|
Sosyal sorumsuzluk projeleri!
Radikal yazarı Uğur Gürses, "Tüketici sosyal sorumluluk istiyor" başlıklı yazısında, "günümüzde şirketlerin toplum için üretim yapma ve istihdam yaratmalarının yeterli olmadığına, bunların yanı sıra topluma karşı sosyal sorumluluklarının da bulunduğuna" işaret ediyor; "tüketici bunu talep ediyor" diyor.
Avrupalı büyük şirketlerin artık yıl sonlarında sadece kâr - zarar raporları değil, sosyal sorumluluk raporları da yayınladıklarını hatırlatan Gürses, kayda değer sosyal sorumluluk projelerini anarken, sağ olsun bizim Milliyet'in Baba Beni Okula Gönder eğitim seferberliğinden de söz etmiş.
Çoğu reklam amaçlı
Son dönemde her geçen gün biraz daha popüler hale gelen şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri, aslında ne zamandır fena halde kafamı kurcalayan bir mesele. Ve bendeniz her gün bir yenisi karşımıza çıkan bu projelerden hangisinin bizim 'Baba Beni Okula Gönder' gibi sahici sosyal sorumluluk projesi, hangisinin sosyal sorumluluk kılıfı giydirilmiş reklam olduğunu ayırt edemez hale gelmiş bulunmaktayım. Daha doğrusu çoğunun reklam, çok azının gerçek sosyal sorumluluk olduğuna dair giderek güçlenen bir kanaatim var. İnşallah yanılıyorumdur.
Örneğin sosyal sorumluluk projesi denince ilk akla gelenlerden biriyle özdeşleşen büyük bir şirketimizi ele alalım. Söz konusu şirket, eğer bu proje için ayırdığı yıllık 9 milyon dolarlık bütçenin sadece 600 bin dolarıyla "sosyal sorumluluğunu" yerine getirip geri kalan 8.4 milyon doları "sosyal sorumluluğunun" iletişimine ve reklamına harcıyorsa, sizce bu etik midir? Alkışlanacak bir durum mudur?
Desteklenecek bir durum mudur?
En uç "örnek vaka"
Sosyal sorumluluğun nasıl reklama dönüştüğüne ilişkin, dünyaca ünlü üniversitelerde "örnek vaka" olarak anlatılan, şimdiye kadar bilinen en uç örnek şu:
Hepimizin adını ezbere bildiği çokuluslu dev bir şirket, Bosna'daki savaş mağdurlarına, şirketin dünya çapındaki sosyal sorumluluğunun ifadesi olarak büyük bir yemek verir. Bosna sokaklarında uzun masalar kurulur. Savaş mağduru yoksulların çoluk - çocuk, yaşlı - genç, kadın - erkek karnı doyurulur. Bosna yemeği, diyelim ki 40 - 50 bin dolara patlar. Yapılan iş, çok faydalıdır. Buraya kadar olan - biten, şirketlerin sosyal sorumluluğuna gerçekten örnek gösterilebilecek bir olaydır.
Savaş mağduru reklamda
Bundan sonrası için sıkı durun: Yaptığından pek memnun olan şirket, bunu dünyaya duyurmaya karar verir. Amerika'daki dev stüdyolardan birinde, yemeğin en az 10 katı para harcanarak Bosna sokakları dekoru oluşturulur. Bosnalılara benzer Doğu Avrupalı kadınlar bulunarak, gerçek yemekte çekilen fotoğraflardaki giysilerin aynıları dikilir, başörtülerin benzerleri bulunur. Ve stüdyoda aynı yemek tekrar canlandırılarak reklam filmi çekilir. Sonra da dünyanın dört bir yanından gazeteciler davet edilerek bu reklam filminin lansmanı yapılır. Lansman masrafları da eklendiğinde yemeğin iletişiminin maliyeti, yemeğin gerçek maliyetini belki 20 katına çıkartmıştır...
Tekrar Uğur Gürses'in yazısına dönersek... Gürses, büyük Türk şirketlerinde de sosyal sorumluluk bilincinin yerleşmeye başlamasından memnun. Benim görüşüm ise Eczacıbaşı'dan Koç'a sosyal sorumluluğuna müdrik şirketler öteden beri vardı, ama reklamını yapmıyorlardı.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|