Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Ocak 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dikensiz gül bahçesi!


Solun siyaset yapma tarzı... Solda slogan şehveti... Solun soyut lafa düşkünlüğü... Solun "muhalefet için muhalefet" illeti...
Bizde solun hasta yanıdır bunlar.
Derya Sazak'ın Sohbet Odası'nda dün (Milliyet, s.19) bu konuları da ele alan ilginç bir konuşma vardı.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ayşe Buğra, CHP'yi, solu değerlendirirken şöyle diyor:
"Sol, halkın somut sorunlarıyla ilgilenmiyor. Slogan üretiyor. Neo-liberal kesimlerin Özal'dan beri sürdürdükleri alternatifsizlik söylemi karşısında solun yapacağı o kadar çok şey var ki... Türkiye'de solun iktidar potansiyeli her zaman var. Eksik olan ne mi?
Siyaset yapma biçimi...
Soyut laflar edip, sadece iktidarın yaptıklarına karşı çıkarak alan kazanmaya çalıştıkça olmuyor. Siyaset bu şekliyle insanlara çekici gelmiyor. Üniversiteler ve sivil toplum örgütleri somut çözümler üzerinde çalışanlarla dolu. Sol bu insanlara, özellikle gençlere ve kadınlara ulaşamıyor."
Katılıyorum Prof. Buğra'ya.
Sol, ya da Baykal'ın CHP'si daha çok sloganlar üzerinde yol alacağını sanıyor. Somut çözümler yerine soyut laf üretmek daha kolayına geliyor.
Bir başka kolaycılığı var:
İktidarın ak dediğine ille de kara diyerek muhalefet yapmak...
Bu da hiç değişmiyor.
Yapıcı olamıyor Baykal muhalefeti. Sürekli negatif olanı pompalayan bir muhalefet anlayışıdır bu...
Bizde solun bir başka hastalıklı yanı da örgüt ile ilgilidir. Örgüt daha çok, Ecevit ve Baykal örneklerinde olduğu gibi, parti içi iktidarı sürdürmenin bir aracı olarak görülür.
Parti böylece dikensiz gül bahçesi haline getirilir. Hiçbir farklı görüşe, renge yer verilmez.
Parti gitgide kısırlaşır.
Canlılılığını ya da yaratıcılığını yitirirken, her geçen gün daha çok lider sultası altına girer. Böylece yenilenme şansını da kaybeder.
Buna karşılık Avrupa'da öteden beri yaşanan tam tersidir. Sosyal demokrat partiler kendi içlerinde farklı kanat ve görüşlere her zaman yer vermişlerdir. 'Parti içi demokrasi'dir bu çok sesliliği bir arada tutan çerçeve.
Ama bu sayededir ki, muhalefette yenilenerek kendilerine iktidar yolunu açabilmişlerdir.
İngiltere'de Blair'in yeni sol hareketi, Almanya'da Schröder'in yeni orta hareketi, parti içi demokrasiden yararlanarak önce partilerinde, sonra ülkelerinde iktidarı yakalamışlardır.
İspanya'da Felipe Gonzales, İspanyol Sosyalistlerini önce devrini tamamlamış Marksizm'den kurtarmış, sonra iktidara taşımış, arkasından da ülkesini AB'ye sokmuştur.
Yunanistan'da Kostas Simitis, Yunan sosyalistlerini Andreas Papandreu'nun 'üçüncü dünya solculuğu'ndan arındırarak iktidar yapmıştır.
Bir başka deyişle:
Avrupa'daki bu sosyal demokrat partiler, dikensiz gül bahçesi olmadıkları içindir ki, canlılıklarını korumuşlar, kendi ülkelerindeki entelektüel enerjiyi seferber ederek ve muhalefette kendilerini yenileyerek iktidara tırmanmışlardır.
Ecevit örneği ise bunun tersidir.
Önce CHP'yi, sonra DSP'yi dikensiz gül bahçesine çevirdi.
Sonu malum...
Şimdi de Baykal'ın CHP'si dikensiz gül bahçesi...
Bakalım sonu ne olacak?

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İç göç, tehdit ve fırsat
MİLLİ Güvenlik Kurulu'nun iç göç meselesini i...
Melih AŞIK
Kimliğini görelim
Bir anayasa hukukçusu olan Cumhurbaşkanı Ahme...
Fikret BİLA
Baykal: Aslan yatağına tilki yakışmaz
Siyaset gündemine hayvanlarla ilgili özdeyişl...
Hasan CEMAL
Dikensiz gül bahçesi!
Solun siyaset yapma tarzı... Solda slogan şeh...
Güneri CIVAOĞLU
Kopenhag "..." ölçütü
Paris/Orly Havalimanı'nda yaşanan bir "3 nokt...
Can Dündar
Genelev referandumunda benim oyum
Ben çocukken anneannemin evi Ankara'da İsmet...
Abbas GÜÇLÜ
Hani bilişim çağını yakalayacaktık?
Başbakan Erdoğan'ın en büyük özlemlerinden bi...
Hurşit GÜNEŞ
2006'ya bakış: Önce dünya
2005 yılından ayrıldık. Ve yeni bir yıla, 200...
Derya SAZAK
Özel Harpçiler
Kemal Yamak Paşa'nın Doğan Kitap tarafından y...
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu: "Hem karşıydım, hem imzaladım"
Aydınlar Bildirisi'ne ilişkin son tartışmalar...
Güngör URAS
Rusya Ukrayna'nın gazını kesmekte haklı
Doğalgaz satışı şimdilerde Rusya'nın en öneml...
Serpil YILMAZ
Ukrayna Türkiye'nin doğalgazını çalar mı?
Rusya ile Ukrayna "1 Ocak 2006" krizi çıkardı...
M. Ali BİRAND
Bu yıl en çok, tek bir soru sorulacak
Bugünden itibaren yıl içinde, bir soru sorula...

© 2006 Milliyet