|
 |
|
|
Bakan Babacan, G. Koreli Hyundai'nin ek teşvik talebini değerlendirdi:
Pazarlık kızıştırarak ek teşvik alınamaz
Hyundai'nin büyük yatırımı için ek teşvik isteğini değerlendiren Bakan Ali Babacan, "Pazarlık kızıştırarak olmaz. Kurallar herkese geçerli. Türkiye fısıldaşarak teşvik verirse, güven kaybına uğrar" dedi
ANKARA Milliyet
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, kimsenin Türkiye'den, pazarlıkla, el sıkışarak, kızıştırarak teşvik alamayacağını, bunun Türkiye'nin güvenilirliğini zedeleyeceğini söyledi.
Devlet Bakanı Babacan, '2005 yılı makro ekonomik gelişmeleri ve 2006 yılı Hazine finansman programına' ilişkin, Hazine'de basın toplantısı düzenledi.
Daha sonra soruları yanıtlayan Babacan, Hyundai'ye ek teşvikle ilgili bir soruya yanıt verirken, "Bu konularda şu ülke bunu veriyor, biz bunu niye yapmıyoruz denilemez?" diye konuştu.
'Fısıldaşamayız'
Babacan, şöyle devam etti:
"Teşvikler konusunda temel ilkelerimiz var. Türkiye Cumhuriyeti, ciddiyeti, prensibi, ilkeleriyle dünyanın kredibilitesini kazanıyor. Kimse Türkiye'den pazarlıkla, el sıkışarak, kızıştırarak bir teşvik alacağını zannetmesin. Kimse böyle bir beklenti içine girmesin. Böyle bir şey yok, olmayacak da. Teşvik verilecekse bu şeffaf kurallar içinde düzenlenir.
Kurallarımızı gözden geçiririz, yeni bir çerçeve çizeriz. Bunların hepsi yapılır ama böyle bir şey yaptığımızda kapı herkese eşit açık olmalıdır. Bu temel ilkedir. Aksi halde öyle bir kredibilite kaybına uğrarız ki Türkiye, herkesle konuşarak fısıldaşarak teşvik veren bir ülke durumuna düşer, yatırımcılar için cazip olmaktan çıkar ve güvenini kaybeder. Bizim kazandığımız güven ve itibar en önemli değerimizdir, bunu kaybedemeyiz."
'Kronik işsizimiz az'
"Küresel sermayenin Türkiye'yi daha çok tercih eder hale gelmesini sağlamak zorundayız" diyen Bakan Babacan, sermaye ne kadar çoğalırsa o kadar Türkiye'nin, uluslararası yatırım ortamının entegre bir parçası haline geleceğini, iç ve dış gelişmelere karşı çok daha korunaklı hale geleceğini anlattı.
Babacan, "Küresel sermaye için Türkiye'yi daha cazip hale getirmek zorundayız. Büyüme, istihdam istiyorsak sermayenin her türüne kapımızı açmamız lazım" diye konuştu.
Türkiye'deki işsizlerin sabit, çakılı kalan, yıllardır işsiz kalan bir grup olmadığını ifade eden Bakan Babacan, "2004'te ben işsizim diyenlerden yüzde 45'i 2005'te iş bulmuş. Çok kronik hale gelmiş bir işsiz kitlemiz de yok açıkçası" dedi.
'Merkez'in çizgisi gayet olumlu gidiyor'
Devlet Bakanı Babacan, Merkez Bankası'nın döviz rezervleri konusunda, Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'den farklı düşündüğünü de ortaya koydu. Merkez Bankası'nın sahip olması gereken ideal döviz rezervi konusunda Babacan, "Kısa vadeli yükümlülükler açısından, şu ana kadar Merkez Bankası'nın izlediği çizgiyi gayet olumlu buluyoruz. Ne aşırıya kaçma var ne luzumsuz yere riske girme var" dedi. Bakan Şener, bir süre önce yaptığı açıklamada, bankanın daha fazla döviz alabileceğini ve daha yüksek bir rezerv tutması gerektiğini belirtmişti.
Her ay uzun vadeli YTL tahvil ihracı
Babacan, 2006 yılı borçlanma programı çerçevesinde, artık her ay düzenli olarak, değişken ve sabit faizli olmak üzere '6 ayda bir' kupon ödemeli, YTL cinsinden uzun vadeli tahvil ihracının gerçekleştirileceğini açıkladı.
Uzun vadeden kastedilenin genelde '5 yıl ve belki daha uzun vadeli' olduğunu, bu konuda çok net bir şey söylemek istemediğini kaydeden Babacan, piyasa şartlarının elverdiği ölçüde, 5 yılın üzerine de çıkmanın artık söz konusu olacağını bildirdi.
Artık dövize endeksli senet ihracının da gerçekleştirilmeyeceğini anlatan Babacan, 'dövize endeskli iç borçlanma kağıtlarının ihracından neden vazgeçildiğine' ilişkin soruya, Babacan, bu tür kağıtların ağırlıklı olarak bankaların açık pozisyonlarını kaptmaya yönelik verilmiş kağıtlar olduğunu, ödeme dönemlerinin de yaklaştığını, böylelikle bu sayfanın kapatılacağını ifade etti.
Sabit faizli YTL'yle borçlanmaya devam
Babacan'ın verdiği bilgilere göre 2006 stratejisinde yer alan bazı uygulamalar şöyle:
Her ay düzenli olarak değişken ve sabit faizli, 6 ayda bir kupon ödemeli YTL cinsi DİBS ihracı gerçekleştirilecek.2006 yılı içinde toplam dört adet uzun vadeli YTL cinsi iskontolu tahvil ihraç edilecek.Borçlanma maliyetinin azaltılması ve vadenin uzatılması hedefleri doğrultusunda, ağırlıklı olarak YTL cinsi ve sabit faizli borçlanmaya devam edilecek. Piyasa koşulları çerçevesinde, YTL cinsinden kısa vadeli iskontolu senet ve referans bono ihraçlarına devam edilecek.Döviz cinsinden iç borçlara ilişkin borç çevirme oranı yüzde 80'i aşmayacak.Dövize endeksli senet ihracı yapılmayacak.
Cari açıkta sigorta var herkes rahat uyusun
Devlet Bakanı Ali Babacan, cari açık konusunun abartılacak kadar önemli olmadığını belirterek, "Cari açığın 2005 sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 6 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bununla ilgili tedbirler alındı, sigortalar yapıldı. Rahat uyuyoruz, herkes rahat uyusun" dedi.
Ocak - ekim döneminde cari işlemler açığının 17,1 milyar dolar, aynı dönemdeki sermaye girişinin 25,1 milyar dolar olduğunu belirten Babacan, diğer alanlarda sağlanan iyileşme nedeniyle 'cari açık tek konu olarak kaldığı için' gereğinden fazla gündeme geldiğini kaydetti.
Parası olan endişeli değil
Üç yıldır cari açığın konuşulduğunu, buna karşılık üç yıldır Türkiye'ye sermaye girişinin devam ettiğini vurgulayan Babacan, "Demek ki parası olan için cari açık diye bir endişe yok. Endişe olsa, bu insanlar gidip TL bozdurup döviz alır" dedi. Cari açığı önemsediklerine işaret eden Babacan, bu nedenle son 2 yılda yüzde 6,5 faiz dışı fazla ile devam ettiklerini ifade etti.
Halkın morali bozuluyor
"Eleştirilerini, uyarılarını dikkate alacağız ama bunların dozajı belli bir noktayı geçtiği anda da uyarılarımızı yapacağız. Yoksa kimse, Türk halkının yatırımcısının moralini bozmak hakkına sahip değil... Bir yaygara, felaket tellalığı havasında bu konu işlenirse biz de cevabını veririz" diyen Babacan, konuyu yakından izlediklerini söyledi.
Babacan, "Dikkat edeceğiz ancak luzumsuz yere endişe ve kaygıya da girmeyeceğiz. İdeolojik yaklaşan için ağızımızla kuş tutsak yapacak bir şey yok. Bu tür eleştirileri kulak ardı ediyoruz" dedi.
'IMF'yle ilişkilerimizde kompleksimiz yok'
Babacan, Brezilya ve Arjantin'in IMF'ye olan borçlarını kapattığı hatırlatılarak, bu konuda Türkiye'nin tutumunun ne olacağına ilişkin soruyu yanıtlarken, Brezilya ve Arjantin'e borç verilirken bunun rezervlerin güçlendirilmesi için verildiğini, Türkiye'de ise IMF kaynaklarının bütçe finansmanı için kullanıldığına dikkat çekti.
Bunun sonucu olarak her iki ülkede de cari dengenin artıda olduğuna işaret eden Babacan, Arjantin ve Brezilya'nın 3 yıllık dönemde rezerv artışı sağladıklarını ve içinde bulundukları siyasi ortamın da önemli olduğunu vurguladı.
Babacan, şöyle konuştu:
"Biz uluslararası kuruluşlar ile olan ilişkilerimizde, hiçbir zaman ön yargı ve kompleks içinde olmadık, popülist eğilimlere girmedik. Türkiye için en doğrusu ne ise onu yapıyoruz. Bu kuruluşlarla ilişkileri rasyonel esaslara göre yürüteceğiz. Zaten IMF'ye net borç ödeyicisi olduk."
DB ile devam
Babacan, önümüzdeki dönemde IMF ile yürütülmekte olan Stand-by düzenlemesinin yapısal unsurlarının hızla gündemden çıkacağını, Dünya Bankası (DB) ile çalışmaların da, artık daha çok Avrupa Birliği sürecini destekler bir niteliğe kavuşacağını kaydetti.
|
|
|

|