|
Kuş gribi / Cuma hutbesi
Kuş gribine karşı cuma hutbeleriyle önlem!!.. 21. yüzyıl elektronik iletişim devrimi yaşanırken televizyon ekranlarından milyonlara tıp adamlarıyla ulaşmak yerine cami avlularında imamlar!!..
Keşke "hayırlara vesile" olabilse...
Ama "vakalar" ne yazık ki çoğalıyor.
......................
850-1250 yılları arası bilimin, tekniğin, tıbbın, coğrafyanın, matematiğin, felsefenin, astronominin ilk basamaklarındaki İslam, hâlâ "karanlık çağı" yaşayan Hıristiyan Avrupa'ya nasıl tepeden bakabilecek gelişimi gösterebilmişti?
Sonra... Nasıl ve neden gerilere kaydı?
"Uygarlıklar çatışmasında karanlık çağ coğrafyası" nasıl taraf değiştirdi?
Açayım...
.......................
850-1250 yılları arası, İslam uygarlığının en pırıltılı dönemiydi.
Buna "İslam" ya da "Arap Rönesansı" denebilir.
Kadim Yunan'ın yapıtları, düşünce sistemleri Anadolu ve Kuzey/Orta Asya üzerinden Mısır'a, Kuzey Afrika İslam toplumlarına akmıştı.
İslam âlimleri, 80 Yunan filozofunun 200 kadar yapıtını tercüme etmişlerdi.
Astronomi, fizik, matematikte İslam, ışıl ışıldı.
Bu aydınlık şerit, Kuzey Afrika'dan, bugün İspanya'nın bulunduğu topraklara uzanmıştı. Oradaki Endülüs İslam devleti, Hıristiyanlığın en koyu, en katı uygulandığı karanlık çağda, bir meşale gibiydi.
........................
Dönemin en ünlü bilginlerinden biri, İbni Rüşd idi. Modern çağların liberal ekonomi söylemleri daha o zaman onun öğretileri arasındaydı.
İspanyollar tarafından öylesine benimsenen, saygı duyulan bir kişilikti ki, ona "Averros" adını vermişlerdi.
Kayıtlarda hâlâ adı öyle geçer. Bilmeyenler onun aslında ünlü bilgin İbni Rüşd olduğunu atlayabilirler.
İbni Sina da, "Avicenna" diye anılır.
Onlar ve diğerlerinin İspanya'daki İslam uygarlığı ile yaktıkları ışık, kuzeye ilerlemiş, doğuya sarkmış ve İtalya'da rönesansı başlatmıştır.
Rönesansın kökü, İslam rönesansının aydınlarıdır.
.........................
Peki o aynı ışıl ışıl İslamın Ortadoğu'da karanlığa yönelişi... O nasıl oldu?
İmam Gazali de -galiba- bunun sorumlusu.
Gazali, döneminin büyük ismi.
Tasavvufçu.
Ama...
İslamın bilim ışıklarını söndüren, karartma yüzyıllarına damgasını vuran müthiş bir tutucu.
İbni Rüşd ile Batı'da uygarlık çiçekleri açan İslam, Gazali ile Doğu'da haşin, tutucu ve katı bir uygulamalar sistemine dönüşüyor.
Otoriter rejimlere güç veriyor.
Krallıklara, şeyhliklere, despotlara...
Çölün acımasızlığı ile bu rejimlerin kıyıcılığı bütünleşiyor.
"Şiddet kültürü" oluşuyor, kökleşiyor.
...........................
Alternatif tarih yazmayı deneyelim...
Acaba Gazali, İspanya'da İberik Yarımadası'nda, İbni Rüşd ise Ortadoğu çöllerinde yaşasalardı ne olurdu?
Avrupa rönesansı, özsuyundan yoksun kalır, çiçek açamaz mıydı?
İbni Rüşd ve onun okulu, Ortadoğu'da aydınlık çağın şafağını mı oluştururdu?
.........................
Alternatif tarihe devam...
İran'da Mollalar, Arap Yarımadası'nda Vahabilerin İslam yorumu egemen olabilir miydi?
Terörün ölme ve öldürme kültürünün yerini, "yaşam sevinci kültürü" mü alırdı?
Her şey bir yana...
Kuş gribiyle savaşım, cami avlularında imamların cuma hutbeleri ile mi yapılırdı?
Kuş gribi bağlamında Avrupa gazetelerinde yayımlanan, "Bu yoksul ve cahil halka yardım etmeliyiz. Yoksa biz de zarar görebiliriz" satırlarını içe sindirmek mümkün mü?
Modern devlet yönetiminde yetersiz kalanlar, insanlarımızın inançlarını ve kutsal mekânları, siyasi itibar için kullanmasınlar.
.......................
Not: Uzatılmış bayram tatilinde, bu köşe de izinli...
Tatil sonrası bir arada olmak üzere, bayramınızı kutluyorum. Kuş gribi nedeniyle yitirdiğimiz yurttaşlarımıza rahmet, yakınlarına, ulusumuza başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. (G.C.)
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|