|
 |
|
|
Plastik canavar vakası
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Adam elindeki gazeteyle banka müdiresinin odasına girdi. Sandalyeye yavaşça oturdu. Yorgun ve üzgün görünüyordu.
Müdire "Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim" diye sordu.
Adam elindeki gazeteyi masanın üzerine koydu ve sesi titreyerek "oğlum" dedi, "Kredi kartı borçları yüzünden intihar etti, belki okumuşsunuzdur. Borçlu olduğu bankaların listesini bırakmış. Borçların kapatılmasını vasiyet etmiş. Evimi sattım ve vasiyetini yerine getirmek için listedeki bankaları dolaşıyorum. Bana bir yardımcı ol da size olan borcunu kapatayım".
Derin bir sessizlik oldu odada. Müdire susakaldı.
* * *
Bazen doğru kelimeyi bulamazsınız. Doğru kelime yoktur ya da. Öyle bir andı işte.
Bankacı olarak nice dramlara tanıklık etmişti ama böylesi ilk kez başına geliyordu.
Sessizliği bozmak için "Toplam borç ne kadar?" diye sordu adama. "30-35 bin YTL" dedi adam. Evi 60 bin YTL'ye satmıştı.
Müdire yardımcı olma telaşıyla "Bu borçları ödemeseniz?" diyecek oldu, adam cevap verdi: "Vasiyetini yerine getirmeliyim ki oğlum huzur içinde yatsın". Bir sessizlik daha oldu odada.
Müdire telefonu kaldırdı. İlgili birimi arayıp borcun miktarını sordu. 3 bin 200 YTL idi.
Durumu anlattı, indirim yapılıp yapılamayacağını sordu.
Ancak cüzi bir indirim mümkün olabildi. Adam teşekkür ederek kalktı, vezneye doğru yöneldi. Müdire öylece baka kaldı arkasından.
* * *
Ben de donup kaldım hikayeyi dinlediğimde. Hemen kredi kartı batağında çırpınan başka insanlar geldi aklıma.
Cömertçe dağıtılan kartlar, taksitli alışveriş yüzünden kontroldan çıkan harcamalar, fahiş gecikme faizleri hep beraber insanların canına okuyordu.
"Efendim ortada ciddi bir ödeme sıkıntısı yok" deniyor ama tatsız pek çok olay yaşanıyordu bu plastik canavarlar yüzünden.
Bazıları duyuluyor, bazıları duyulmuyordu bile. "Harcarken düşünecekti" demiyorlar mıydı bir de! Her köşeyi sarmış olan tüketim zorlamasına, alışveriş tezahüratına dayanmak kolaymış gibi. Tuzağı kuranın hiç mi kabahati yoktu yani?
* * *
Evlat acısı çekerken banka banka dolaşan babanın irade gücüne saygı duydum en çok. "Hala böyle insanlar var ama kimin umrundalar ki" diye mırıldandım kendi kendime. Piyasayı düşündüm. Başka borçluların çektiği numaraları hatırladım.
Bankaları milyar dolar çarpanları andım bir kez daha. Adamcağız borçları ödememe yolunu seçip, banka avukatlarıyla pazarlığa otursa, işi belki 20 bin YTL'ye, belki daha da aşağı bir miktara halledebilirdi.
Ama borcuna sahip çıktığı için indirim yapılamıyordu.
Hep öyle olmuyor muydu zaten? Hukuku zorlayanın, ihlal edenin yaptığı yanına kar kalıyor, doğrucu ise faturayı eksiksiz ödüyordu.
Bunun da adı "iş bilenin" oluyordu.
* * *
Dayanamadım kendimi dışarı attım. İçim katılmıştı. Yağmur çiseliyordu. Bayram telaşı ufak ufak başlamıştı. Hayat devam ediyordu. Oğlan gitmişti, adam o yaştan sonra kiraya çıkacaktı bir de. Yanlışlarla dolu dünyaya her şeye rağmen doğru cevaplar vermeye çalıştığı için.
İyi bayramlar olsun hepimize!
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|