|
 |
|
|
2006'da dünyada kırılma yaşanır mı?
Deprem uzmanları, tarihsel verileri kullanarak hangi tektonik faylarda enerji birikimi olduğunu saptayabiliyor ve deprem olasılıkları konusunda bazı tahminler yapabiliyorlar ama nerede, ne zaman, hangi şiddette bir deprem olacağını önceden açıklayamıyorlar.
Uluslararası mali piyasaların ve dünya ekonomisinin geleceği ile ilgili tahmin yapmak da aynı ölçüde zorlaştı son yıllarda. Bir kere, küreselleşmeyle birlikte uluslararası mali piyasaları ve küresel reel ekonomiyi etkileyen ülke ve 'oyuncu' sayısı o kadar arttı ve çeşitlendi ki, bunların davranışları hakkında sağlıklı tahmin yapmak çok zorlaştı. İkincisi, mali piyasalarda "türev enstrümanları" denen ve karmaşık olasılık hesaplarına dayandırılan yeni araçlar yaygınlık kazandı. İnanılmaz gibi görünen bir rakam ama türev enstrümanları pazarının 2006 yılında 500 trilyon dolarlık bir büyüklüğe erişmesi bekleniyor. (F. Times, 28.12.05)
Senaryo değişirse
Dünya ekonomisiyle ilgili temel beklentiler ve buna göre oluşturulan ana senaryo değişmediği sürece, türev enstrümanların, sistemdeki volatiliteyi, yani oynaklığı azaltan bir etki de yapabildiği görülüyor. Ancak bu ana senaryoyu bozabilecek gelişmelerin yaşanması halinde beklentilerde meydana gelecek değişmelerin, türev enstrümanlarla çok daha karmaşık hale gelen finansal yapıyı nasıl etkileyeceği bilinmiyor.
İyimserlere göre böyle bir olasılığı düşünmeye bile gerek yok; benzer kaygılarla girilen 2005 yılında nasıl her şey yolunda gittiyse 2006'da da aynı şey olacak, piyasalar kendi mantığı içinde dengelerini bulacak. Küresel düzenin, uluslararası mali sistemin ve dünya ekonomisinin, sürdürülmesi güç dengesizliklerle ve ciddi risklerle karşı karşıya bulunduğunu düşünenler ise er geç bir kırılmanın yaşanacağını ileri sürüyorlar. Bu kırılmanın ne zaman yaşanacağını kestirmek olanaksız ama bunu hazırlayan faktörlerin olgunlaşmakta olduğunu söylemek mümkün.
Küresel meşruiyet krizi
Küresel sistemi salt piyasa mantığıyla algılayanlar için sistemin meşruiyetinin sorgulanması gereksiz bir fantezi gibi görünebilir ama bugün dünyada geçerli olan ana senaryonun sürdürülemez hale gelmesine yol açabilecek tepkiler birikmeye devam ediyor. Bu noktada akla gelen soruyu şöyle formüle etmek mümkün:
800 milyar dolar dış açık veren ABD'nin dünyanın tasarruf fazlasını kullanarak tüketimini sürdürdüğü, Çin'in sanayi üretimindeki ezici ağırlığının Meksika ve Türkiye gibi ülkelerin sanayilerini sarsmaya başladığı, Gelir dağılımının petrol ihracatçılarının lehine, ithalatçılarının aleyhine bozulduğu,Rusya gibi enerji satıcısı ülkelerin orantısız bir güç kazandığı,ABD ve Avrupa'da şirket kârlarının arttığı ama reel ücretlerin yerinde saydığı,Küresel rekabette yaya kalan Avrupa ülkelerinde sosyal gerilimlerin tırmandığı, Latin Amerika'da sistemi sorgulayan liderlerin iktidara gelmesine yol açan bir dünya düzeni sürdürülebilir mi?
Sizin de tereddüdünüz varsa bizi izlemeye devam edin.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|