Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

"Size Noel Baba diyebilir miyim amca?"

Türkiye yıllar yılı tanımazdan geldiği Demreli Nikola'yı Hıristiyan dünyasının "özbeöz Türk Noel Baba"sı olarak tescillemek üzere harekete geçti. Lakin hem Türkiye'de hem de dünyada bu ak sakallı şişman ihtiyar hakkında yakışıksız söylentiler var


can.dundar@e-kolay.net

Geçen hafta oğlumun okulunda öğretmen çocuklardan, Noel Baba'ya bir mektup yazmalarını istemiş. Çoğu mektup şöyle başlıyormuş:
"Sevgili Noel Baba!
Öncelikle ifade etmeliyim ki sana inanmıyorum. Ama yine de bir şeyler getirebilirsen iyi olur."
Bu cevap, bizim Noel Baba'yla ilişkimizin tipik bir örneği...
Bunca yıl (yani 1700 yıl) hiç inanmadığımız bir ihtiyardan, bir şeyler getirmesini bekliyoruz son yıllarda...
"No-el Baba"dan önce "Demir-el Baba"mız vardı. Ona da inanmayanlar, bir şeyler getireceğini umarak bir ömür tükettiler.
Peki ne oldu da şimdi "Çoban Sülü"den boşalan "en popüler baba" koltuğuna "Aziz Nikola" oturuverdi?
Bunun sırrı, onun torbasından çıkan dövizlerde gizli...

"Asıl baba, bizim baba"
Oldukça problemli bir ilişkimiz var Aziz Nikola'yla...
Onun bu toprakların çocuğu olduğunu, Demre'de doğduğunu bilsek de bilmezden geldik yıllar yılı...
Neticede Anadolulu olsa da Müslüman değildi, Türk değildi; dolayısıyla mukaddesatçı tarih yorumunda "bizden sayılmaz"dı.
O yüzden bir tür üvey evlat muamelesi gördü yıllarca...
Zaten mezarındaki kemikler Haçlı seferlerinde Demre'den alınıp İtalya'da Bari'ye götürülmüş, ondan geriye hiçbir iz kalmamıştı.
Batılılar "Noel Baba" diye "Santa Klaus"u anarken, "Asıl Noel Baba bizim Nikola" demek kimsenin aklına gelmedi.

"Fukara Babası"
Sonra ne olduysa oldu, Türkler birden bu ak sakallı, yardımsever ihtiyarın kendi ataları olduğunu keşfetti, "Bizimki de fukara babası... Neden Noel Baba o olmasın?" diye ortaya çıktı.
Önce büyük alışveriş merkezlerinde eli çıngıraklı, omzu torbalı, kırmızı-beyaz urbalı animatörler baş gösterdi ve küçük çocukların "Size Noel Baba diyebilir miyim amca?" sorusuyla karşılaştı.
Baba'nın turist de çektiği anlaşılınca Turizm Bakanlığı, o zamana kadar kimselerin yüzüne bakmadığı Demre'yi pazarlamaya başladı.
Bütün dünyaya, sevgili Noel Baba'larının aslen Türkiyeli olduğu anlatılmaya çalışıldı.
Bazı tarihçiler daha da ileri giderek "O, ataları Türk olan bir Likyalıdır. Dolayısıyla Türkoğlu Türk'tür" diyerek "Milliyetçi bir Noel Baba" karakteri yarattı.
1996'da bir Noel Baba Vakfı kuruldu ve Demreli Nikola'nın, Bari'de bir katedralde sergilenen kemikleri geri istendi.
Artık okullarda, ecnebi "cingıl bels" şarkısı şu sözlerle söyleniyordu:
"Türkiye'de doğdum ben / Antalyalıyım.
Bendeniz Noel Baba / işte burdayım / hey!"

Yakılan maketler
Ancak tepkiler de gecikmedi.
Hıristiyan bir misyonerin, hem de İsa'nın doğum gününü de içeren aralık ayı boyunca caddelerde, alışveriş merkezlerinde, reklam filmlerinde, içkili muhabbetlerde boy göstermesi ve neredeyse mahyalara "Hoş geldin mübarek Noel Baba" yazdıracak kadar sevilmesi, mütedeyyin kitleleri rahatsız etti.
Misilleme olarak "Baba"nın 1930'larda Coca-Cola'nın renkleriyle ve onun bir reklam oyuncusu olarak pazarlandığı hatırlatıldı.
Birkaç kez cami çıkışında makatından uzun sopalara geçirilmiş şekilde pişirilirken rastladık Noel Baba'ya...
Demre'nin bir meydanında duran, 2000'de Ruslar tarafından yollanan bronz Noel Baba heykeli, "Baba'nın dünyaca tanınan görüntüsüyle uyuşmadığı" gerekçesiyle, Demre'nin DYP'li belediye başkanı tarafından müzeye kaldırıldı. Bu girişim, Türkiye ile Rusya arasında diplomatik krize neden oldu.
Ve nihayet Yeni Şafak'ta Rasim Özdenören, bu toprakların en muteber nefret yaftasını, tonton Baba'nın boğazına astı:
"O, aslında sübyancı bir eşcinsel!"

Edepsiz Baba
İddiaya göre Aziz Nikola Demre'de değil Mısır'ın İskenderiye kentinde dünyaya gelmiş. Orada küçük erkek çocuklarına tecavüzden yakalanıp cezalandırılmış. Uslanmayınca yakılmasına karar verilmiş. O da Lübnan üzerinden gizlice kaçarak soluğu Demre'de almış. Burada da kendini "aziz" olarak tanıtmış.
Gülmeyin!
Daha geçen hafta Britanya'daki alışveriş merkezlerinde Noel Baba'ların çocukları kucağına alması yasaklandı. Çünkü suiistimal iddiaları almış yürümüştü. Yasağı başlatan mağazanın direktörü "Maalesef suçun ve korkuların artması sonucunda önemli bir geleneğimize daha veda ediyoruz" dedi.
"Önemli geleneğimiz" dediği şey, ak sakallı Baba'nın kucağında resim çektirmekti.
Bitmedi.
Hemen ardından Brezilya'nın Rio de Janerio kentinde polis 144 Noel Baba heykelciğinin kırmızı kadifeden çuvalları içinde kokain bulunduğunu açıkladı.
Anlaşılan saflığın ve umudun simgesi Noel Baba, ata toprağından uzaklaştıktan sonra edepsiz bir mafya babasına dönüşmüştü.

Cevapsız mektuplar
Mektupla başladık, mektupla bitirelim:
Şimdi bizim okullara sıçrayan Noel Baba'ya mektup yazma adeti, 80 yıl önce Finlandiya'daki Santa Klaus köyünde başlatılmış ilkin...
Popüler bir radyo çocuk programı, kendi bölgelerinde yaşadığını söyledikleri Noel Baba'ya isteklerini bildirmelerini istemiş çocuklardan...
Adres basitmiş:
"Noel Baba / Kuzey Kutbu".
O günden itibaren yılda ortalama 800 bin mektup gelmeye başlamış dünyanın dört bir yanından...
Baştaki süslü püslü istek mektupları zamanla yerini oyuncak kataloglarından kesilmiş sayfalara bırakmış; sonra da mektuplar azalmış, internet aracılığıyla yollanan mesajlar çoğalmış.
Fin posta idaresi ne yapıyormuş bu mektupları biliyor musunuz?
Her birine 8 dilde cevap yolluyormuş.
Ve çocuklar, Baba'dan hediye değilse de bir mektup almanın sevincini yaşıyormuş.
Bizim yerli Noel Baba da "Sana inanmıyorum ama bir şeyler yollasan iyi olur" diyenlere iki satır cevap yazıp serveti yoksullarla üleşmenin nimetlerini anlatamaz mı acaba?
Hepinize mutlu, sağlıklı bir yıl dileğiyle...




AZİZ NİKOLA

Çoraptan çıkan hediye öyküsü
Aziz Nikola MS 300'lerde Akdeniz kıyılarının önemli Likya kenti Patara'da doğmuş.
Patara o zamanlar refah içindeymiş.
Nikola zengin bir buğday tüccarının oğluymuş.
Babası ölünce onun mirasına konmuş ve servetini yoksullara yardım için harcamaya karar vermiş.
Onu "Baba" yapan süreç ise şöyle başlamış:
Patara'da fakir bir adam varmış. O kadar fakirmiş ki, çeyiz yapamadığı üç kızını satma noktasına gelmiş.
Nikola bu yoksula ve onun parasızlıktan evlenemeyen kızlarına yardım etmeye karar vermiş. Ancak kendini belli etmemek ve adamın da gururunu kırmamak istiyormuş.
O yüzden gece, uyuyan kızların ipe astığı çoraplarının içine bacadan üç külçe altın atmış.
Kızlar, sabahleyin altını bulunca sevinçten deliye dönmüşler ve evlenip mutlu yuvalar kurmuşlar.
O gün bugündür birçok Hıristiyan ülkede milyonlarca çocuk geceden başucuna çorap asıyor ve uyanınca çorabı hediyelerle dolu olarak bulma düşü kuruyor.




PAZAR
"17 yaş için ağır bir görevmiş"
"Masum ifadem seyirciyi vuruyor"
Marilyn'i güldürmek
"Anlamak" tutkunu bir matematikçi
'Türkiye öksürse verem oldu diye yargılanan bir ülke'
Sınırları aşma sanatı
Bayram tatilinde nereye gitmeli?
Geceden kalanlar ayılmak için ne yapmalı?
"Annemin tariflerini babam deftere yazardı"
Tescilli 36 yiyecek var
Geçen yılın muhabbeti
"Size Noel Baba diyebilir miyim amca?"
2006 yılında Türkiye ve dünyada neler olacak?
Bodrum'da dilbalığı mevsimi başladı
Hüseyin Hatemi hoca
2005'in beslenme mirası
Yeni yılda sevgi, barış, mutluluk... Önce sağlık!
İçkide şeref listesi





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet