Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ocak 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu koltuklar bize miras kalmadı

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Ali Susam, ikinci seçim zaferinin ardından konuştu: Zamanı gelince ayrılmayı bilmek gerekir

Banu Şen


İzmir, Mehmet Ali Susam'ı 43 yıllık esnaf başkanı Cemal Tercan'ı devirdiği seçimlerle tanıdı. Susam, bir hafta önce yapılan Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Genel Kurulu'nda da güven tazeledi, ikinci kez aynı görevin sahibi oldu. Susam, "tek adam" eleştirilerine adeta sandıkta yanıt verdi, oyların yüzde 90'ından fazlasını aldı. Susam'la geçmişi, bugünü ve geleceği konuştuk.

Niyeti kimya mühendisliğiydi

Daha önce neler yapıyordunuz?
Ege Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunuyum. Üniversiteyi bitirdikten sonra ticaret hayatına başladım. Gıda alım satımı ile uğraşıyordum. Yıllarca aynı mesleği yaptım. Ticaret bizim baba mesleğimiz. Babamdan gördüğüm, aldığım birikimle üniversiteden sonra ticarete atıldım. 1983'ten itibaren Buca Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nda yöneticiliğe başladım. O yıllardan itibaren de sürekli esnaf ve sanatkarın mesleki sorunlarını dinledim. Teşkilatları güçlendirme anlayışı içinde çözüm getirmeye çalıştım. Birçok iktisadi kuruluşun yapılanmasına önderlik ettim. Bunlardan biri de BESAŞ'tır. Son dönemde de BESAŞ tipi kurulmuş şirketlerin ortaklığını oluşturduk. Tekelin alkolünün özelleştirilmesinde de yüzde 13'lük bir hisseyle konsonsiyumun ortağı olduk. Bunun da yöneticiliğini yapıyorum. 81 ilde bulunan BESAŞ gibi şirketlerle, TÜTSAB'ı (Tekel Ürünleri Toptan Satış Birliği)kurduk. TÜTSAB vasıtasıyla da bir konsorsiyum oldu.

Özelleştirmede başarı sağladı

Nurol, Limak, Özaltın'la birlikte alkolün özelleştirmesini de yaptık. Yani hem yöneticilik görevimi hem kendi ticari ilişkilerimi hem de çok ortaklı şirketler vasıtasıyla esnaf ve sanatkarın iktisadi hayattaki faaliyetlerine de yön verme çabasındayım. Bu çalışmalarımız sonucu da İzmir esnaf teşkilatı bize 2001 yılında başkanlık görevi verdi. Aynı zamanda Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nda görev yapıyorum.

Eleştiriler yanlış

Yeniden başkan seçildiniz. "En çok BESAŞ yüzünden eleştirildim" diyordunuz. Bu başarısız bir örnek miydi?
Çok başarılı bir örnektir. "Eleştirildim" dedim ama haksız eleştiri anlamında söyledim bunu. Yani insanlar yanlış eleştiriyor. Bu, Türkiye'de bir çok kuruluşun büyük işletmelere karşı tedarik organizasyonu anlamında yapması gereken bir oluşumdur. BESAŞ örneğinde başarılı olduk ki, Türkiye'nin en büyük alkol işletmesini, devletin işletmesini özelleştiren konsorsiyumun içerisinde yer aldık. Aynı zamanda BESAŞ 1990'lı yıllarda kurulmuş çok ortaklı şirketler içerisinde ayakta kalmış tek örnektir. O dönemde kurulan EGS'lere, diğer çok ortaklara baktıldığında...

40 milyon dolarlık yatırıma sahibiz
Kriz dönemlerini atlatıp o krizlerden çok ortaklı başarılı bir şirket olarak çıktık. Ayakta kaldık. Özelleştirmede devletin en büyük şirketini bizim dönemimizde de en büyük özelleştirmeyi yapıp 300 milyon dolara bu işin Mey'in (Tekel'in alkollü içeçek fabrikaları alan şirket) ortağı haline geldik. Yüzde 13 ortaklığımız çok önemli bir rakam. 300 milyon dolarda 40 milyon yapıyor. 40 milyon dolarlık yatırımı yapmış İzmir'de kaç şirket var? Aynı zamanda tedarik şirketi organizasyonları için de Türkiye'ye örnek olduk.

İşletmeleri ayakta tutmak şart
Biz bu konuda tüm arkadaşlarımızı teşvik ettik, diğer meslek kollarını da.... Ancak bu konuda yasal düzenlemeyle hükümetin desteğine ihtiyaç var. Fransa'da Almanya'da tedarik şirketleri özellikle teşvik edilen şirketlerdir. Çünkü küçük işletmelerin sadece yasal düzenlemeyle ayakta kalmasını sağlamak mümkün değil. Küçük işletmelerin ayakta kalabilmesi için büyüklerin tüm imkanlarını onlara sunabilmek lazım. Bu şekil ülke ekonomisine katkıda bulunacak. Kayıt dışını kayıt altına alıp haksız rekabeti de önleyecek. Anlatmakta eksik kaldığımızı görüyorum.

Mücadeleye tüketici de katılmalı

Kayıt dışıdan söz ettiniz. Kayıt dışı ile ilgili sosyete pazarları ile ilgili hareket başlattınız, O zaman sizin ilginiç bir açıklamanız olmuştu. Bu bir zincir demiştiniz. Sadece faturasız mal satanlar değil üretenden belediyeye defterdara kadar tüm zincir suçlu demiştiniz...
İmalat noktasından başlayarak pazarda tüketiciye kadar giden zincirde bir kayıt dışılık var. Önlenmesi için bakanlıktan defterdarlığına tüketiciye kadar herkesin mücadele etmesi gerekir. Kayıt dışılıkla mücadele çok genel bir politika halinde yapılmalı. Bu politikada da tüketici bazında da benim ödedediğim vergi devletin kasasına gidiyor ve benim için harcanıyor anlayışı yerleşmeli. O inancı tüketen insan kabullenmeli. İnanmalı. O zaman çok daha rahat mücadele olacak. Tüketici ödediği verginin doğru kullanıldığına inanmalı ve o vergiyi ödemeli. Vergili satan esnaf pahalı ve suçlu gibi gösterilmemeli. Devlet anlayışı içerisinde onun bir görev yaptığını, devlete bir bedel ödediğini ve bunun vatandaşa da geri döndüğünü anlatmalıyız. Zincirin ana halkalarında kopukluklar var. Yoksa bunun içinden çıkılamaz.

465 bin bakkal kepenk indirdi

İzmir'de esnaf sayısında azalma oldu mu? Esnaf ne durumda?
İzmir'de tam aktif, iş yapan 215 bine yakın güncellenmiş esnaf ve sanatkar var. Kepenk kapatmaların nedenlerini tam olarak tespit etmemiz lazım. 2005 yılı içerisinde Sanayi Bakanlığı ile beraber çalışmamız sonucu esnaf ve sanatkarımızın sicilini yeniledik. Hangisinin ekonomik hangisinin ticari nedenlerle işi bıraktığını tespit etmek mümkün değil. En çok etkilenen kesimlerden biri bakkallar. Türkiye'de 465 bin bakkal kepenk indirdi.
465 bin bakkalın kepenk kapattığı bir ülkede perakendecilik sektörünün geldiği durumu bir daha oturup düşünmemiz lazım. Getirdiği sosyal boyutları düşünmemiz lazım. Bu anlamda İzmir'de de böyle bir ciddi sıkıntı var. Ama bunun dışında zincir mağazacılığı 70'e yakın işkolunu etkiliyor. Birçok işletmemizin haksız rekabet sonucu kepenk kapattığı ortada. Yine yanlış uygulamalar nedeniyle kitapçı, kırtasiye, tuhafiye sektörtünde sıkıntı yaşandığı açık.
Bunların altında da haksız rekabet ve kayıt dışı yatıyor. Sonuç olarak bu kesimlerimiz yıl içerisinde ciddi bir sıkıntıya düştüler. Küçük işletmelerin bir tanesinin kapanması bir ailenin sıkıntıya girmesi, eğer yanında bir kişi çalıştırıyorsa iki ailenin bu duruma düşmesi olarak algılanmalı. Şimdi ekonomideki genel iyileşmelerin kamuya, esnaf sanatkara yansımadığını görüyoruz. Tam tersine daha da bizim aleyhimize işlediğini görmekteyiz. Hükümetten bunun düzeltilmesini istiyoruz. Ülkede uygulanan ekonomik politikalar, küçük işletmeler açısından çok haksız bir noktada.


AB sürecinde esnafı zorluklar bekliyor

Yeni dönemdeki çalışmalarınızın ağırlığı ne olacak?
Avrupa Birliği sürecinde, esnafın sorunlar ve sıkıntılarla karşılaşacağını biliyoruz. Bu sıkıntıların aşılması konusunda hükümetle gerekli diyaloğu kurup küçük işletmelere destek sağlanması konusunda çaba harcayacağız. Kesimimizi AB'ye hazırlamak için yasal düzenlemelerin yapılması konusunda mücadele vereceğiz. Parlamentodan çıkması gereken yasalarla ilgili çalışmalarımız bu dönemde ağırlıkta olacak. Tüm bunları çok kararlı bir şekilde gerçekleştirmeye çalışacağız.

Bu işi yaparken paranın sözü olmaz

Eleştiri aldığınız konulardan biri de maaşlarınızdı. Şu an ne kadar maaş alıyorsunuz?
Benim aldığım maaşlar genel kurullarda üyelerin oylarıyla ve hele son dönemde parlementodan çıkan yasayla sınırları belirlenmiş bir maaştır. Benim İzmir Esnaf Odaları Birlik Başkanı nedeniyle aldığım maaş 3 bin 500 YTL. O civarda bir para alıyorum. Yeni yasayla maaşımın sınırı bu rakam. Bunlar bana göre işin esnaf teşkilatında yapılan çok ulvi anlamlı hizmetleri gölgelemek için söylenmiş laflar. Teşkilatta para için, hele bizim konumumuzda bizim birikimimizde insanların para için iş yapması söz konusu olamaz. Teşkilatlarda hizmet yapabilmek en büyük onurdur. Kendi ticari işlerimizden, kendi yaşamımız idame ettirecek kaynaklarımız var.

Misyonumu tamamlayıp ayrılacağım

43 yıllık bir başkanı, Cemal Tercan'ı devirip geldiniz. Yeni yasaya göre biz bu kadar uzun süre görev yapamayacaksınız. Başkanlıktan sonra ne yapacaksınız?
İkinci kez başkan seçildim. Yasa yeni çıktığı için bir hakkım daha var. Ama benim o kadar uzun yıllar kalmak gibi bir isteğim yok. Göreve gelirken de söyledim. Çok uzun süre buralarda kalmayı gerek olmadığın söyledim. Yeter ki bu kurumu doğru bir kurumsal işleyişe ve yapıya oturtalım. İzmir Esnaf Odaları Birliği'nde göreve geldikten sonra bu konuda önemli başarılar elde ettiğimizi düşünüyorum. Teşkilatta birliği bütünlüğü sağladık. Seçim sonuçları da gösteriyor ki büyük bir birlik bütünlük sağlamışız. Yüzde 91'lik bir oy çokluğu var. Biz birliğin bütünlüğünü aynı zamanda kurumsal kimlğini de sağladık. İSO 9001 2000 kalite yönetim belgesi aldık. Demek ki; bu birliğin kurumsal kimliğini oluşturup, vizyonumu misyonumu tamamlayıp, rahatlıkla kurumu alıp götürecek yöneticiler de yetiştirip gönül rahatlığıyla ben buralardan ayrılabilirim.
Ve her yöneticinin yapması gereken durum da budur. Buralar bize ne babamızdan miras kalmadı. Buralardan ayrılmasını bilmek gerekir. Ardından gönül bağımız devam eder. Fiilen teşkilatların içinde olmayı düşünmüyorum. Esnaf teşkilatına, hizmet edeceğimiz başka bir ortam olursa ederiz.

Dost meclisinde şarkı söylerim

Günlük hayatta neler yapıyorsunuz?
Çalışma hayatım çok rutin. Bahçeyi seviyorum. Bahçemiz var. Buca'da zeytinliklerimiz var. Yağ yapıyoruz. Bursa'da da doğum yerimde babamın bana bıraktığı zeytinlikler var. Ticaret yapacak kadar yağım zeytinim var. Sofralık zeytinim var. Onun dışında hayvanları çok seviyorum. Kangallarım var. Kangalım 8 tane yavru yaptı. Çok güzeller. Müziğe ilgi duyuyorum. Halk Müziği, Türk Sanat Müziği söylerim. Dost meclislerinde söylüyorum.

Kitap okuyor musunuz? Sinemaya tiyatroya ilginiz var mı?
Çok kitap okurum. Yeni yıl hediyesi aldığım iki kitabı okumaya başlayacağım. Masamda duruyorlar. "Kızlarıma Mektuplar" ve "Benden Selam Söyle Anadolu'ya" adlı kitapları okuyacağım. Sinemayı da çok seviyorum. En son "Babam ve Oğlum"u izledim. Ondan önce de "Gönül Yarası"nı izlemiştim.









EGE
Bağ-Kur'dan son bir uyarı
Çocukların omzundan büyük bir yük kaldırıldı
Bu koltuklar bize miras kalmadı
HEP BÖYLE OLSUN
Kış, buraya uğramıyor
Affın sonu bu!
Kadınların Avrupa hedefi
Şirince'den dünyaya Türk el sanatları ihracı
Ekmek teknesi 33 yıldır aynı
Fotoğrafın 'şiirsel' dili
Haydi çocuklar Kuş Cenneti'ne
Kartpostal geleneği unutulmaya yüz tuttu
Genç patronlar neşe doluydu
Tiyatro keyfine Başkan da katıldı
Barbaros Çocuk Köyü tekrar eski günlerine döndü
Sanatçılı açılış
Bilinçli alışveriş oyunu
Kaşkaloğlu da kapılarını açtı
Boş yataklar, kültür turizmiyle dolacak
Organ naklinin filmi
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Necati Çetiner
Özgür Kaynar

© 2005 Milliyet