Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Birkaç Galatasaray doları için...


İşin ucundaki binlerce doları duyunca...
"Naparlar yaparlar bu kupayı kaparlar" demiştim.
Elli bin Galatasaray dolarını en son kimbilir ne zaman görmüştü Galatasaraylı futbolcular bir arada.
Üstelik bir Galatasaray dolarının değerini koleksiyoncular bile hesaplayamıyor.
Piyasalarda o kadar az bulunuyordu ki.
Hatta bulunmuyordu.
Özhan abi, Hakan Şükür'den bir şekilde tahsil eder o kaçan dolarları nasıl olsa.
Keşke üç çocuktan birine attırsaydı penaltıyı.
Mesela penaltıyı yaptırana.
Hem kendi büyürdü, hem de çocuk.
* * *
TRT'de bizim Erdoğan'a (Arıkan) saati sormuştum Stadyumlar'ın birinde.
"Biraz daha bekleyelim, on buçuktan sonra konuşalım Galatasaray'ı.
Özhan abi bi uyusun da.
Daha fazla üzmeyelim" demiştim.
Ama.
Böyle devam ederse...
Daha çok üzülecek.
Ve geçen her dakika, her saat, her gün Galatasaray'ı ve yönetimini en üzücü sonlara götürüyor.
* * *
"İki buçuk kişi yönetiyor Galatasaray'ı" demişti Mehmet Cansun o dünlerde.
"İki Canaydın ve Terim, buçuk da Refik Arkan herhalde" demiştim ben de.
Sonra bir gitti.
Bir buçuk kaldı.
O bir buçuk da yönetemiyor Galatasaray'ı.
Galatasaray hikayesinin özü bu...
100 yıllık Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en başarısız ve beceriksiz yönetimi için Galatasaraylılar'a verilebilecek tek olumlu haber, böyle bir yönetimin ancak yüz yılda bir gelebilecek olması belki de.
Hep yazıyorum.
Parasız olmaları değil takıldığım.
Kimde var ki.
Geç ödemeleri de değil.
Kim geç ödemiyor ki.
Takıldığım Galatasaray Başkanı'nın Galatasaray'ın içinde bulunduğu durumu Galatasaraylılar'a net olarak anlatmaması.
Galatasaray on yıl şampiyon olmasa da büyüklüğünden bir şey kaybetmez.
20 yıl olmasa da.
Hiç olmasa da.
Stat da yapmasa, transfer de yapmasa yine büyüklüğünden bir şey kaybetmez.
Takıldıklarım, ayrıntı gibi gözükenler.
Galatasaray oralarda fena halde kaybediyor.
Mesela.
Galatasaray Başkanı zırt pırt futbolcusuyla konuşmaz.
Futbolcusu da zırt pırt Galatasaray Başkanı'nı arayamaz.
Bir bayram gününde, bir özel günde konuşur.
O da canı isterse.
Kamerun'un bir bilmem ne gününde Song'u arayabilir mesela.
Song da anılarında anlatır bu konuşmayı.
"O gün Galatasaray Başkanı ile nihayet konuştum" filan falan.
Düşünün Silvio Berlusconi'nin, Paulo Maldini'yi arayıp "Paran bende" dediğini, "Noel'den sonra ödeyeceğim".
Silvio aramak istese de.
Paolo konuşmaz.
Menajerini konuşturur.
Milliyet paramı üç beş gün ödemese beni Aydın Doğan mı arar?
"Bilginciğim paran bende, sen git yazını yaz".
Veya ben mi, zırt pırt Aydın Doğan'ı ararım?
* * *
Bir maç öncesi hatırını kıramadığım bir kişi için ilk defa bir Galatasaray yöneticisini aradım.
-Bilet var mı?
-Biletlerin hepsi başkanda.
Bir gün odasında oturuyorduk. (Zaten bir defa gittim.) Bülent Tulun, Sara hanım, Necati filan falan. Canım çay istedi.
Çayı, telefonu açıp Özhan abi söylemişti.
Başkan mütevazıydı, alçak gönüllüydü, hiçbir Galatasaray Başkanı'nın belki de yapmayacağı maddi manevi fedakârlıklarda bulunmuştu.
Kimse inkâr etmiyordu bunu.
Ama çayla mayla, biletle miletle bile o uğraşıyordu.
Bir bilet için Galatasaray Başkanı mı aranmalıydı?
Onu seviyorum. Keşke onun gibi bir abim, bir amcam, bir dayım olsa.
Sevdiğim için de bir an önce bırakmasını istiyorum.
Yoksa işin tadı daha da kaçacak.
Tabii onun da.

Bilgin'den

Bayramda bir aile büyüğümüzün evinde yemekteydik.
Büyükler, ben ve küçükler.
Ablalar, enişteler, yeğenler, meğenler, çocukları ve bir yeğenimin yedi aylık ikizleri.
O aile büyüğümüz bir ara efkârlanıp kısa bir konuşma yaptı.
Onun belki çoktaaan unuttuğu.
Benim unutmadığım.
"Böyle bir mutluluğu yaşayacağımı bilseydim gençken aldığım riskleri alır mıydım acaba" dedi.
Sonra ilave etti:
"Almazdım."
"Bugünü yaşamasaydım, üzülürdüm doğrusu."
Çocuklarının, torunlarının, masanın etrafındaki bizlerin beraberliğini kastediyordu.
Çok mutluydu.
Nasıl olmasın ki?
Ve sonra...
Kaç gündür aklımdan çıkmayan o cümleyi söyledi.
"Allah hepinize böyle bir mutluluk yaşatsın."
Görünüşte sıradan, sade ama samimi ve sıcak bir dilekti.
Onlar için.
Peki ya benim için...
* * *
Boşandığım eşimle (En iyi arkadaşım, en iyi dostum) çocuk yapmamak için her şeyi yapmıştık.
O "Senin gibi biri daha mı, Allah korusun" derdi.
Ben de "Senin gibi biri daha mı, Allah korusun" derdim.
Birbirimize takılırdık.
Sonra boşandık.
Sonra bir gün İtalya'dan döndüğümde onu evde görünce şaşırdım (Taşınacağını söylemişti).
İki tane parmak kadar kedi yavrusu vardı elinde.
Sırılsıklam yolda bulmuştu.
"Büyütelim şunları" dedi.
Sonra biri öldü.
Sonra diğerini yaşattık.
Sonra.
Birbirimize mesajları onunla yolladık.
-Sor bakalım annene, sinemaya gitmek ister mi?
-Sor bakalım babana bu akşam evde mi oturacak?
Sonra koş babana, koş ananalar başladı.
Neredeyse bir çocuk yapacaktık.
Bu saatten sonra çocuk yapar mıyım bilmem.
Bir çocuğu evlat edinirim belki...
Gerçi iki "çocuğum gibi" var da.
Kesmiyor.
Uzatmayalım.
O aile büyüğümüzün dileğiyle bitirelim.
Allah hepinize o mutluluğu yaşatsın.
Bayramınız kutlu olsun.

O koltukta ne varsa...

Şu adaylara bakın Allah aşkına.
Kimler var kimler.
Mehmet Ali Yılmaz, Ayhan Bermek, Cemal Aydın, Haluk Ulusoy (Açıklamadı ama)ve Levent Bıçakcı. (Belki)
Anlı şanlı, koca koca isimler hepsi.
Hepsi neler görmüş neler geçirmiş.
Hepsi paraya pula, üne müne doymuş.
Hepsi bir sürü koltuğa oturmuş.
Yine de hepsi o koltuğun peşinde ama.
İşin püf noktası da burada.
Ne zaman biri çıkıp (Başkanlık teklif edildiğinde) "Benim işim gücüm var, uğraşamam bu işlerle" diyecek.
O doğru isim olacak.
En doğrusu da.
O koltuğa sadece futbolun değerini yükseltmeye çalışan profesyonel bir holding CEO'su oturtmak olacak ya...
Böylece şu yönetsin, bu yönetsin diye racon kesen Kulüpler Birliği de kendi ligini birilerine yönettireceğine kendi yönetecek.
En çağdaşı bu.
Ama.
Aması da var tabi.
Ve o amanın sonrası da.
Onun için bana sorduklarında kimin olacağı benim için fark etmez diyorum.
Bir şey fark etmeyeceği için.

BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT
Pazartesileri Lig TV
Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor
Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.

bilgingokberk@mail.com


SPOR
Reçetenin kare ası!
Erzik'e baskı
Ülker hayata döndü (95-85)
'Küfürden kaçtım'
Daum insafa geldi!
İstanbul yaramadı!
Bir iyi, bir kötü
Efsane öksüz bıraktı!
Operasyon zamanı
Bombanın tüm kabloları aynı renk!
Alphand'dan çifte zafer
Süper Memo
Powell şov
Beşiktaş avantajlı
Japonya'ya 5 yolcu
Haber turu...
Birkaç Galatasaray doları için...
En büyük kim?
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Birkaç Galatasaray doları için...
İşin ucundaki binlerce doları duyunca...
Nilay YILMAZ
En büyük kim?
Devre arasıyla birlikte çoğu futbol programı ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet