
|
|
|
 |
|
|
İki yıl sonrasının moda rengi belli
Modacılar Özlem Süer ve Ümit Ünal'ın Türkiye'yi temsilen katıldıkları Dünya Renk Birliği'nin toplantısında 2007-2008 kış döneminin renklerine karar verildi: Siyah ve fuşya öne çıkacak
SEMA ASLAN
Dünya Renk Birliği'nin toplantısına katılan Özlem Süer ve Ümit Ünal ile dünyanın renklerini konuştuk. Ünal 2006'nın bir kutlama dönemi olduğunu söylüyor. Balon köpükleri, şeker renkleri, daha soft tonajların olacağı karnaval havası ile temsil ediliyor. 2007 / 08 kış sezonunun renkleri de Intercolor'ın yani Dünya Renk Birliği'nin Kasım 2005'teki toplantısıyla belirlendi. Beyaz ve siyahın içindeki tüm renkler, başta fuşya olmak üzere, önümüzdeki kış hayatın her alanında karşımızda olacak.
Dünya Renk Birliği nasıl bir örgüt?
Özlem Süer: Yaklaşık 25 ülkenin katılımıyla her sene bir kez Paris'te, bir kez de katılımcı ülkelerden birinin evsahipliğinde toplanan ve dünyanın iki sene sonrasının konseptiyle rengini belirleyen bir komisyon. Ümit'le birlikte yaklaşık 10 senedir delegesiyiz Dünya Renk Birliği'nin. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği adına ülkemizi temsil ediyoruz. 1998 yılında Intercolor'ın 2000'in renklerini belirlemek üzere yapacağı toplantıyı Türkiye'de gerçekleştirmesini sağladık. Ve Intercolor tarihinde ilk kez 98'de Paris dışına çıktı; milenyumun renkleri İstanbul'da belirlendi.
"Özlem'le uyum içindeyiz"
Neden siz seçildiniz?
Ümit Ünal: Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin moda danışmanlığını yapıyoruz. Özlem'in moda sektöründeki çalışmaları ile akademik kariyeri paralel bir şekilde devam ediyor; ben moda dünyasında yaptığım avangart çalışmalarla öne çıktım. Yani, bireysel olarak kendi köşemizde yaptığımız çalışmaların ötesinde konferanslar ve seminer programları veriyorduk, moda fuarları için etkinlikler gerçekleştiriyorduk. Tüm bunlar devam ederken Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin Intercolor'a üyeliği söz konusu oldu ve bir grup oluşturuldu. Özlem'le uyuşan bir yanımız var; yetenekler sorgulanabilir ama Türk moda tasarımı içinde çok çalışkan olmamızla biliniriz biz. Bu sorumluluğu iyi taşıdık ve giderek ikimiz götürmeye başladık bu işi. Yaklaşık 10 yıldır hem organizasyona hem de Türkiye'nin oradaki konumuna sahip çıkıyoruz.
"Gri ve sarı da var"
Kasım 2005 toplantısının sonucu ne oldu? 2007-2008 kışının rengi nedir?
Ümit Ü.: Sonuçta iki net ayırım yaptık. Bir tarafta yaşamın dengesiyle ilgili renkler var: Gri ve siyah, mat siyahlar ve bu iki rengin arasındaki petrol, turkuvaz tonları, fuşya, sarı ve elektrik yeşili. Diğer tarafta ise beyaz var. Beyazla tanımlanan daha entelektüel bir dünya! Hayatın farkında olan bir dünya!
Özlem S.: Şu an "retro-future" diye tanımlayabileceğimiz bir dönem içindeyiz. 2007-2008 ile natürellikle fütürizmin bir arada olduğu bir dönem geliyor.
Renkleri belirledikten sonra ne oluyor?
Ümit Ü.: Ortak sonuçları belirledikten sonra herkes ülkesine dönüyor; seminerler veriliyor, koleksiyonlar hazırlanıyor, ülkede renge ihtiyaç duyan tüm grup ve sektörlere danışmanlık hizmeti veriliyor.
Dünya Renk Birliği moda sektöründen insanları buluşturmakla birlikte, farklı disiplinlerden faydalanıyor...
Özlem S.: Bütün dünyanın tüketim alışkanlıklarını ve sanat eğilimlerini modayla birleştiriyoruz. Bunu yaparken de sadece giysinin üzerindeki form, doku ve renk gibi detayları düşünmüyoruz. Otomobilin nasıl bir renk alacağını ya da müziğin neden böyle bir duyguyla geliştiğini vs. sorguluyoruz.
Bir sonraki toplantı Finlandiya'da. Ne zaman gidiyorsunuz?
Ümit Ü.: Haziranda. 2008 yazı için toplanacağız.
Özlem S.: Oradakilerden en büyük farkımız, kendi markasına da sahip olan az sayıdaki delegeler arasında olmamız. Tasarım kurumsallığı Türkiye'de yeni bir kavram.
Peter Gabriel eşliğinde tişört sunumu
Intercolor'a gittiğinizde yerel bir sunum mu yapıyorsunuz?
Özlem S.: Yerel hisler taşıyan esprilerle farklılıklar yaratacak küçük dokunuşları tercih ediyoruz. Ama çok daha evrensel sorgulamalar yapıyoruz. Son beş yıldır götürdüğümüz evrensel kavramlarla o günün ötesindeki en avangart gruplardan biri olduk Intercolor içinde.
Ümit Ü.: Bu yılki konseptimiz, Kızılderili kehanetlerinden esinle ortaya çıktı; hayatın dengesini sorgulayan tanımlarla çalıştık. Özel beyaz tişörtler götürdük ve o tişörtlerin üzerine yerleştirmeler yaptık; çok da ilgi çektik. Tişörtlerimizin üstünde sprey boyalarla hayatın içindeki izolasyonu anlattık. Bunu da Kızılderili dilinde hayatın dengesi anlamına gelen "pao-qatsi" ile kavramlaştırdık. Ve aynı zamanda Peter Gabriel'in müziklerini dinlettik. Yüklendiğimiz ve somutlaştırdığımız duygu, tamamıyla dünyaya ait oluyor. Fakat bunu somutlarken lokal anlatış biçimlerini kullanıyoruz. İlk başladığımız yıllarda sunduğumuz kavramlardan biri, o yıllarda literatüre geçmişti mesela: "Arınma". İnsanların şehir içinde yaşadıkları bıkkınlık, daralma ve kendilerini izole etme ihtiyacını düşündük ve arınma konseptini Türk hamamıyla anlattık o dönem. "İkisellik" bir diğer kavramımızdı.
|
|
|

|
|