|
Oyuncakların dünyası
Ilgın, "Babam bana oyuncak alırdı, artık kendine alıyor" demiş; ne güzel söylemiş.
Ilgın'ın dedesi, koca oğlunu oyuncaklar arasında otururken görünce, "Yine döndük başa" demiş; doğru söylemiş.
Başa dönmek, yani çocukluğa dönmek ne güzel. Çocukluğun o saf, engin, sevecen dünyasına dönmek... Ve o dünyayı özümseyerek bugüne aktarabilmek, bugün de yaşayabilmek.
Kısır siyasal çekişmelerle kirlenen havadan öylesine bunalmışız ki; bir huzur limanı arayışıyla ve oyuncaksız geçen çocukluğumuzun kuraklığını gidermek istercesine, yeni yılın ilk tatil gününde kendimizi oyuncakların bulutsu dünyasına attık.
Ilgın'ın babası (şimdi adını söyleyince hepiniz tanıyacaksınız) şair, yazar Sunay Akın, 11 yıldır dünyanın 20 ülkesinin (sırasında müzayedelere girerek) oyuncaklarını toplayıp, Göztepe'de ailesine ait tarihi köşkte İstanbul Oyuncak Müzesi'ni kurmuştu. Müzeyi biliyor olmalısınız; gazetelerde TV'lerde hayli yayın yapıldı.
Müzenin zenginliğini anlatmak güç, gezip görmelisiniz. (Tel: 0216 359 45 50)
Sanki bir çılgın; kitaplarından, sahne gösterilerinden, radyo ve televizyon programlarından kazandıklarını bu işe yatırmış Sunay Akın. Türkiye'nin bir holdinge dayanmayan ilk özel müzesini kurmuş.
Biz Türkiye'nin AB'ye girip girmeyeceğini tartışaduralım, İstanbul Oyuncak Müzesi girmiş bile. Hem de hangi Türkiye'nin koşullarını aşarak?
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "kültür kimliği"ne gidip bir kültür hizmeti olarak müze kuracağım deyin, size en ufak bir yardım yapılamaz. Çünkü, "mevzuat" buna olanak tanımaz. Ama aynı bakanlığın "turizm kimliği"ne turistik otel yapacağım diye başvurun, istediğiniz krediyi alın.
İşte bu koşullarda Sunay Akın, kimi özel kurumların "sponsorluğu" ile dünyadaki benzerlerine taş çıkartan bu müzeyi ayakta tutuyor.
Beş katta 2 bin oyuncağı sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan öyle sergilemiş ki, her köşe, tarihi bir belgesel niteliğinde. Örneğin, bir Amerikan kasabası, Eyüp'te bir oyuncakçı dükkânı, ABD'nin Beyaz Saray'ı.
Bir de ne var biliyor musunuz? Ali Ateş'in uçan dairesi ve babaannesi Ayşe Hanım'ın oyuncağa diktiği kılıf.
Önümüz bayram. Eski bayram yerleri yok, ama Oyuncak Müzesi var; çocuğunuzu alıp gidin, yoksa yalnız gidin. Bir de Sunay Akın'ın "Kırdığımız Oyuncaklar" kitabını (Çınar Yayınları) okumalısınız. Keşke bizim kavgacı siyasiler de gitse, keşke onlar da okusa.
Bir şiir
Haftayı elbet Sunay Akın ile noktalıyoruz, kısacık "Bulut" şiiriyle:
"Kestik artık umudu / yağmurdan / yürek biçimini / alsa da gökyüzündeki / küçük bulut."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|