Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muasır medeniyet ve biz


2006'da Türkiye'nin yönü değişecek mi? Gidiş iyiye doğru olacak mı?
Bakıyoruz, Türkiye'de çoğu kişi ülkenin iyiye gittiği kanaatinde değil.
30-40 yıl sonra, parçalanmış bir Türkiye'nin hesabı bugünkü sorumlulardan belki sorulabilecek o kadar.
Kırmızı çizgilerimizde olduğu gibi Türkiye'nin bütünlüğünden vazgeçmek zorunda kalacağız.
Kalacağız derken kastımız Ankara'dır, bu iyi biline.
* * *
2006 yılına girdik.
Yani Cumhuriyet'in 83. yılındayız.
83 yıldır ilk günkü gibi "muasır medeniyet seviyesine" ulaşmak için didiniyoruz. Dile kolay, 83 yıl.
Diyeceksiniz ki, "Türkiye neredeydi, nereye geldi görmüyor musun?"
Ben de diyorum ki, 83 yılda Avrupa ülkelerine bir bakar, mukayese eder misiniz?
Mesela kişi başına milli gelir farkının da farkında değil misiniz?
Hâlâ, "gelişmekte olan ülke" olarak 2. sınıf devletler arasında anılmıyor muyuz? Üstelik cari açığı olan, "gelişmekte olan olan" birkaç ülkeden biriyiz.
* * *
BAŞA dönelim.
Yıl 2006 Güneydoğu'da hâlâ Türkçe bilmeyen Türk vatandaşları var.
Neredeyse bir yüzyıl geçecek. Bazı vatandaşlarımıza Türkçeyi öğretememişiz.
Başta Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne bulunan Demokratik Toplum Partisi'ne (DTP) mensup 56 belediye başkanı, Danimarka Başbakanı Rasmussen'e bir mektup göndererek, Türkiye'nin kapatılmasını istediği Roj TV'nin İstanbul, Ankara ya da Diyarbakır'dan da yayın yapmasını talep etti.
Bu 56 başkanın isteği Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne 83 yıl sonra başkaldırı değilse nedir?
* * *
HÜKÜMET 83 yılın sonunda AB'ye teslim oldu.
AB'de olmak çoğumuzun rüyası. Ama şerefimizle olursa. Yani AB'nin 25 üyesinden farklı muamele görmeden Türkiye üye olmalı.
Oysa Türkiye farklı muameleye tabi tutuluyor ve Ankara buna itiraz edemiyor.
Bakın eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu bu konuda ne diyor:
"Bizim söylediğimiz, Türkiye'nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünün zarar görmemesiydi. Bu konuda AB'nin çifte standart uygulamaması gerekir.
Muhtariyet, sonra federal sistem gibi talepler gelecektir.
Öcalan konfederasyon demeye başladı bile...
Bütün bunlar Türkiye'nin parçalanması demektir."
Bu konuda Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün de yeni uyarıları var.
AB'den de, demokrasiden de, ülke bütünlüğünden de vazgeçemeyiz. İktidar, zor da olsa, buna göre yön tayin etmeli.

BAKTIĞIN YERE GÖRE
Aynı haber, aynı gün iki farklı gazetede:
  • İhracat Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Bu bir zaferdir.
  • İhracatın 73.4 milyar dolar çıkması zafer sanılmasın, ithalat 115 milyar dolarla onu geçti ve dış ticaret açığımız 42 milyar dolar oldu.


  • OYAK
    Hepimizi şaşırttı
    Oyak, Erdemir'deki hissesinin yüzde 41'ini ihalede yarıştığı Arcelor'a sattı. Oyak'ın payı yüzde 29.8, Arcelor'un payı ise 20.2 olacak. Özelleştirme öncesi "Erdemir yabancıya gitmesin" diye işadamları milli cephe oluşturup ihaleye katılmıştı.
    Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy o günlerde şöyle konuşmuştu: "Özelleştirmeye karşı değilim. Bazı alanlardan devletin çekilmesi gerektiğine inanıyorum. Ama bir Türk Telekom, bir Tüpraş ve Erdemir'in özelleştirilmesini istemiyorum. Bunlar stratejik kuruluşlar. Alın teriyle, gözyaşıyla, canla kuruldu, başla ilerledi ve şimdi biz bunları satıyoruz. Eğer mutlaka satılacaksa, bizlerin elinde olsun, ülkeye gönül vermiş insanların elinde olsun diyoruz."
    İhale sırasındaki söze mi inanmalı, yoksa ihaleden sonraki davranışa mı?
    Biz de şaşırdık.

    AVŞAR
    Çocuk mu istiyor!
    Şu Hülya Avşar ömür kadın doğrusu.
    Tutturmuş "Kaya Bey'den tüp bebek istiyorum" diye.
    "Bize ne?" diyeceksiniz. "Herkesin özel yaşamı kendine."
    Ama Avşar'ınki özel yaşam olmaktan çıktı, sıktı. Gittiği yerin kapısında iki gazeteci gördü mü hep aynı şeyi söylüyor.
    Kaya Çilingiroğlu'ndan ise "çıt" yok.
    O bu davetleri duymuyor mu?
    Duyuyor ama cevaplamaya değer bulmuyor.
    Horlama gibi gayri iradi veya saçmalama gibi bir şey diye bakıyor herhalde.
    Yoksa cevaplardı. Daha doğrusu Hülya Avşar'dan ayrılmazdı ve normal yoldan çocuk yapardı.
    Eski kocadan şöyle veya böyle sözlü cevap gelmiyorsa, Hülya Hanım şu çocuk muhabbetini artık bıraksa daha iyi olmaz mı? Ne dersiniz!

    MÜJDE
    Çantasız eğitim
    İzmir'in Selçuk ilçesindeki Fatma Güney İlköğretim Okulu'nda, yönetim ve okul aile birliğinin işbirliğiyle yeni yıldan itibaren çantasız eğitim uygulaması başlatılacak.
    Okul Müdürü Ali Rıza Çelebi, "Aile birliğinin, sınıflarda her öğrenciye birer dolap sağlayarak konunun ekonomik boyutunu çözümlediğini" söyledi.
    Darısı diğer ilköğretim okulu öğrencilerinin başına.

    dheper@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Irak'ta kritik dönemeç
    IRAK'ta üç temel etnik grubun arası gittikçe ...
    Çetin ALTAN
    Farkına varmadan yaşadığımız tuzaklı bahçeler...
    Taze bir yılbaşından geçmişliğin, olup bitenl...
    Melih AŞIK
    Olacak o kadar...
    Ünlü sanatçımız, cesur mizahçımız Levent Kırc...
    Fikret BİLA
    Dr. Özcan: Makalemiz tamamen akademik amaçlı
    Foreign Affairs dergisinde yer alan "Türk Ord...
    Hasan CEMAL
    Asker ile AB (2)
    Amerikan Foreign Affairs dergisinin son sayıs...
    Yılmaz ÇETİNER
    Nar bereketi, geri kafaların aydınlanması
    Yeni yılın yeni modası nar! Rengi, tadı filan...
    Güneri CIVAOĞLU
    "Sivil itaatsizlik" mi?
    ROJ TV'nin yayınını sürdürmesine destek veren...
    Can Dündar
    Kontrgerilla kontratakta...
    Özel Harp Dairesi'ni (ÖHD) 1971-74 arası yön...
    Abbas GÜÇLÜ
    3 milyon aday yarışacak
    Anadolu liseleri ve kolejlerde olduğu gibi ün...
    Hurşit GÜNEŞ
    2006'ya girerken: Siyasette kritik yıl
    İki gündür dünyada olası siyasal ve ekonomik ...
    Doğan HEPER
    Muasır medeniyet ve biz
    2006'da Türkiye'nin yönü değişecek mi? Gidiş...
    Semih İDİZ
    "Çuval hadisesi" enfeksiyona dönüştü
    Türk-ABD ilişkilerine damgasını vuran "çuval ...
    Sami KOHEN
    Hem ticaret, hem siyaset
    GEÇEN nisan ayında Türkiye Odalar ve Borsalar...
    Hasan PULUR
    Topbaş'a davet, "Fener"e tepki, Mehmetçik Vakfı...
    BELEDİYE Başkanımız Kadir Topbaş'la içli dışl...
    Derya SAZAK
    Çankaya ve seçim
    2006'nın siyasi gündemini 'erken seçim' ve Ça...
    Meral TAMER
    Yaşar Kemal: "Yine ayıp etmişler!"
    14 aralık: Rektör Yücel Aşkın'ın ilk duruşmas...
    Güngör URAS
    Özel sektörde büyük tesis parası yok
    Özelleştirme kapsamında satışa çıkarılan Erde...
    Serpil YILMAZ
    Filistin'e gidecektim Ankara'ya varamadım!
    Sis oldu, 07.15 Ankara uçağı kalkmadı, 09.00'...
    M. Ali BİRAND
    Kürt sorunu, kabuk değiştiriyor...
    2006 yılında en fazla tartışacağımız konuları...

    © 2006 Milliyet