Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geçen yıl kimler mutluydu?


Bir yılı daha geride bıraktık. Yirmi birinci yüzyılın başında yaşadığımız büyük krizden sonra, 2005 yılı ekonomik bakımdan pek de kötü sayılmazdı. Ama, yine de insanımızın çoğunluğu mutlu değildi.
Parası olanlar mutluydu. Zenginler daha da zenginleşti. Ürettiği değer bulmayan köylü mutsuzdu. İşsizler ordusu büyüdü. Fakirler daha da fakirleşti ama zenginlerin zenginleştiği oranda fakirleşmedi.
Parası olanlar mutluydu. Paraların % 60'ı TL'ye yatmıştı. TL'sini bankada tutanlar enflasyona oranla tarihin en yüksek reel faizini aldılar. TL'sini borsaya yatıranlar çok daha fazla kazandılar. Üstelik kazançları için doğru dürüst vergi de vermediler. Parasını dövize yatıranlar TL'cilere göre zarardalar ama dövizciler de başa baş çıktılar.
Kredi kartı olanlar mutluydu. Kaygısızca borçlandılar. Peşin fiyatına 12 taksitle mal aldılar. Satıcılar bu işten kârlı çıktı. Bankalar kredi kartı borcunu ödeyemeyenlere tefeci faizi uyguladı. Kart kullananların % 7-8'i borçlarını ödeyemedi ama borçlarını faiziyle ödeyenler sayesinde, bankalar bu işten iyi kâr etti.
İş âlemi mutluydu. Vergi oranları düşürüldü. Üstelik uygulama geriye dönük olarak yapıldı. Kârlar arttı. Bu yıl hepsi, tarihi rekor kârlar elde edecekler.
Merkez Bankası mutluydu. Enflasyonu nihayet düşürdü. Bu sonuç değerli TL sayesinde başarıldı. TL değerli tutulunca, ithalatçılar yabancı malları ucuza ithal edip bol bol piyasaya sürerek zenginleşirken; ihracatçılar dayanamaz noktaya geldiler, fakirleştiler.
Kredi kullananlar mutluydu. Kredi kullanımı patladı. Kredi faizleri, Merkez Bankası faizinin altına düştü. Çünkü, iç tasarruflar karşılığında değil, dışarıdan ucuz borçlanılarak kredi verildi. Tüketici kredisi ve konut kredisi patladı.
Gayrimenkul müteahhitleri mutluydu. Hayal satıp paraları kasalarına yerleştirdiler. Böylelikle, geleceğin yeni zenginleri belirlenmeye başlandı.
Hükümet mutluydu. "Mutlu et ki, mutlu olasın" politikası uyguladılar. Amerika'yı, AB'yi, IMF'yi mutlu ettiler. Karşılığında, destek, not artışı ve müzakerelere başlama izni aldılar. İş âlemini mutlu edip medya desteği sağladılar. Elde kıymetli ne varsa özelleştirip sattılar ama bütçe açığını da iyice küçülttüler. Ekonomiyi ve dış ticareti büyüttüler. Genelde başarılıydılar.
Hükümet yandaşı işadamları çok mutluydu. İyi işler aldılar. İşlerine uygun yasalar çıkarttırdılar.
Muhalefet mutsuzdu, umutsuzdu. Hükümete karşı, ayağı yere basan eleştiri getiremediler. Toparlanamadılar. Birleşemediler. Hâlâ, kendi içlerinde yeni bölücüler üretme peşindeler. Ama iktidarı bölemediler.
Memurlar ve iş bulabilenler mutsuz sayılmazlardı. Durumlarını korudular. Hatta, tüketici kredileri sayesinde harcamalarını artırdılar. Ucuz ithal malları sayesinde alım güçleri biraz arttı. Sağlık ve sosyal güvenlik sorunları çözüm eğilimine girdi. Enflasyon düştü diye sevindiler. Ama kiraları arttı.
Yargı mensupları mutsuzdu. Tarafsız ve müdahalesiz yargı olduğu konusunda kamuoyunu ikna edemediler. Üstelik, kendi aralarında sıkıntıları vardı.
Cumhurbaşkanı, üniversite ve ordu mensupları mutsuzdu. Türbanlı Başbakan eşinin kendilerini temsil etmesini bir türlü içlerine sindiremediler. Ama, AKP'nin devleti ele geçirme atağına ve aşırı kadrolaşmasına engel olmak için çalıştılar. Bazı köşe yazarlarıyla birlikte, laik cumhuriyeti savunabilen tek güç oldular.
Bunlar dışındakiler de mutsuzdu. İşsizlik, fakirlik ve çaresizlik arttı. Enflasyonu düşürme pahasına yatırımlar durduruldu. Terör yeniden tırmandı. Şehirleri kapkaç çeteleri sardı.
Mutsuzların sayısı mutlulardan fazla. Ama, mutluların güçleri mutsuzlara göre çok çok daha fazla.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Temel gösterge
YENİ bir yıla girerken Türkiye'nin belli başl...
Çetin ALTAN
2005'in son günü...
Kendi hayat düzeyiyle de ilgili olarak, kendi...
Melih AŞIK
10 milyarlık çizgi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Evrensel gazetesin...
Fikret BİLA
Kıvrıkoğlu: "Sorun TSK değil, AB'nin çifte tutumu"
Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ord...
Hasan CEMAL
2006'da istikrar!
Hangisi? İyimser mi? Karamsar mı? Yoksa gerçe...
Güneri CIVAOĞLU
Gönüldeki aslan
Matematikte çok bilinmeyenli denklem "kademel...
Can Dündar
Seviye testi
Turgut Özal, bir gün partisinin Meclis grubu...
Abbas GÜÇLÜ
Aydın Doğan, yeni üniversiteler ve Rektör Aşkın
Patronumu sevdiğimi daha önce dile getirmişti...
Semih İDİZ
TSK hakkındaki ezberi bozan bir araştırma
Son yazımda 2006'nın Türk-AB ilişkileri açısı...
Hasan PULUR
Biz bize benzeriz, ama...
BİR zamanlar Cumhuriyet bayramlarında sokakla...
Derya SAZAK
Örnek okullar
Yılın son etkinliğinde Üsküdar Örnek Mahalles...
Meral TAMER
Yaşar Kemal'in uzattığı zeytin dalı
169 imzalı son Aydınlar Bildirisi'nde Orhan P...
Tamer HEPER
2006'ya hazır mısınız?
Bu gece yeni bir yıla gireceğiz. Gündeme şöyl...
Yaman TÖRÜNER
Geçen yıl kimler mutluydu?
Bir yılı daha geride bıraktık. Yirmi birinci ...
Güngör URAS
Woody İstanbul'a geldi
Woody, perşembe akşamı İstanbul'da. Lütfi Kır...
M. Ali BİRAND
Çok güzel bir yıl geçirdik
2005, son yıllarda pek görmediğimiz, pek alış...

© 2005 Milliyet