|
Türklere turistik Türklük
Gözlemeci dükkânlarında hamur açan kadınlar, dikkat ettiniz mi, yerlerinden hiç kalkmazlar. Vitrinlere kurulan hamur tezgâhlarında, sanki ayakları yokmuş gibi oturur, durmadan gözleme yaparlar.
Dükkân vitrinine kurulan, durmadan aynı mesajı veren bir Anadolu fotoğrafıdır bu.
Belki yan dükkânda plazma ekranlar ve cep telefonları satılıyordur, çağın son icatları peynir ekmek gibi gidiyordur.
Öbür yanda bir sinemanın girişi vardır, Türklerin uzaya gidişi üzerine maytap geçiliyordur. Ama ortalarında, şehrin uzak bir mahallesinden gelen, kendisi de Anadolulu olan bir kadın, hiç olmadığı kadar "Anadolulu" olup, bir otantik kılığa girip sabahtan akşama kadar dizleri kırılı bir fotoğraf veriyordur. Bir fotoğraf olarak duruyordur. Bunu koyun kenara.
Televizyonda o ya da bu eğlence programında ama muhakkak sıklıkla "sıra geceleri" yapılıyor, görüyor musunuz?
Kültür muamması
Stüdyo ışıkları altında, kameralar önünde bir Anadolu odası kuruluyor. Hatta bazen çiğköfte bile yapılıyor canlı yayında. Halılar, kilimler seriliyor yerlere. Hijyenik stüdyo ortamında, bir Anadolu fotoğrafı kuruluyor bağdaşlarla. Bu da dursun kenarda.
Türkü barlar Beyoğlu'nun arka sokaklarında, camlarında "Happy New Year" yazıları ve işkenceci ses sistemleriyle çoğalıyor. Alevi türküleri parça pürçük bir popüler kültür muamması oluşturarak büyüdükçe büyüyor.
"Happy New Year" yazısından içeri girince mutlaka kilim kaplı sedirler, sini şeklinde masalar ve duvarlara asılmış bağlamalar oluyor.
Kızlar ve oğlanlar kot pantolonlarıyla, sanki kendilerinden çok uzakta kalan bir toprağın hasretiyle coşup halaya duruyor.
Daha bir kuşak önce köyden İstanbul'a veya büyük şehirlere gelmiş olanlar, anne ve babalarının hayatını otantikleştiriyor "türkü bar" gecelerinde.
"Mağarada" doğduğunu söyleyen türkücüler kendi çocukluklarının mekânlarını kurarak televizyon mekânının içine, yakınlaştırmak değil bilakis uzaklaştırıyorlar kendi gerçeklerini kendilerinden.
Gözlemeci kadınlar muhtemelen evlerinde hazır yufkadan yaparken gözlemeyi ve cep telefonu kullanırken bir "otantik" fotoğrafa sıkışmak için bacaklarını iptal ediyorlar bağdaş kurarken bükülen yerlerinden. Bunda bir tuhaflık yok mu sizce de?
Kendi kimliğini, geçmişini, köklerini "otantik bir hatıra" tadında ve turistlere yapılan "fix menü" Türk gecesi kıvamında yaşamakta bir kimlik problemi yok mu sizce?
Mesele hepimizde
Bir kimlik problemi var bu ülkenin, doğrudur. Ama mesele, sadece azınlıklarla ilgili değildir. Kimlik problemi, bilakis "çoğunluğun" (?) sorunudur. Yoksa Taksim Meydanı'nda yabancı ülke TV'lerinde gösterilmek için hazırlanan Türkiye reklamları neden dönüp dursun? Yoksa neden yeni çıkan rakı markaları için hazırlanan İngilizce reklamlar döndürülsün Türkiye sinemalarında?
Niye "Turkish Raki" densin biz Türklere, ders verir gibi "Add some water" (Biraz su ekleyin) densin, bin yıldır bildiğimiz rakı içmek bize neden öğretilsin mesela?
Türk kanallarında neden, hem de İngilizce olarak, Türkiye reklamları dönsün? Bildiğimiz, berbat İstanbul neden bize üzerinde halılar uçan, hayal kızlar dans eden, Boğaz Köprüsü'nün üzerinden atlar atlayan bir masal şehir olarak gösterilsin?
Evet, bir kimlik problemi var bu memleketin. Ama mesele çoğunluğun kimliğiyle. Daha henüz dününde duran gelenekseli, sanki çoook eskilerde kalmış bir hatıra gibi kendi kendine yutturmaya çalışmasında.
Hem de balyajlı saçlı, dekolteli kadınlar imam nikâhı yaptırırken. Homoseksüellik üzerinden damlarken hanım teyzenin ahlaki değerlerinden dışarı çıkmaya korkan adamlarla doluyken ortalık. Gelenekseli, yani ta kendisini neresine koyacağını bilemezken bu ülke, hiç de azınlıklarla ilgili bir hadise değildir kimlik, mesele tam ve bütün olarak hepimizde esasında.
ecetem@hotmail.com
|
|