|
Aydın Doğan, yeni üniversiteler ve Rektör Aşkın
Patronumu sevdiğimi daha önce dile getirmiştim. Son yıllarda bu sevgi daha da yoğunlaşıyor. Çünkü eğitime, çocuklarımıza ve ülkemizin geleceğine yönelik yatırımları giderek artıyor.
Çocukları çok seviyor. Eğitimin önemine de canı gönülden inanıyor. Önceki gün, İstanbul Örnek Mahallesi'ndeki Aydın Doğan İlköğretim Okulu'nun açılışını yaparken buna bir kez daha şahit olduk. Çocuklarla birlikteyken, kesinlikle, bizimle gazetede olduğundan çok daha mutlu...
2006'da, eğitime ve çocuklarımıza yönelik, daha pek çok yatırımı olacak. Öncelik kız öğrenci yurtlarında. Şimdilik 5 kız öğrenci yurdunun kararı alındı. Vakıfta bütçeyi aşıyoruz, bir sınır koyalım eleştirileri gelince, bu da benim keyfim, vakfın kasasından olmasa bile, kendi paramla yaptırırım mesajı verdi. Sanıyorum hiç kimse de onun bu keyfini engelleyemeyecek.
Aslına bakılırsa bu kutsal yarışta, Doğan Ailesi, başkalarından çok, kendi içlerinde yarış halinde. Sema Hanım'ın eğitime ve çocuklarımıza yönelik gayretleri Aydın Bey'den hiç de aşağı değil. Kız yurtları, onun gayretlerinin bir sonucu. Şimdiki hedefi ise Kültür Merkezleri. İlki önümüzdeki yıl Gümüşhane'de açılıyor. Dört kızın en büyüğü Arzuhan Yalçındağ, fanatik bir eğitim gönüllüsü. TEGV'den TÜSİAD'a sivil toplum örgütlerinde eğitimin bayraktarlığını yapıyor. Vuslat Doğan Sabancı ise eğitimin, çocukların, kadınların Hürriyet'teki yükselen sesi.
Baba Beni Okula Gönder kampanyasının "Anası" Hanzade Doğan'ın Milliyet'te eğitim için harcadığı olağanüstü çabaları en yakından bilenlerden biriyim. Kampanyalarımız, onun desteğiyle, hep dile getirdiği gibi, ülkemizde okuma yazma bilmeyen tek çocuğumuz kalmayıncaya kadar devam edecek. Eğitime olan ilgimiz ise hiç bitmeyecek.
Begüm'ün bu konularda henüz bir atağını görmedim. Ama eminim yakında o da aile içindeki bu onurlu yarışa katılacak ve ablalarını zorlayacaktır...
15 yeni üniversite
53'ü devlet, 24'ü vakıf olmak üzere 77 üniversitemiz vardı. Önceki gece TBMM'den geçen yasa ile 15 yeni üniversitemiz daha oldu. YÖK, sadece 4'üne onay vereceğini açıklamıştı. Ama istese de artık engelleyemez. En fazla, yeni açılacak fakültelere kontenjan vermeyebilir ki, bu da kendisine duyulan kızgınlıkları daha fazla artırmanın ötesine geçemez.
Bu konuda asıl düşündürücü olan, hükümetin, kurucu rektör olarak, bu makamlara kimi atayacağı. Hükümet, YÖK ve üniversiteler konusunda önemli bir sınav verecek. Partizanlığı bir yana bırakıp bu koltuklara, hak eden isimleri atarsa, kendilerine karşı önyargılı olanların bu tavırlarının yumuşamasına neden olabilir.
Yok eğer TÜBİTAK, TRT ve daha pek çok kurumdaki atamalarda olduğu gibi bu konuda da bir dayatma içine girerse, yeni gerginlikleri beraberinde getirir.
Van Rektörü
Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın yargılanması aşamasında, hükümetin, yargının, medyanın ve sivil toplum örgütlerinin doğru bir sınav verdiğini söylemek abartılı olur.
Bir kurumun haklı çıkması için diğerlerinin yıpranması gerekmezdi. Bu davanın kazananı olmadı. Kaybedeni ise A'dan Z'ye tüm Türkiye.Atılan yanlış adımları düzeltmek için gösterilen çabalar da maalesef hep ters tepti ve bugünlere gelindi.
Taraflar içinde, en sağduyulu olanımız, bu konuda en çok ıstırap çeken Aşkın oldu. Yaptığı açıklamalar, kendisine bu haksızlıkları reva görenlere verilecek en iyi cevaptı.
Umarız, böylesi tatsız durumlar bir daha hiç ama hiç yaşanmaz.
Özetin özeti: Onca güzellik varken mutluluğu neden hep uzaklarda arıyoruz ki? 2006, kırgınlıkların değil, güzelliklerin yaşandığı bir yıl olsun. Sağlıklı ve bir o kadar da keyifli bir yıl dileğiyle...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|