|
 |
|
|
2006'da istikrar!
Hangisi? İyimser mi? Karamsar mı? Yoksa gerçekçi mi? Kimileri, iyimserlikle karamsarlığı kabullenmek istemez.
Gerçekçi olduğunu söyler.
Kimileri, iflah olmaz iyimser olarak nitelenir. Adı felaket tellalına çıkanlar vardır. Kimileri de bir uçtan öbürüne kayar durur.
İnsanlık halleri...
Ben 2005 yılının bilançosunu olumlu buluyorum. Artıları eksilerine ağır basan bir yıl geçirdik diye düşünüyorum.
Genel gidiş iyi.
Türkiye'nin İslami düzene doğru yol aldığını düşünmüyorum. Türkiye bölücü bir tehlikeyle de karşı karşıya değil. Bu iki konuda iyi niyetli soru işaretleri, tedirginlik ve kaygılar var.
Bunları anlıyorum.
Ama bu durumu abartanlar da var. Abartanlara bilerek ya da bilmeyerek alet olanlar da...
İrtica ve bölücülük konularının -mesela Kızılelmacı- bazı odaklarda özellikle abartılarak, Türkiye'nin yeni bir 28 Şubat ya da askeri müdahale ortamına çekilmek istendiğini düşünüyorum. Kapalı kapılar arkasında sinsi oyun tezgâhları işletilmek isteniyor.
Başarı şansları fazla değil.
Ama istikrarsızlık kapısını zorluyorlar. CHP lideri Baykal'ın eski model muhalefet üslubu ve gerilim stratejisi de bu odakların değirmenine su taşıyor.
Bu da bir talihsizlik.
Bazı sorunlar elbette yerli yerinde duruyor. İşsizlik, eşitsizlik, adaletsizlik... Hakçalıktan uzak bir gelir dağılımı... Dayanışmadan yoksun bir toplumsal ortam... Eğitim, sağlık ve yargıda, adalet duygularını incitici bir bozuk düzen...
Çözüm yolu kısa değil.
Ve bunların hiçbirinde ekonomiye tam dikiş tutturmadan çözüm yolu açılamaz. Bu sorunların tümü özünde aş ve iş sorunudur. Üretimdir, yatırımdır. Ekonomi adam olmadan çözülemez bu sorunlar...
Bu pencereden 2005 yılına bakınca genel gidiş iyi. Türkiye, enflasyonu da yenerek ekonomik istikrar yörüngesine oturmaya başladı. Dış kaynak ve yabancı sermaye ilgi ve akışı sıçrama kaydetti.
Bu açıdan çok önemli bir noktayı vurgulamak gerekiyor:
3 Ekim!
Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle 3 Ekim 05'te tam üyelik müzakerelerine başlaması tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye'nin elinde artık ekonomik büyümesini, kalkınmasını hızlandırmak için bir kalite belgesi var.
Çünkü Türkiye, kendisini ekonomik, siyasal ve toplumsal açılardan tepeden tırnağa modernleştirecek, çıtasını her alanda yükseltecek radikal bir proje konusunda AB ile anlaşmış ve bu projenin altına devlet olarak bir kez daha imzasını atmıştır.
Bundan dönüş olabilir mi?
2006'nın kritik sorusu budur.
Türkiye, AB ile ilişkilerinin gereğini yapmaya devam etmelidir. İstikrar için şart bu. Aş ve iş sorununun çözüm rayında ilerlemesi de bunu gerektiriyor.
AB yolunda şöyle ya da böyle ipe un sermeye başlayacak bir AKP hükümeti, siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa yatırım yapmış -bu arada Kızılelmacıları da sevindirmiş- olur.
'Erdoğan - Gül ikilisi'nin 2006'da yan yollara sapmaktan özenle kaçınmaları, gerçek gündeme sahip çıkmaları gerekir.
Burada dört nokta ön planda:
(1)Ekonomide yapısal değişime devam edilmesi... (2)Özgürlük alanlarının genişletilmesi...(3)Kıbrıs'ta krizden de, "Kıbrıs elden gidiyor!"cuların oyunundan da kaçınılması... (4)Kuzey Irak ve Güneydoğu coğrafyasıyla ilgili olarak sağduyu yolundan sapılmaması...
2006'da istikrar deyince, iki konu daha var akla takılan:
Erken seçim...
Cumhurbaşkanlığı seçimi...
Tedirginlik verici konular.
2006'da seçim olur mu? Erdoğan, Çankaya'ya çıkar mı, çıkmaz mı? Yanıtlar gerçekten önemli. Tayyip Erdoğan eğer bu iki konuda yanlış adım atarsa, hem partisini hem Türkiye'yi çalkantı içine atar. Türkiye'nin 2002 genel seçimleriyle birlikte yakalamaya başladığı istikrar güme gider.
Böyle bir siyasal istikrarsızlık gelir ekonomiyi de hiç gecikmeden yumuşak karnından, örneğin cari açık noktasından vurabilir.
Kısacası:
2006'ya tedirgin giriyorum.
Tedirginliğim daha çok siyasetten kaynaklanıyor. Çünkü iktidar ve muhalefetteki siyasal yönelişler bazı bakımlardan can sıkıcı.
AKP iktidarı, yıpranma süreci hızlanırken gerçek gündemi elinden kaçırabileceğinin sinyallerini veriyor.
Baykal muhalefeti, Türkiye'nin önüne makul bir alternatif yerine tansiyonu sürekli yükselten bir gerilim politikası ile çıkıyor.
Her ikisi de Türkiye'yi vurabilir!
Her şeyin başı olan siyasal istikrar son derece olumsuz etkilenebilir, eğer iktidarla muhalefet cepheleşme oyunu oynamaya kalkarlarsa... Türkiye'nin dengeleri hâlâ kırılgan çünkü... İnşallah gerekli özen ve sağduyu gösterilir.
Herkese mutlu, sağlıklı, başarılı bir yıl dileğiyle 2005'in son yazısını noktalıyorum.
DÜZELTME VE ÖZÜR
Dünkü yazımda değerli meslektaşım Güngör Mengi'yi Sabah Gazetesi Başyazarı olarak belirttim. Doğrusu, hepinizin bildiği gibi, kendisi Vatan Gazetesi Başyazarı'dır. Sevgili Güngör Mengi'den ve okurlarımdan özür dilerim. H.C.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|