|
Adalet Ağaoğlu: "Hem karşıydım, hem imzaladım"
Aydınlar Bildirisi'ne ilişkin son tartışmalarda, ünlü yazar Adalet Ağaoğlu nerede duruyor? Telefon görüşmemizde "Hem karşıydım, hem imzaladım" dedi. Nedenini de lütfedip kendisi, Milliyet okurları için yazdı:
"169 imzalı bildiri üstüne başta şunu söylesem iyi olacak:
29 Kasım 2005 günü, Milliyet'teki köşenizde Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın uğradığı "infaz" karşısında sessiz kalmaktan duyduğunuz utancı dile getirmiştiniz.
Düşünceyi ifadenin de kendine has zamanları var.
Olmalı.
Sayın Rektör'ün apar topar tutuklanması konusu üstüne "yargıyı etkilememe" görüşü taşıyanlardan bazıları için de herhalde, utanç dolu suskunluk dili sizin bu işaretinizle çözülmüş oldu. Kendi adıma bu, benim sabırlı suskunluğumun patlama anına rastladı; hemen sizi aradım. Utancınızda yalnız olmadığınızı bildirmeden edemedim.
Görüldü ki, rektöre uygulanan "yasal işlem"e karşı tepki sahipleri, tahminlerin çok üstünde. Köşenizde bütün bu kişilerden çoğunun sesli ve sözlü düşünce ifadelerine yer açmaya çalıştınız. Çok anlamlı bir çoğalış yaşandı. Bu olgu sivil dayanışmanın çok güzel örneklerinden biri.
İlhan Başgöz'ün mesajı
Bu arada yıllardır ABD'de bilimsel uzmanlık alanı Türk folkloru üstüne dersler veren Sayın Prof. Dr. İlhan Başgöz'den bir telefon da ben aldım. Dillerin çözülmesi bağlamında duyduğu sevinci söylüyor, "Peki ama yazar birlikleri, ilim - bilim kurumları neden bu kadar sessiz?" diye soruyordu. Aynı zamanda kendileri de Yücel Aşkın'ın durumu üstüne basında bir açıklama yaptılar zaten, bilindiği gibi.
Üniversite rektörü ile ilgili yargı kararını beklediğimiz günlerde yazar Orhan Pamuk'un dava sorgulanması, zaman dilimi açısından yan yana, neredeyse iç içe düştü. Tarih Vakfı'nın 6 - 7 Eylül Sergisi, Ermeni Konferansı, TCK'nın (eski 159, 288/yeni 301, 305) maddelerinin "cevaz vermesi" (!) üstüne, hani sanki hakimden savcıların çeşitli yazar çizerler hakkında açtıkları davalar birbirini izledi. 6 - 7 Eylül Sergisi'ne, Ermeni Konferansı'na saldırılar yetmiyormuş gibi, Orhan Pamuk'un yargılaması sırasındaki saldırılar, hukuk devletine güven duygusunu zedelememiştir denemez.
Neden imzaladım?
Düşünceyi ifade özgürlük hakkı üstünde esen terör havası nerdeyse Yücel Aşkın'ın hayat hakkını ikinci plana itti. Fiili saldırı karşısında duyulan büyük kaygının kaynağında Türk Ceza Kanunu'ndaki 301-305 maddelerinin niyetlere açık kapı bırakması yok denilebilir mi?
Bu maddelerin düşünceyi ifadede potansiyel suç ve suçluluk anlamı içermesinin, saldırı eğilimlerini de cesaretlendirdiğine tanıklığın yarattığı kaygı büyük. Bu kaygının büyüklüğü, 169 imzalı bildiride ifadesini bulmuştur demek istiyorum. Bu da sivil bir girişim. Bildiriyi imzalamam konusunda bütün bu bağlantıları göz önünde tuttum diyebilirim.
Nelere itiraz ettim?
Şimdi anlaşıldığı kadarıyla bildiri metni, imzalayanlar ve imzalamayanlar bakımından tartışmalara yol açmıştır. Yücel Aşkın'ın durumuyla ilgili yukarıdaki özeti, bildiriyi imzalayanlar arasında olduğum için yaptım. Bildiriyi yazıp, imza toplama çabasını üstlenmiş gazete yazarı Oral Çalışlar, bana ulaşıp da bildiri hakkında bilgi sahibi ettiği zaman duraladım. Hem bildirinin girişi henüz daha TCK 301-305 maddelerine çarpılmışlardan söz açılmadan yazarımız Orhan Pamuk adı üstünden yapıldığı için, hem de Rektör'ün "infazına" değinilmediği için.
Pamuk'un yargılanması sırasındaki saldırı, saldırılardan kaygıları arttırıcı nitelikte, ancak ifadeye özgürlük üstüne fiili saldırıların kapsamı 301-305 maddelerinin hemen kaldırılması önerisinin dışında diyemem ama, çok daha ötesinde. Daha farklı bir metnin hazırlanmasını gerektirebilir.
Pamuk girişte olmasın
Oral'a giriş cümlesinin, eksiklikler tamamlandıktan sonraya, metnin sonuna alınmasının daha kavrayıcı olabileceği kanaatinde bulunduğumu bildirdim. Önerimi olumlu karşıladı. Ama herhalde haklı olarak eldeki metin üstünden o zamana kadar 50'den fazla imza toplandığını, geri dönüp hepsine yeniden başvurulamayacağını söyledi. Metni kendi adıma benim önerim çerçevesinde değiştirilemeyeceğini bile bile imzaladım. Çünkü Sayın Rektör'e ilişkin düşüncemi önceden açıklamış bulunuyordum. 301-305. maddelerinin hemen değiştirilmesi önerisine, bu kampanyaya katılmaktayım.
Linç olayları, saldırılar yükseldikçe yükselmekte: Bu da yazar çizerler ötesinde daha geniş katılımı ve uyarıcı bir dayanışmaya ihtiyaç göstermekte. Bildiri keşke tek başına Orhan Pamuk'a arka çıkma gibi izlenim uyandırmayabilseydi. Gerek TCK'nın ilgili maddeleri, gerekse ifade özgürlüğüne saldırı bütün yurttaşlar için geçerli. Kaygının büyüklüğü de bundan ötürü.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|