|
Biz bize benzeriz, ama...
BİR zamanlar Cumhuriyet bayramlarında sokaklara, caddelere sloganlar asılırdı, bunlardan biri "Biz bize benzeriz!"di, biz kimdik.
Pek bunu karıştırmazdık, zaten kitaplarda bizim kim olduğumuz yazardı. "Biz Altaylardan ok atar, Alpleri geçerdik!" ya da "Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?" diye koskoslanırdık. Bunu da beğenmezseniz, her sabah minicik çocuklara okuttuğumuz ant yeterdi:
"Türk'üm, doğruyum, çalışkanım!"
Hâlâ da her sabah çocuklara bunu okutuyorlar ya!
Okunmasın mı?
Okunsun ama, çocuk hayata atılınca her Türk'ün "doğru", her Türk'ün "çalışkan" olmadığını görünce, yaşayınca kafası karışmaz mı, şöyle düşünmez mi?
"Ben de Türk'üm, o da Türk! Ben doğruyum, o eğri. Çalıyor, çırpıyor, köşeyi dönüyor. Ben değil köşeyi dönmek, köşeye yaklaşamıyorum bile!"
***
CAHİT Sıtkı'nın şiiri gibi "Taşın sert olduğunu" yaşadıkça anlıyordu:
"Gökyüzünün başka rengi de varmış
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar, ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış."
***
MADEM biz bize benziyorduk, benzediğimiz "biz" neye benziyordu.
Birkaç örnek...
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, televizyonda anlattı...
Futbolcular için İngilizce kursları açmışlar, bir iki gün sonra Türk futbolcular kaçmış, Brezilyalılar İngilizce öğrenmeye devam etmiş...
İşte biz...
***
GEÇENLERDE İstanbul'un en eski tarihi otellerinden birinde, bir dostumuzun kızının nişan törenine gittik, açık büfe vardı, yani herkes sıraya girip elindeki tabağa istediğini alıyordu. Tabakların olduğu masanın üzerinde çatallar sıralanmış duruyordu, bıçak yoktu. Sofraya oturunca söylendik, bir hanım anlattı:
"Mahsus bıçak koymuyorlar!.. Çünkü çatal ve bıçakla yemek yerken, çatal sol ele, bıçak sağ ele alınır, yemek sol eldeki çatalla ağza götürülür. Oysa bazılarına göre, sol elle taharet alınır, yani büyük aptesten sonra sol elle temizlenir... Bu yüzden sol elle yemek yemeye karşılar. Bıçak olmayınca, çatal sağ ele alınıp öyle yemek yeniyor!"
Pek inanamadık, şef garsonu çağırdık:
"Niye servise bıçak koymadınız?"
"Bıçakla kesilecek bir yemeğimiz yok da!"
"Hiç olur mu, hemen her yemekte bıçak kullanılır!"
Şüphemiz kuvvetlendi ama, hâlâ inanmak istemiyoruz.
***
GEÇEN gün AKP'li bazı belediyelerin "içki yasağını" konuşuyoruz. Önceleri nerelerde içki verileceği, polis ve kaymakamların elindeydi, onların bir haritası vardı. O haritaya göre, içki verilirdi, içki satılmayacak yerleri bilirlerdi.
AKP iktidarı bu yetkiyi belediyelere verdi.
Niye?
Niye olduğu yaptıklarından belli, ellerinden gelse şimdilik dağ başında meyhane açtıracaklar, ilk fırsatta tümüne yasak koyacaklar.
Tartışma sürerken biri "Kimse kimsenin içkisine karışmaz" dedi...
"Elbette karışamaz ama, yönetim belirli ölçüler içinde, içki içilecek yerleri saptar, öyle her yere içki ruhsatı vermez..."
"Kimse kimsenin içkisine karışamaz!" diyen, bunu da kabul etmedi:
"Olmaz öyle şey!"
"Peki, senin oturduğun apartmanın altında meyhane, bar açılsın mı?"
"Olmaz öyle şey, aile oturuyor!"
***
DEDİK ya, biz bize benzeriz, lakin bizim benzediğimiz "biz" kim, kimlerden...
***
DİPNOT- Eski yılla, yeni yıl arasındaki farkı biz bir türlü anlayamamışızdır, sanki eski yılda olanlar, yeni yılda olmayacakmış gibi!
Siz buna inanıyor musunuz?
İnsan hayali böyle bir ayırımı icat edip hoşgörmüş...
Bize de katılmak düşer...
Yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|