Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ocak 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ruhların morgu


Karanlıkta Dans ve Dogville (Köpekkent) filmleriyle dünyayı sarsan ustadan söz edeyim...
Sinemanın yaşayan "en büyüğü" Lars Von Trier "dogma estetiği"ne odaklanmıştır.
Örneğin...
Filmlerinde sahte kan, sahte gözyaşı yasaktır.
Oyuncunun kafasına tabak fırlatılacak ve alnı kanayacaksa, karton değil, gerçek tabak. Gerçek kan...
"Dogma" kanı...
Gözyaşı için öyle soğan ya da kimyasal maddeyle ağlatmak yok.
Gerçek oyuncuysa, rolünü hissedecek ve ağlayacak.
Lars Von Trier, oyuncularının doğal gözyaşı dökmeleri için psikoterapi yöntemleri de uyguluyor.
Filmde "seks" varsa... Oyuncular arasında gerçek seks...
Kamerayı cesur kullanıyor.
Duyarlı anları ve noktaları gösteriyor.
Dublör kullanırsa, tenlerde renk ve doku farklılığı, filmin büyüsünü bozabilir.
Bu da "dogma estetiğine" aykırı.
.....................
Korku, ahlak, siyaset...
İşlediği gerçekçi konularla izleyenleri insanlık duygularının morglarında dehşet ürpertileriyle gezdirir.
......................
Yeni yılın ilk gününden bu yana Türkiye manzaralarında Lars Von Trier'in "dogma estetiği" damgalı bir dehşet filmini izler gibiyim.
Her şey ne kadar da yurt gerçeği!..
Her yıl ocak ayının ilk sabahı, TF2 kanalında harikulade naklen klasik müzik yayın geleneği vardır.
Viyana operasının görkemli salonunda "Strauss"ların valsleri, polkaları çalar.
Orkestra bir harikadır.
Dünyanın en ünlü şefleri tarafından yönetilir.
Zaman zaman ekrana genç balerin ve baletlerin uçarcasına, kayarcasına vals gösterileri gelir.
Bu geleneksel konserlere her yıl Avrupa'nın devlet adamları konuk olurlar.
Bu kez de Almanya Şansölyesi Angelina Merkel onur konuğuydu.
Sarhoş edici, kanatlandırıcı görüntüler sürerken, öğle haberleri için ara verildi.
Konsere daha sonra devam etmek üzere sunulan, yeni yılın ilk öğle haberleri hangi görüntülerle başlıyordu dersiniz?..
"Hakkâri'de kuş gribi ve 1 kişinin şüpheli ölümü" haberiyle...
Kar... Yıkık dökük birkaç taş kulübe... Maskeleri bir yana kaymış, beyaz giysilerinin düğmeleri açık, çıplak elle tavukları kanatlarından tutarak ve yelpaze gibi açarak kameralara gösteren görevliler...
Traktör römorklarına doldurulmuş ölü tavuklar...
Yörenin bildiğiniz hüzün verici, bakımsız hastanelerinden, orada bekleşen umutsuz yöre insanlarından görüntüler...
Ve... Bütün bu sessiz kanıtlarına karşın resmi makamların "ölümün kuş gribinden olmadığı" açıklaması...
Lars Von Trier her şeyin gerçek olduğu bir Türkiye siyaset belgeseli çekseydi, herhalde bundan daha çarpıcı olanı düşünemeyebilirdi.
Sadece insanlık duygularının değil, insanlığa saygının da morgunda ürperti verici bir kamera gezintisiydi bu...
Yıllar önce Çernobil'de nükleer santral patlamasından sonra, dönemin Tekel Bakanı'nın nükleer zehir sinmiş çayları "Mis gibi... Ben içiyorum, herkes içsin" söylemiyle yudumlayışındaki sorumsuzluğu anımsadım.
Resmi açıklama 2006'nın ilk günü de, yıllar öncesi olduğu gibi ne yazık ki hiç inandırıcı değildi.
Filmin bugünlerde izlediğimiz devamı daha o dakikalarda sanki görülmüştü bile...
.....................
Ardından, Hakkâri'den haberler yeni yıl kutlamalarına kaydı.
Ölü tavuk kanatlarının yelpaze açılımından, Moskova, Kiev, Londra, Paris, Roma, Rio'nun ebemkuşağı gibi açılan rengârenk, ışıl ışıl, canlı yılbaşı görüntüleri getirildi ekrana...
Yerkürede gece yarısına girişin coşku yansımaları...
.....................
Bütün bunlar Lars Von Trier'in dramı daha da koyulaştırmak için zıtlıklar arasında kamera gelgitleriydi sanki...
Renklere geçmeden önce siyah-beyaz dram görüntüleri...
.....................
Bu kafayla AB süreci -yürekten diliyorum ki- bir "AB rüyası" olmasın.
"Karanlıkta dans" etmeyelim.
"İnsankent"lerin uzağına savrulmayalım.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
YÖK'ten cevap var
YÖK Başkanı Sayın Prof. Erdoğan Teziç, dünkü ...
Çetin ALTAN
Kaygılarla beneklenmiş bir tatil başlarken...
Özellikle sevmedikleri işlerde çalışan ve yıl...
Melih AŞIK
Bürokratik kaçış!
Petrol İş Sendikası, "TÜPRAŞ'ın özelleştirilm...
Fikret BİLA
Bakan Eker: Ölümlerin nedeni sosyoekonomik
Kuş gribinin görüldüğü bölgelerde incelemeler...
Hasan CEMAL
Devlet, devletliğini göstersin!
Kuş gribinden üç çocuğunu yitiren Doğubayazıt...
Güneri CIVAOĞLU
Ruhların morgu
Karanlıkta Dans ve Dogville (Köpekkent) filml...
Can Dündar
Kuş gribini araştıran enstitüyü kim kapatmıştı?
Kuş gribi konusunda esprideki gibi- Ortadoğu ...
Abbas GÜÇLÜ
En iyi karne, hangi karne?
Bugünlerde eminim ki pek çoğunuz 23 günlük ta...
Semih İDİZ
Dünya, Ariel Şaron için mateme boğulmayacak
Ariel Şaron döneminin kapanıyor olması, Ortad...
Hasan PULUR
Taşları bağlayıp köpekleri salarsanız...
YÖNETİCİLİK nedir? "Hiç kimseyi memnun etmeme...
Derya SAZAK
Kuş gribinden ölüm
Radyasyonlu çaydan, tavuk etine bir Türkiye k...
Meral TAMER
Sosyal sorumsuzluk projeleri!
Radikal yazarı Uğur Gürses, "Tüketici sosyal ...
Tamer HEPER
Bu yasalarla nereye kadar?
Yetişkin bir kız, evden ayrılıyor ve bir kuaf...
Yaman TÖRÜNER
Kişisel haklar bildirgesi
Bize saygılı davranılmasını isteme hakkımız v...
Güngör URAS
Gazda alternatifsiz ve çaresiz değiliz
Doğalgaz konusunda "karalar bağlıyoruz". Rus ...
M. Ali BİRAND
10 gün sonra yeniden buluşmak üzere
Kurban Bayramı bu defa çok iyi geldi. Öylesin...

© 2006 Milliyet