Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ocak 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Askerle AB ilişkisi!


Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl bakıyor? Taraftar mı? Taraftarsa, hangi koşullarda? AB'ye ilişkin kaygıları nedir? Uzun süredir hangi soru işaretlerine karşılık arıyor?
Kısacası:
Askerle AB ilişkisi!
Bu konuda Amerikan Foreign Affairs dergisinde uzun ve ilginç bir makale yayımlandı. (*)
Makalenin ortak imzalarına gelince:
Türk Silahlı Kuvvetleri'nden Binbaşı Doğan Akyüz; emekli binbaşı Nihat Ali Özcan; halen George Washington Üniversitesi'nde yardımcı profesör olarak çalışan, Bilkent Üniversitesi'nden izinli Ersel Aydınlı.
Makalede yer alan görüşlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bakışını birçok açıdan yansıttığı söylenebilir.
Asker, AB'ye taraftar mı?
Bu sorunun yanıtı evet.
Hangi gerekçelerle taraftar?
Bu konu da aydınlık.
Özetle deniyor ki:
Türkiye'nin bazı temel sorunları vardır. Kürt sorunu; yükselen İslamcılık; Yunanistan'la iyi gitmeyen ilişkiler; bitmeyen ekonomik sorunlar; Amerika'yla Irak'a ilişkin görüş ayrılıkları; Türkiye'nin 'Avrupa Ordusu'nun dışında kalması ihtimali gibi...
İşte, bütün bu temel sorunların çözüm yoluna girişinin AB ile kolaylaşacağına inandığı içindir ki, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üyeliğe evet dediği makalede belirtiliyor.
Bu çerçevede üç neden sayılıyor:
(1) AB üyeliğinin Türkiye'ye sağlayacağı ekonomik kazançlar, hem dolaylı olarak terorizmle mücadeleyi olumlu etkileyecek, hem de toprak bütünlüğüyle siyasal birliği güçlendirecektir.
(2) Türkiye'nin AB üyeliğine doğru ilerlemesi, Avrupa ülkelerinde özellikle PKK'nın silahlı kanadına yönelik desteği azaltabilecektir. Yani AB süreci, PKK'yı tecrit ederken silahlı mücadeleye devamını da zorlaştıracaktır.
(3) Belki daha önemlisi, AB'ye üyelik süreciyle Türkiye'de Kürt konusunun ele alınması daha elverişli bir çerçeveye kavuşacaktır.
Makalede böyle deniyor.
Bu üç tespit de yerinde.
3 Ekim'le birlikte Türkiye'nin önünde açılan üyelik süreci, ekonomik açıdan bir kalite belgesi niteliği taşıyor. Türkiye, bu süreçte bu belgeyle çok daha fazla dış yatırım, dış kaynak çekecektir. Daha şimdiden bunun işaretleri fazlasıyla vardır.
Ekonomik kazançlar, terörle mücadeleyi de, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü de güçlendirecektir. AB sürecinde PKK, daha kolay tecrit edilecek, silahlı mücadele konusunda gitgide daha çok meşruiyet kaybına uğrayacaktır.
Yine AB sürecinde Kürt sorunu, çözüm açısından daha uygun bir çerçeveye oturabilecektir.
Askerin görüşü böyle mi?
Foreign Affairs'deki makaleye göre öyle. Eğer öyleyse, yukarıdaki üç noktadan oluşan çerçeve, isabetli bir çerçevedir. Bir başka deyişle, AB yolculuğu Türkiye'nin temel sorunlarının çözümü açısından hayırlı bir yolculuktur.
Ancak, makale bununla bitmiyor.
Bir büyük soru işareti var:
Ya AB sonunda su koyarsa?..
O zaman ne yaparız?
Bu soru, anlaşılan, askerin kafasını bulandırıyor. Üyelik garanti değilse, eğer sonunda Türkiye'nin üyeliği yatarsa, bu durum, atılan bütün adımlar sonunda, örneğin İslamcıların değirmenine su taşımış olmaz mı? Ayrılıkçı Kürt hareketinin eli güçlenmez mi?
Durup düşünmek lazım.
Örneğin bütün bu sorular tersinden de sorulabilir.
AB yolculuğunu kesen, AB'ye üyelik sürecinden kopan, yukarıdaki üç noktanın çizdiği çerçeveden vazgeçen bir Türkiye, askerin kaygıları bakımından daha iyi bir yere mi gidebilir mi?
Yoksa tam tersi mi olur?
Ben tersi olur diye düşünüyorum.
Ekonomi olumsuz etkilenir.
Aş ve iş sorununu çözüm yoluna sokamayan ve demokrasi çıtasını yükseltemeyen bir Türkiye'de terörle mücadele daha zorlaşır.
PKK'nın özellikle silahlı mücadele açısından tecrit edilmesi güçleşir.
Demokratik reformlar alanında fren yapan Türkiye'de Kürt sorunu daha zor çözülür ya da daha zor kontrol altına alınır.
Ve Kürt ayrılıkçılığı güçlenir.
Bir başka deyişle:
Yukarıdaki üç olumlu nokta tersine döner, eğer sonu garanti değil diye AB yolculuğundan vazgeçilirse.
Yarınki yazım da askerin AB konusundaki görüşlerini yansıttığı anlaşılan bu makaleyle ilgili olacak.

* The Turkish Military's March Toward Europe; Ersen Aydınlı, Nihat Ali Özcan, Doğan Akyaz; Foreign Affairs, Ocak/Şubat 2006 sayısı, s. 77-90.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küreselleşme bu işte
RUSYA Ukrayna'ya verdiği doğalgazı kesti. Bun...
Çetin ALTAN
Levent'te intihara teşebbüs görüntüleri
Pazartesi günü öğleyi geçe saat 14 suları... ...
Melih AŞIK
Pera çark etti
İtalya Senato Başkanı Marcello Pera, geçen şu...
Fikret BİLA
Eruygur: Kuzey Irak'ta hata yaptık
Foreign Affairs dergisinde çıkan "Türk Ordusu...
Hasan CEMAL
Askerle AB ilişkisi!
Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin Avrupa B...
Güneri CIVAOĞLU
Vanada dostluk olmaz
Başbakan Erdoğan, "Rusya Devlet Başkanı Putin...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de sanal başvurular 1 Şubat'ta
ÖSS başvuruları, önceki yıllarda aralık ayınd...
Hurşit GÜNEŞ
2006'ya girerken: Dünya ekonomisi nereye?
2005'te dünya ekonomisinin yüzde 4.3 büyümesi...
Nail GÜRELİ
Oyuncakların dünyası
Ilgın, "Babam bana oyuncak alırdı, artık kend...
Sami KOHEN
Rusya'nın gaz-abı...
İLK bakışta Rusya'nın, başlıca gelir kaynakla...
Hasan PULUR
Yılbaşı sonrası...
YILBAŞINA önem verenler hep iki soruyla karşı...
Meral TAMER
Aydınlar Bildirisi Nermin Abadan Unat'ı neden üzdü?
Günlerden 25 aralık pazar.
Ece TEMELKURAN
Öteki sabah
"Anneee! Ben gidiyorum, anneee!" On sekiz yaş...
Osman ULAGAY
2006'da dünyada kırılma yaşanır mı?
Deprem uzmanları, tarihsel verileri kullanara...
Güngör URAS
En pahalı enerji olmayan enerjidir
Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki doğa...
M. Ali BİRAND
ROJ TV olayı giderek büyüyor
56 Belediye Başkanının ROJ TV'nin kapatılması...

© 2006 Milliyet