|
Askerle AB ilişkisi!
Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl bakıyor? Taraftar mı? Taraftarsa, hangi koşullarda? AB'ye ilişkin kaygıları nedir? Uzun süredir hangi soru işaretlerine karşılık arıyor?
Kısacası:
Askerle AB ilişkisi!
Bu konuda Amerikan Foreign Affairs dergisinde uzun ve ilginç bir makale yayımlandı. (*)
Makalenin ortak imzalarına gelince:
Türk Silahlı Kuvvetleri'nden Binbaşı Doğan Akyüz; emekli binbaşı Nihat Ali Özcan; halen George Washington Üniversitesi'nde yardımcı profesör olarak çalışan, Bilkent Üniversitesi'nden izinli Ersel Aydınlı.
Makalede yer alan görüşlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bakışını birçok açıdan yansıttığı söylenebilir.
Asker, AB'ye taraftar mı?
Bu sorunun yanıtı evet.
Hangi gerekçelerle taraftar?
Bu konu da aydınlık.
Özetle deniyor ki:
Türkiye'nin bazı temel sorunları vardır. Kürt sorunu; yükselen İslamcılık; Yunanistan'la iyi gitmeyen ilişkiler; bitmeyen ekonomik sorunlar; Amerika'yla Irak'a ilişkin görüş ayrılıkları; Türkiye'nin 'Avrupa Ordusu'nun dışında kalması ihtimali gibi...
İşte, bütün bu temel sorunların çözüm yoluna girişinin AB ile kolaylaşacağına inandığı içindir ki, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üyeliğe evet dediği makalede belirtiliyor.
Bu çerçevede üç neden sayılıyor:
(1) AB üyeliğinin Türkiye'ye sağlayacağı ekonomik kazançlar, hem dolaylı olarak terorizmle mücadeleyi olumlu etkileyecek, hem de toprak bütünlüğüyle siyasal birliği güçlendirecektir.
(2) Türkiye'nin AB üyeliğine doğru ilerlemesi, Avrupa ülkelerinde özellikle PKK'nın silahlı kanadına yönelik desteği azaltabilecektir. Yani AB süreci, PKK'yı tecrit ederken silahlı mücadeleye devamını da zorlaştıracaktır.
(3) Belki daha önemlisi, AB'ye üyelik süreciyle Türkiye'de Kürt konusunun ele alınması daha elverişli bir çerçeveye kavuşacaktır.
Makalede böyle deniyor.
Bu üç tespit de yerinde.
3 Ekim'le birlikte Türkiye'nin önünde açılan üyelik süreci, ekonomik açıdan bir kalite belgesi niteliği taşıyor. Türkiye, bu süreçte bu belgeyle çok daha fazla dış yatırım, dış kaynak çekecektir. Daha şimdiden bunun işaretleri fazlasıyla vardır.
Ekonomik kazançlar, terörle mücadeleyi de, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü de güçlendirecektir. AB sürecinde PKK, daha kolay tecrit edilecek, silahlı mücadele konusunda gitgide daha çok meşruiyet kaybına uğrayacaktır.
Yine AB sürecinde Kürt sorunu, çözüm açısından daha uygun bir çerçeveye oturabilecektir.
Askerin görüşü böyle mi?
Foreign Affairs'deki makaleye göre öyle. Eğer öyleyse, yukarıdaki üç noktadan oluşan çerçeve, isabetli bir çerçevedir. Bir başka deyişle, AB yolculuğu Türkiye'nin temel sorunlarının çözümü açısından hayırlı bir yolculuktur.
Ancak, makale bununla bitmiyor.
Bir büyük soru işareti var:
Ya AB sonunda su koyarsa?..
O zaman ne yaparız?
Bu soru, anlaşılan, askerin kafasını bulandırıyor. Üyelik garanti değilse, eğer sonunda Türkiye'nin üyeliği yatarsa, bu durum, atılan bütün adımlar sonunda, örneğin İslamcıların değirmenine su taşımış olmaz mı? Ayrılıkçı Kürt hareketinin eli güçlenmez mi?
Durup düşünmek lazım.
Örneğin bütün bu sorular tersinden de sorulabilir.
AB yolculuğunu kesen, AB'ye üyelik sürecinden kopan, yukarıdaki üç noktanın çizdiği çerçeveden vazgeçen bir Türkiye, askerin kaygıları bakımından daha iyi bir yere mi gidebilir mi?
Yoksa tam tersi mi olur?
Ben tersi olur diye düşünüyorum.
Ekonomi olumsuz etkilenir.
Aş ve iş sorununu çözüm yoluna sokamayan ve demokrasi çıtasını yükseltemeyen bir Türkiye'de terörle mücadele daha zorlaşır.
PKK'nın özellikle silahlı mücadele açısından tecrit edilmesi güçleşir.
Demokratik reformlar alanında fren yapan Türkiye'de Kürt sorunu daha zor çözülür ya da daha zor kontrol altına alınır.
Ve Kürt ayrılıkçılığı güçlenir.
Bir başka deyişle:
Yukarıdaki üç olumlu nokta tersine döner, eğer sonu garanti değil diye AB yolculuğundan vazgeçilirse.
Yarınki yazım da askerin AB konusundaki görüşlerini yansıttığı anlaşılan bu makaleyle ilgili olacak.
* The Turkish Military's March Toward Europe; Ersen Aydınlı, Nihat Ali Özcan, Doğan Akyaz; Foreign Affairs, Ocak/Şubat 2006 sayısı, s. 77-90.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|