|
Bayramlık...
YARIN Kurban Bayramı, bayramınız kutlu olsun...
Kurban Bayramı insanın aklına çok şeyler getirir ama, bir fıkra vardır ki, bizim hiç aklımızdan çıkmaz.
Çok şey bildiğini sanan, her şeyi yalan yanlış anlatan adamın biri kahvede ahkâm kesiyormuş:
"Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah'a yalvarmış, 'Allah'ım bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeceğim', demiş. Duası kabul olmuş, bir kız çocuğu doğmuş, adını Ayşe koymuş... Ama Allah'a verdiği söz var, kızı almış götürmüş, tam kurban edecekken, Azrail yanında bir keçiyle gökten inmiş, 'Al, bu keçiyi kurban et, kızı bırak!' demiş..."
***
ADAM bakmış ki kimseden bir tepki yok, küçümseyerek, "Siz anlamadınız galiba!" demiş...
Biri dayanamamış, kalkmış:
"Ulan, anlattığının neresini düzelteyim! Dua eden Hazreti Davut değil, Hazreti İbrahim. Kurban edilecek çocuk kız değil, oğlan, Hazreti İsmail... Gökten inen melek Azrail değil, Cebrail. Kurban edilen de keçi değil, koç! Hangisini düzelteyim!"
Bazı fıkralar vardır, dönem fıkralarıdır, o günlerde anlatılır, geçer gider.
Lakin bunun gibi fıkralar unutulur mu?
Hazreti İbrahim'i Davut, Hazreti İsmail'i Ayşe yapan, gökten inen Cebrail'i Azrail'e, koçu da keçiye çeviren adam hiç unutulur mu?
Hele her şeyi bildiklerini sananların ya da yalan yanlış bildiklerini yutturmaya çalışanların olduğu bir memlekette, bu fıkra hiç unutulur mu?
Bir unutulmaz dörtlük de, Fazıl Ahmet Aykaç'tan:
"Hele var ki bir tablo
Görse şaşar Anibal
Ördeklerden bir filo
Bir de kazdan amiral!"
***
ŞÖYLE bir düşünün bakalım, ördekler kimler, kaz kim?
Görgüsüzün biri ekin iti gibi burnu havada dolaşıyor; düne kadar açlıktan nefesinin koktuğunun unutmuş, sırtında samur kürk, hava basıyor...
Yolda karşılaşınca, görgüsüz herif, Bektaşi'ye de bir omuz atıp geçmiş...
Bektaşi dönmüş, arkasından bağırmış:
"Bana bak ulan, o sırtındaki kürk var ya, o kürk asıl sahibini bile hayvanlıktan kurtaramadı!"
Bayram günü, bazılarını görünce aklınıza bu fıkra gelsin!
***
BAYRAM günü uzun zamandır görmediğiniz tanıdıklara rastlayabilirsiniz, ola ki densizin biri Dursun'un Temel'e yaptığını yapar, size laf dokundurur.
Dursun, Temel'e demiş ki:
"Uy, seni rüyamda gördüm, sen ölmüşsün, mezarında otlar bitmiş. Sonra bizim Sarıkız geldi, otları yedi, ahıra gitti, pisledi, baktım çok değişmişsin!"
Temel bu lafı yememiş:
"Ula Dursun, ben de seni rüyamda gördüm. Sen de ölmüşsün, mezarında ot bitmiş, otları bizim Karakız yedi, ahıra gitti, pisledi, baktım hiç değişmemişsin!"
Biri bayram günü böyle laf ederse, siz de Temel'in dediğini yapın!
"Hiç değişmemişsin!" deyin..
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|