|
 |
|
|
Üç ayda imalat sanayiinde yapısal dönüşüm
Geçen yılın kasım ayında 12 aylık toplam cari açık 21,6 milyar dolar olmuş. Ekim ayında cari açık 22 milyar dolardı. Bir ay içinde gerçekleşen bu düşüşe bakarak kasım ayında ödemeler dengesi cari işlemler hesabının önemli bir düzelme eğilimine girdiğini düşünebilirsiniz.
Hükümet yetkililerinin cari açıkla ilgili her türlü tedbiri aldık rahat uyuyun yönündeki son açıklamalarını da dikkate alarak rahatlayabilirsiniz. Ancak biraz daha dikkatli baktığınızda bu olumlu gelişmenin kasım öncesi döneme ilişkin dış ticaret verilerinin önemli ölçüde revize edilmesi sonucunda ortaya çıktığını ve ekim ayı cari açığının daha önce açıklanan 22 milyar Dolardan 21,3 milyar dolara düşürüldüğünü görürsünüz. Bu durumda cari açığın kasım ayında da artma eğilimini sürdürdüğü ortaya çıkar.
Bu arada kasım ayında 12 aylık toplam doğrudan yabancı sermaye girişinin 7,4 milyar dolara ulaşarak bir rekor kırdığı dikkat çekiyor. Bu cari açığın finansmanı açısından uzun zamandır beklenen çok olumlu bir gelişme. Bunun üretim ve istihdama yansıması ise sınırlı kalacak. Çünkü bu artış yeni üretim kapasitesi yaratmak için gelen fonlardan değil, ağırlıklı olarak özelleştirmeler ve mevcut şirketlerin satışından kaynaklanıyor.
Endişeye gerek yok
Ancak sanayi üretimi konusunda da çok fazla endişeye gerek olmadığı anlaşıldı. Kasım ayına ilişkin sanayi üretim verileri, YTL'nin değer kazanmasına, ihracat ve girdi ithalatı artışlarının yavaşlamasına bakarak üretimin yavaşlayacağını söyleyen benim gibi kötümserleri mahcup etti. Ağustos ayından sonra yaşanan gelişmeler sanayi üretimi ve artan ithal girdi ihtiyacı konusunda hiç de endişelenmeye gerek olmadığını ortaya koydu.
Hatırlayacaksınız yıllıklandırılmış verilerle hesaplanan 12 aylık üretim artışları, geçtiğimiz yılın ocak ayında yüzde 10,3 iken ağustos ayında yüzde 3,6'ya kadar düşmüştü. Aynı dönemde bir birimlik üretim artışı için gereken hammadde ithalatı artışı da (uluslararası fiyatları artan petrol, petrol ürünleri ve doğalgaz hariç) 3,7'den 7,1'e yükselmişti. Yine bu dönemde YTL'nin yabancı paralar karşısında değer kazanımının hızlandığını, TÜFE bazında reel efektif kur endeksindeki artışlardan görmek mümkündü. Bu gelişmeler beni endişeye sevk etmişti.
Ancak grafiğe baktığımızda imalat sanayiinde ağustos ayına kadar gözlenen kötüleşmenin, izleyen üç ay içinde, YTL'nin değer artışının çok daha hızlanmasına, ihracat ve hammadde ithalatı artışlarının gerilemesine rağmen, hızla düzeldiğini görüyoruz. Bizlerin göremediği yapısal dönüşüm üç ayda geçekleşmiş. Türk imalat sanayii bu dönemde, hem yeniden büyüme hızını artırmış hem de petrol dışında ithal hammadde bağımlılığını azaltmış. Yıllık üretim artışı kasım ayında yeniden 4,6'ya yükselirken, hammadde ithalatının üretime esnekliği de 3,7'ye gerilemiş.
Gerçekçi değil
İstatistikler, benim, öngörülerimde Türk İmalat sanayiinin uyum gücünü küçümsediğimi, sanayicilerin ve çalışanların şikâyetlerinin de gerçekçi olmadığını ortaya koyuyor.
Bu arada grafik 2 son iki ayda ithalattan alınan KDV'nin ithalata oranının hızla arttığını gösteriyor. AB ile gümrük birliği içinde olmamıza rağmen ithalat üzerinden alınan vergilerin oranını hızla artırabilmek önemli bir başarı(!). Acaba bu ithal hammadde bağımlılığının azalmasının arkasında olan politikayı mı yansıtıyor? Yoksa bu önümüzdeki dönemde ithalat rakamlarının da ihracat gibi önemli revizyonlarla artacağının habercisi mi?
Öyle anlaşılıyor ki geçen yılın sekizinci ayına kadar ısrarla süren, sanayi üretimine ve dış dengeye ilişkin göstergelerdeki kötüleşme yılın son dört ayında artan rekabet baskısına rağmen, daha önce yayımlanan verilerde yapılacak düzeltmelerin de desteğiyle, hızla telafi edilecek ve 2005 yıl sonu verileri beklenenden iyi çıkacaktır. Ancak istatistikler, halkı, yaşam koşullarının düzeldiğine ne kadar ikna edebilecektir?
Herkese sevdikleriyle birlikte mutlu bir bayram diliyorum.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|