiye'nin modernleşmesi sürecine öncülük eden bir kurum olarak AB tam üyeliğini de bu sürecin bir halkası olarak gördüğünü; bu nedenle sorunun TSK değil, AB'nin çifte tutumu olduğunu söyledi.
Kıvrıkoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biz, Türkiye'nin tam, düzgün, onurlu bir şekilde AB üyesi olmasını savunuyorduk. AB'ye tam üyelik hedefine TSK hiçbir zaman karşı olmadı. Bu nedenle engel gibi gösterilmesi yanlıştır. Ancak, bizim o zaman söylediğimiz, bu süreçte önemli olanın Türkiye'nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünün zarar görmemesiydi. Bu konuda Avrupa'nın samimi olmasıydı. Ben bu konuya dikkat çekiyordum. AB'nin çifte standart uygulamaması gerekir. Bütün ülkelere eşit davranması gerekir. Onurlu üyelikten bunu kastediyordum. Bu nedenle bu süreçte sorun veya engel, TSK değil AB'nin tutumu olur. AB, başka ülkelere koşmadığı koşulları Türkiye'ye koşuyor, yanlışlık, sorun burada. Nitekim o zaman dikkat çektiğimiz bazı sorunlar, çifte standart yaklaşımları bu süreçte yaşandı. Sanki AB emrediyor ve bu yerine getiriliyor gibi bir izlenim var. AB ise Türkiye'ye karşı farklı tutum izliyor. Engeli, sorunu burada aramak lazım."

"Yaşar Paşa izah etti"
Kıvrıkoğlu, AB'nin çifte tutumunun Türkiye'yi Lozan'la Sevr arasında bir konuma yöneltmek istediği gibi bir izlenim doğurduğunu belirttikten sonra, bu durumun yarattığı sorunları da şöyle özetledi:
"O dönemde Dışişleri Bakanı olan İsmail Cem, eğer koşullar işimize gelmezse pazarlık ederiz, diyordu. Ama sonraki süreç bir pazarlığın yapılmadığını gösterdi. Ne derlerse kabul ediliyor, Türkiye sürekli taviz veriyor, izlenimi var.
Bugün TSK ve diğer güvenlik güçlerinin eli kolu bağlı gibi. Müdahil olamıyor. Mücadelesi etkileniyor. AB müdahale ediyor. Hatta yargıya bile müdahale ediyor. Davalarda taraf oluyor. Örneğin Orhan Pamuk davasında böyle tutum aldı. Ama Yücel Aşkın davasıyla ilgilenmedi. Çünkü ilgilenmesi için mutlaka Ermeni veya Kürt iddialarıyla ilgili bir dava olması gerekiyor. Bu doğru bir tutum değil.
Sonra çok daha önemlisi, desteklediği Kürt milliyetçiliği. Bunu sürekli destekliyor. Sürekli Kürt ve Kürtçe diyor. Kürtçe eğitim diyor. Kürtçe eğitim dili olursa, üniter yapı, ulus bütünlüğü ne olur? Bu Türkiye'nin yapısını bozar. Bu konuyu Yaşar Paşa (Büyükanıt) çok iyi izah etti. Kürt milliyetçiliğinin böyle desteklenmesi, halka yayılması halinde neler olacağını, ne gibi sorunlarla karşılaşılacağını Yaşar Paşa çok iyi anlattı. Bunun Türkiye'nin başına ileride çok büyük bir bela, bir sorun olacağına dikkat çekti.
Bu süreç çok iyi yönetilmelidir ve mutlaka dengeli olmalıdır. Her istenileni yapan bir Türkiye görüntüsü verilmemelidir. Çünkü bu isteklerin sonu gelmeyecektir. Bir adım atıldığında bir istek daha gelmektedir.
Bugün kurucu olarak sadece Türkler değil Kürtler de var deniliyor ve Anayasa'ya iki kurucu ulus yazılsın isteniyor. Sonra muhtariyet, sonra federal sistem gibi talepler, arkasından gelecektir. Zaten Kuzey Irak'ta federal bir yapı kuruldu. Öcalan da konfederasyon demeye başladı. Bütün bunlar Türkiye'nin parçalanması demektir. İşte bizim bu süreçle ilgili olarak o dönemde de, şimdi de dikkat çektiğimiz sorunlar, kaygılar bunlardır. AB'nin tutumunu bu açıdan düşünmesi gerekir."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Temel gösterge
YENİ bir yıla girerken Türkiye'nin belli başl...
Çetin ALTAN
2005'in son günü...
Kendi hayat düzeyiyle de ilgili olarak, kendi...
Melih AŞIK
10 milyarlık çizgi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Evrensel gazetesin...
Fikret BİLA
Kıvrıkoğlu: "Sorun TSK değil, AB'nin çifte tutumu"
Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ord...
Hasan CEMAL
2006'da istikrar!
Hangisi? İyimser mi? Karamsar mı? Yoksa gerçe...
Güneri CIVAOĞLU
Gönüldeki aslan
Matematikte çok bilinmeyenli denklem "kademel...
Can Dündar
Seviye testi
Turgut Özal, bir gün partisinin Meclis grubu...
Abbas GÜÇLÜ
Aydın Doğan, yeni üniversiteler ve Rektör Aşkın
Patronumu sevdiğimi daha önce dile getirmişti...
Semih İDİZ
TSK hakkındaki ezberi bozan bir araştırma
Son yazımda 2006'nın Türk-AB ilişkileri açısı...
Hasan PULUR
Biz bize benzeriz, ama...
BİR zamanlar Cumhuriyet bayramlarında sokakla...
Derya SAZAK
Örnek okullar
Yılın son etkinliğinde Üsküdar Örnek Mahalles...
Meral TAMER
Yaşar Kemal'in uzattığı zeytin dalı
169 imzalı son Aydınlar Bildirisi'nde Orhan P...
Tamer HEPER
2006'ya hazır mısınız?
Bu gece yeni bir yıla gireceğiz. Gündeme şöyl...
Yaman TÖRÜNER
Geçen yıl kimler mutluydu?
Bir yılı daha geride bıraktık. Yirmi birinci ...
Güngör URAS
Woody İstanbul'a geldi
Woody, perşembe akşamı İstanbul'da. Lütfi Kır...
M. Ali BİRAND
Çok güzel bir yıl geçirdik
2005, son yıllarda pek görmediğimiz, pek alış...

© 2005 Milliyet