|
 |
|
|
Hafızası zayıf, unutkan bir milletiz Doğru... Kim korkar kuş gribinden
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bazı olaylar başımıza gelince anlıyoruz. Uzakdoğu'daki kuş gribi vakalarını ilk duyduğumuzda çoğumuz o haberleri okumadık, dinlemedik bile... Manyas'ta geçen yıl yaşanan olaylardan sonra da gerekli tedbirleri almadık. Hafızası zayıf, unutkan bir milletiz...
Örneğin "çevresel açıdan sürdürülebilir bir yaşam" tartışması yapsak inanın seyredenler birkaç dakika içinde bir başka kanala geçerler.
Bir magazin programına, iki buçuk saate yakın süren bir başka yerli diziye...
Sürdürülebilir bir yaşam ağır bir konu gibi geliyor insanlarımıza... "Nasıl olsa kuş gribi Uzakdoğu'da, Türkiye'ye gelmez..." diye düşünüyorlardı belki de...
Pakistan'da bir dilim ekmeğe, başlarını sokacak bir yere ihtiyacı olan insanlar bizlerden uzakta nasıl olsa...
Irak'ta hayatı alt üst olmuş; savaş sendromuyla büyüyen koca bir nesil için neler yapıyoruz...
Yüzlerce örnek sıralayabilirim buraya...
Türk insanının duyarlılığına neler oluyor? Böyle programlar reyting alamadığı için yayından kaldırıladursun; bakın dünyada hangi tartışmalar yapılıyor?
Popüler bilim dergisi New Scientist'te kesip sakladığım bir yazı vardı.
Haberin spotu şöyleydi.
"Önümüzdeki 30-40 yılı nasıl yöneteceğimiz bundan sonrası için belirleyici olacak: Ya çevresel açıdan sürdürülebilir bir yaşam ya da gerçek bir çöküş..."
***
Birbirleri ile hem rekabet halinde hem de iç içe geçmiş olan üç olgu, demografik, ekonomik ve çevresel dönüşüm, artık jeopolitik bağlamdan aile yapılarına kadar her şeyi değiştiriyor.
Üstelik insanlığın bugüne kadar aklına bile getirmediği sorunları çıkartarak.
Harvard Üniversitesi'nden biyolog E. O. Wilson, "Hem doğal kaynaklar, hem de insanın yaratıcılığı maksimum stres döneminde. Bir şişenin ağzından geçiyoruz..." derken; insanlığı tehdit eden bazı gelişmelerle ilgili de tedbirli olmaya çağırıyor.
Derginin bugünün insanına verdiği bazı mesajlar var.
1 - Değişimleri anlamak: Geriye dönüp geçmişteki günlük başlıklara bakarak, yaşamakta olduğumuz eğilimleri daha başka bir çerçeveden anlamaya çalışmalıyız. Nüfusbilimci Joel E. Cohen, daha büyük, daha yavaş büyüyen, daha kentli ve daha yaşlı bir nüfusun tablosunu çiziyor.
2 - Milenyum Kalkınma Hedefleri'ni yerine getirmek: Bu şekilde insan refahında ilerleme sağlanması kadar, yoksullukla bağlantılı hava kirliliği ve orman arazilerinin yok edilmesi gibi çevresel sorunların da azalabileceği savunuluyor.
3 - Yaşamsal doğal alanları korumak: Canlı neslinin tükenmesi, en hayati, en öncelikli noktalardan biri. Çevrebilimciler Stuart Pimm ve Clinton Jerkins'e göre doğal birikimlerimizi korumak maliyetli olsa da çok farklı kazançlar sağlıyor.
4- Fosil enerji kaynaklarını doğru kullanmak: Sera etkisi yaratan gazların emisyonunu azaltmak için enerjiyi nasıl üretip kullandığımıza ilişkin büyük çaplı değişimler gerçekleştirmemiz gerektiriyor.
***
5- Yoksul çiftçiye ucuz sulama olanakları sağlamak: Kalkınma uzmanı Paul Polak, elle çalışan pompa ve sulama kanalları gibi küçük ölçekli ve uygun teknoloji kullanmanın bile sınırlı su kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacağı ve yoksul çiftçiye refah getireceği görüşünde.
6- Sağlık sistemlerini güçlendirmek: Zengin ülkelerde ve Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde, insanlar, artık enfeksiyonlar yerine, kalp hastalıkları ve zihinsel rahatsızlıklar gibi giderek kronik hale gelen koşullardan hasta oluyor. Sıtma, tüberküloz gibi hastalıklar en ciddi yıkımı yoksul ülkelerde yapıyor.
7- Daha yavaş bir büyümeyi özendirmek: Küresel ekonomi, sıkıntıların eşiğinde. Bu yüzden siyasi ve mali kurumların yeniden yapılandırılmaları gerekiyor. Ekonomist Herman Daly, vergi toplamanın ve faiz oranlarının, kirliliği ve doğal kaynakların israfını önleyecek şekilde yeniden düzenlenmesinin gerekliliğini vurguluyor.
8- Öncelikleri daha rasyonelce belirlemek: Ekonomist ve çevrecilerin ortak politika üretmeyi artık öğrenmeleri gerekiyor. Yarar ve zarar maliyetlerinin bu bakış açısıyla hesaplanmasının insanlığın geleceğine çok daha önemli katkılar yapacağı kesin.
***
Değişimleri anlayabilmek günümüz insanın en önemli meziyeti olmuş durumda. Farkında olmak ve hayatımızı buna göre şekillendirmek. Ama biz farklı bakarız.
Kim korkar kuş gribinden...
İnsan olduğumuzu hatırlamak için
İnsanlar biraz daha hoşgörülü olsa, biraz daha sevecen olsa, biraz daha özverili olsa, biraz daha anlayışlı olsa, biraz daha empati yapsa, biraz daha sevgi sözcüklerini kullansa, biraz daha kalp dilini konuşsa...
Hayat çok daha güzel olur değil mi?
Çok zor mu; insanların birbirini daha iyi anlayabilmesi...
Bence değil.
Bayramlar o yüzden var zaten. Dargınlıkları bitirmek, hayatı güzelleştirmek, insan olduğumuzu hatırlamak için...
İyi bayramlar...
Herkese...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|