|
 |
|
|
2005'in beslenme mirası
Geçen yıl beslenme konusunda dağarcığımıza yeni bilgiler eklendi. 2005'i geride bırakırken beslenmeyle ilgili yenilikleri gelin yeniden hatırlayalım
tkumeli@milliyet.com.tr
Geçen yıl yapılan bilimsel araştırmalar beslenme konusunda bazı eski bilgileri pekiştirirken yeni bilgiler de edinmemizi sağladı. Bu araştırmalar doğrultusunda bunlar mutlaka aklınızda kalsın:
Fazla A vitamini uyku kaçırıyor.
Bir brokoli, kişinin günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 220'sini, A vitamini ihtiyacının ise yüzde 15'ini karşılıyor.
Biberiye dolaşımı hızlandırıcı etkisinden dolayı selülit oluşumunu da engelliyor.
Küflü peynir, çikolata, turşu, kafein içeren içecekler ve fermente ürünlerin baş ağrısını tetikleyici özellikleri bulunuyor.
Kahvaltı yapanlarda daha az depresyon görülüyor.
Yorgunluk veren gıda maddeleri: Alkol, asitli içecekler, hazır yemekler, yağ, sakatat, kahve, limonata, sığır eti, tatlı çeşitleri.
Canlandıran gıda maddeleri: Avokado, muz, yeşil çay, yoğurt, patates, kivi, Paraguay çayı, turp, zeytin, pirinç, kırmızı pancar, balık, bezelye.
Domateslere renk veren madde aynı zamanda kan basıncını azaltma özelliğine sahip.
Ayaküstü yemek yeme alışkanlığı hemoroit ve kalın bağırsak kanserine yol açabiliyor.
Susuzluk hissi açlık hissiyle karışabiliyor. Yani susuz olduğunuzda kendinizi aç hissedebilirsiniz. Bu yüzden günde en az 8-12 bardak su için.
Yumurta vücut yağını yakar.
Balık yemek beyne iyi gelir. Bir başka yenilik: Nutri-genetik Nutri-genetik (beslenme genetiği) beslenmenin bazı bireylerde belirli hastalıklar açısından ciddi bir risk faktörü olabildiğinden hareketle, beslenme ile kişinin genetik yapısı arasındaki ilişkiyi moleküler seviyede araştıran ve ortaya koyan bir bilim dalıdır. Nutri-genetiğin kavramsal temellerini şöyle sıralayabiliriz:
Beslenme belirli şartlar altında bazı bireylerde belirli hastalıklar açısından ciddi bir risk faktörü olabilir.
Çok tüketilen besin maddeleri insan genomunu doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyerek genlerin yapısını ve etkilerini değiştirebilir.
Bir besin maddesinin bireyin sağlığını ne kadar etkileyeceği o kişinin genetik yapısına bağlıdır.
Beslenme ile ilgili bazı genler ve bu genlerde görülen varyasyonların bireylerde kronik hastalıkların görülme sıklığı, hastalığın başlaması, ilerlemesi ve şiddeti üzerinde etkisi olabilir.
Kişilerin beslenmelerinde o kişinin gıda ihtiyacı, beslenme durumu ve genetik yapısı ile ilgili bilgilere dayanarak yapılacak düzenlemeler, kronik hastalıklara karşı koruyucu, hastalığın şiddetini azaltıcı, hatta tedavi edici olabilir.
Fonksiyonel besinler
Besinlerin temel işlevi organizmanın metabolik gereksinimleri için gerekli maddeleri sağlamaktır. Oysa, besinler metabolik aktivitemiz için gerekli makro ve mikro besleyicilerden başka sağlığımız üzerinde olumlu etkileri olan bileşenler de içerir.
Son yıllarda bazı besinlerin "doğal" yollardan hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki etkinliğinin bilimsel olarak ortaya konulması, sağlığımızın korunmasında beslenme desteğinin önemini artırdı. Besleyici özellikleri dışında vücudumuza fizyolojik yararlar sağlayan ve / veya kronik hastalık riskini azaltabilen besinlere fonksiyonel besinler deniliyor.
Hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki etkinlikleri açısından çok sayıda bitkisel kaynaklı besin veya besin öğesi incelendi ve bu besinlerin fonksiyonel besinler arasında yer alıp almadığı araştırıldı. Örneğin, bitkilerde bulunan karotenoitler, antioksidan vitaminler, fenolik bileşikler, terpenoitler, steroitler, indoller ve lifler kronik hastalık riskinin azaltılmasında rol oynuyor görünmekte. Yeni çalışmalarla bu listeye başka bitkisel kaynaklı maddeler de (çay katekinleri, domates likopeni, yeşil yapraklı sebzelerden lutein gibi) eklendi.
Meyve ve sebze tüketimi ise kansere karşı korunmada oldukça etkin bulundu. Sebze ve meyve tüketimi düşük olanlarda kanser riski, sebze ve meyve tüketimi iyi olanlara göre iki kat daha fazladır. Meyve tüketimi özellikle akciğer, ösefagus, ağız boşluğu, pankreas, mide, kolon, rektum, mesane ve larinks kanserlerine karşı koruyucudur.
Yılın gözdeleri
Brokoli: Vitamin deposu olan brokoli özellikle A, C ve E vitaminleri açısından zengindir. İçerdiği kalsiyum sayesinde kemik erimesine karşı etkili olabiliyor. Vücut direncini yükseltmesi nedeniyle özellikle soğuk havalarda tüketiminin daha da artırılmasında fayda var.Brokoli antioksidan özelliği sayesinde vücuda zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Meme, prostat, akciğer, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine ve kalp dolaşım rahatsızlıklarına karşı koruyucudur. Kolesterol seviyesini düşürür.
Badem ve ceviz: Ceviz ve badem faydalı yağlar (omega 3), folik asit ve fosfor içerir. Düzenli olarak ceviz-badem yenmesi kişiyi koroner kalp hastalığı ve kalp krizinden korur. Ayrıca ceviz-badem yiyenlerde diyabet görülme sıklığı daha azdır. Araştırmalar, badem yiyenlerde total kolesterolde yüzde 412 oranında düşme olduğunu gösterdi. Ancak yağlı tohumların yağ içeriğinin yüksek olması nedeniyle fazla miktarlarda tüketilmesi kan kolesterol oranını düşürmüyor. Günlük 45 adet badem veya iki tane ceviz yeterlidir.
Nar: Narın idrar söktürücü, kan yapıcı, enerji verici ve tansiyon düşürücü özelliği var. İshale karşı da tüketilebilir. Nar mevsiminde suyu sıkılarak salataya sos olarak kullanıldığında nefis tat ve renk verir. Nar aynı zamanda bağırsak paraziti tenyanın da baş düşmanıdır. Bu amaçla yenildiğinde birkaç saat sonra müshil de alınması gerekir. Nar potasyum ve demir açısından da çok zengindir. Aynı zamanda C vitamini deposudur. Çok kuvvetli bir antioksidandır.
|
|
|

|