Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Sivil itaatsizlik" mi?


ROJ TV'nin yayınını sürdürmesine destek veren 56 belediye başkanı, uluslararası siyasetin koruma kanatları altına alınabilen "sivil itaatsizlik" formatına girebilirler mi?
"Sivil itaatsizlik" dalgası ve belki de "bilinçli strateji" oluşumunun "ilk" örneği mi bu?
Eğer öyleyse, hadisenin 56 başkan tarafından Danimarka Başbakanı Rasmussen'e gönderilen "ROJ TV yayını sürmeli" tavrı ile kalmayacağı ve yaygınlık kazanacak boyutlar alabileceği tehlikesini seziyorum. Devletin başka uygulamalarına ve yargı kararlarına da "sivil itaatsizlik" tavırlarının çoğaltılacağı yolunda kuşkularım, kaygılarım var.
........................
Tavrı onaylıyor değilim ama "sivil itaatsizlik" nedir açalım...
John Rawls'a göre "sivil itaatsizlik" tanımı şöyle:
"Yasaların ya da hükümet politikasının değiştirilmesini hedefleyen kamuoyu önünde icra edilen (aleni), şiddete dayanmayan, vicdani, ancak yasal olmayan politik bir eylemdir."
.......................
O halde unsurları sıralayalım:
- Yasadışıdır: Yani yasalara aykırı bir fiil ya da eylemdir.
56 belediye başkanının Başbakan Rasmussen'e ortak başvuruları, bu açıdan -zaten- soruşturuluyor.
- Meşru bir eylemdir: Eylemciler, haksız bir uygulamaya karşı bütün yollar denendikten sonra ve yazılı olmayan toplumsal sözleşmenin dışına çıkıldığı yolundaki kaygılarını açıklamak üzere "yasadışı" eylem ya da tavrı koyarlar.
56 belediye başkanının yasadışı eylem ya da tavırda bulunup bulunmadıklarını idare ve gerekirse yargı kararlaştıracak. Bütün yolların denendiği ve toplumsal sözleşmenin dışına çıkıldığı yolundaki ölçütler için ise vicdani içtihat oluşmuş değil.
O nedenle "meşru" ya da "meşru değil" gibi hükümler, yargı yeri olmayan bu sütunun dışındadır. Hadiseyi, bir yargı misyonuyla değil, "sivil itaatsizlik" kurumunun akademik boyutuyla satırlarımıza yansıtıyoruz.
- Hukuk devleti düşüncesine dayalı siyasi ve ahlaki bir yönelimdir: ROJ TV'nin PKK'nın organı gibi yayını nedeniyle ona hukuk devleti eksenli bu siyaset ve ahlak ölçütü uygulanabilir mi?
Bence hayır.
Ama... Sınırların ötesinde art arda kapattırma girişimleriyle Ankara, başarısız oldukça, ROJ TV'nin uluslararası hukukta "sivil itaatsizlik" gibi algılanma sürecine -istemeden- katkıda bulunuluyor.
Oysa... Anayasal çerçevede Kürtçe TV yayın süre sınırlarını kaldırmak, ROJ TV'nin "yasaklı olmaktan" kaynaklanan "karizmasını" çizer. "Demokrasi ölçütü" daha etkin mücadele yöntemidir.
- Alenidir: 56 imzalı başvuru, bu kapsamda...
- Şiddet içermez: Önemli "sivil itaatsizlik" ölçütlerinden biri budur.
Belediye başkanları başvurusunda dolaylı da olsa, şiddeti içermemesi için başvuruda, PKK'nın şiddet yöntemlerinin benimsenmediği ve ROJ TV'nin de yayınlarında buna özen göstermesi gerektiği vurgulanmalıydı.
- Amaç: Eylemin hedefi, pozitif hukuk maddesini ya da devlet tavrını kamuoyu oluşturarak değiştirmektir. Belediye başkanları bu hedeflerini zaten açıklamışlar.
- Ceza göğüslenir: Eylemi ya da tavrı koyanlar, gerektiğinde bunun ceza olarak bedelini ödemeyi göze alırlar. Başvuru altına imza atarken başkanların hukukçularına danışmamış olmaları mümkün mü?
..........................
PKK'nın da, onun paralelinde yayın yapan ROJ TV'nin de görüşlerini paylaşmam.
Ancak...
Şu yukarıda anlattıklarım, Ankara'da sağduyuyla irdelenmelidir.
Öyle hissediyorum ki...
Türkiye'nin karşısında önümüzdeki süreçte, AB saflarında koruma alanı bulabilecek "sivil itaatsizlik" örnekleri çoğalabilir.
Türkiye, pozitif hukukun, devlet yaptırımlarının, alışkanlıklarının, geleneklerinin ötesinde, bu kurumun mücadele yöntemlerine karşı yüksek kalitede ve kendi bütünlüğünü, güvenliğini korumada yeni ve etkin demokrasi zihniyetini, entelektüel donanımını gerçekleştirmelidir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Irak'ta kritik dönemeç
IRAK'ta üç temel etnik grubun arası gittikçe ...
Çetin ALTAN
Farkına varmadan yaşadığımız tuzaklı bahçeler...
Taze bir yılbaşından geçmişliğin, olup bitenl...
Melih AŞIK
Olacak o kadar...
Ünlü sanatçımız, cesur mizahçımız Levent Kırc...
Fikret BİLA
Dr. Özcan: Makalemiz tamamen akademik amaçlı
Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ord...
Hasan CEMAL
Asker ile AB (2)
Amerikan Foreign Affairs dergisinin son sayıs...
Yılmaz ÇETİNER
Nar bereketi, geri kafaların aydınlanması
Yeni yılın yeni modası nar! Rengi, tadı filan...
Güneri CIVAOĞLU
"Sivil itaatsizlik" mi?
ROJ TV'nin yayınını sürdürmesine destek veren...
Can Dündar
Kontrgerilla kontratakta...
Özel Harp Dairesi'ni (ÖHD) 1971-74 arası yön...
Abbas GÜÇLÜ
3 milyon aday yarışacak
Anadolu liseleri ve kolejlerde olduğu gibi ün...
Hurşit GÜNEŞ
2006'ya girerken: Siyasette kritik yıl
İki gündür dünyada olası siyasal ve ekonomik ...
Doğan HEPER
Muasır medeniyet ve biz
2006'da Türkiye'nin yönü değişecek mi? Gidiş...
Semih İDİZ
"Çuval hadisesi" enfeksiyona dönüştü
Türk-ABD ilişkilerine damgasını vuran "çuval ...
Sami KOHEN
Hem ticaret, hem siyaset
GEÇEN nisan ayında Türkiye Odalar ve Borsalar...
Hasan PULUR
Topbaş'a davet, "Fener"e tepki, Mehmetçik Vakfı...
BELEDİYE Başkanımız Kadir Topbaş'la içli dışl...
Derya SAZAK
Çankaya ve seçim
2006'nın siyasi gündemini 'erken seçim' ve Ça...
Meral TAMER
Yaşar Kemal: "Yine ayıp etmişler!"
14 aralık: Rektör Yücel Aşkın'ın ilk duruşmas...
Güngör URAS
Özel sektörde büyük tesis parası yok
Özelleştirme kapsamında satışa çıkarılan Erde...
Serpil YILMAZ
Filistin'e gidecektim Ankara'ya varamadım!
Sis oldu, 07.15 Ankara uçağı kalkmadı, 09.00'...
M. Ali BİRAND
Kürt sorunu, kabuk değiştiriyor...
2006 yılında en fazla tartışacağımız konuları...

© 2006 Milliyet