Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sahanda sucuklu yumurta


Önce baharatı aşırı olmayan bir sucuktan, zarını çıkardıktan sonra, halka halka 5-6 dilim kesersiniz. Sonra da teflon bir sahana yarım çorba kaşığı tereyağı koyarak, içine atacağınız sucuk dilemleriyle birlikte ılık bir ateşte, yağı eritmeye ve sucukları bir iki kez ters yüz etmeye başlarsınız.
Yağ kıvamında ısındığında, yumuşayıp gevşemiş olan sucukların ortasına, bir yumurta kırarsınız, sarısını dağıtmadan. Ve kapatırsınız sahanın kapağını.
6-7 dakika sonra kapağı açtığınızda pişmiş beyazlarının göbeğinde, üstü de azıcık yalazlanmış sapsarı bir yumurta, mis gibi sucuk kokularıyla iştahınızın libidosunu gıdıklamaya başlar.
* * *
2. Dünya Savaşı yıllarında, ekmek de vesikaya binmiş olduğu için; gece yatısı okulunun düzenli yemekhanelerinde, tabaklarımızın yanına bir iki dilim ekmekle birlikte, bir de haşlanmış patates konurdu.
Delikanlılığa adım atmaya ve bıyıklarımızın terlemeye başladığı dönemlerdi...
* * *
Cumartesileri, öğle tatilini bildiren zille birlikte derslerden çıktığımızda, hemen Beyoğlu'na fırlardık.
Bendeniz gibi, aileleri İstanbul'da olmadığı için hafta sonu akşamlarını da okulda geçiren "bekâr öğrencilerden" bir çoğu; karşıdaki, çeşitli sandviçlerle birlikte sahanda yumurta da yapan, "Levent" şarküterisine koşarlardı.
Ve bazıları, yüksek tabureli hızlı servis masalarında, sahanda sucuklu yumurta yerdi...
* * *
Okuldan çıkar çıkmaz ben de uğrardım "Levent"e... Sahanda sucuklu yumurta o kadar güzel kokardı ki...
Aynı okulu parasız yatılı olarak 1911'de bitirmiş olan babam, nedense haftalık olarak bana 1 lirayı münasip görmüş ve harçlığımı öyle bırakmıştı okul idaresine...
Ve "Levent"te sucuklu yumurta 60 kuruş, sinemaların koltuklu salon ve balkonları ise 66 kuruştu...
* * *
Cumartesileri Beyoğlu'na çıkınca, cebimdeki tek liralık harçlığımdan ötürü sıkışır kalırdım sahanda sucuklu yumurta yemekle, sinemaya gitmek arasında...
Babama da, nedense söylemezdim haftalığımı 2 liraya çıkarmasını.
Kendisi 10 yaşındayken babasını kaybettiği için, bir "baba" modelinden yoksun yetişmişti. Aynı lisede okumakta olan oğluna, ne kadar harçlık verilmesi gerektiğini bilemiyordu.
* * *
Faik Türün Paşa tarafından Selimiye Kışlası'nda gözaltına alındığım ve geceleri görünmeyen hoparlörlerden işkence seslerini dinleyerek uyumamaya çalıştığım günlerde bile, canım hep sahanda sucuklu yumurta istemişti.
Bugün de en favori yemeğimdir sahanda sucuklu yumurta; kolay kolay vazgeçemem ben ondan...
* * *
Abdi İpekçi 3 sınıf daha küçüktü benden... O da, daha okuldayken ilişki kurmaya başlamıştı Babıali ile...
Ben ise, 9. sınıfta başlamıştım, Naim Tirali ve Ali Avni Öneş aracılığıyla "Yeşil Giresun" gazetesinde günlük yazılar yazmaya. İstanbul'da da, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu'nun "Yeni Adam" dergisinde çıkıyordu yazılarım; Sedat Simavi'nin "7 Gün" dergisinde de şiirlerim...
* * *
1959 yılının 22 Haziran günü, bitirdiğimiz lisenin ünlü pilav gününde buluşmuştuk Abdi İpekçi ile...
Ata biner gibi karşılıklı oturmuştuk bahçedeki banklardan birine.
Abdi bana, Yazı İşleri Genel Yayın Müdürü olduğu Milliyet'te, Peyami Safa'nın yerine köşe yazıları yazmamı öneriyordu.
Ahmet Altan 8, Mehmet Altan 5 yaşındaydı. Zeynep Bakan henüz doğmamıştı.
Birden tüm hayatımız değişti ve İstanbul'a taşındık; görünmez karanlık dalgalarla boğuşa boğuşa yaşamak zorunda kalacağımız İstanbul'a...
* * *
Kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi, Abdi'nin bir suikast sonucu hayattan kopup gidivereceği...
Elimde belgem, kanıtım, hatta bendenizi doğrulamayı kabul edecek bir tanığım bile yok ama; vaktiyle de üstünde durduğum bir senaryodan söz edeyim azıcık...
* * *
Abdi İpekçi, askerliğini Kore'de yapmıştı. Kore'deki komutanı, 27 Mayıs devriminin önde gelen isimlerindendi ve sonradan da Milli Birlik Komitesi'nden çıkarılan "14'ler" listesinde yer almıştı. Ne var ki "14'ler" de 2'ye bölünmüşlerdi.
* * *
Sanırım bu bölünmeden sonra bir gün, Abdi İpekçi'nin Kore'deki komutanı Abdi'ye gelmiş ve kendisine; Genelkurmay'dan bile habersiz silahlı, parkalı bir örgütün, her gün düzenli talimler yapmaya başladığını haber vermişti.
Ve canım içi Abdi İpekçi, bu yıldırımlı haberi yazmak yerine, Ankara'ya koşmuş, durumu en üst düzeydeki bazı sorumlu kişilere anlatmaya kalkmıştı.
Oysa öyle silahlı bir örgütün kurulduğundan, kimsenin haberli olmaması gerekiyordu.
Haberin, Abdi tarafından gazeteye de yansıtılmasından korkulmuştu.
* * *
Ola ki, Abdi İpekçi suikastının nedeni, böyle bir senaryoyla ilgili değil; olabilir.
Bilenler de herhalde bilirler, gerçek nedeninin ne olduğunu...
Ne var ki, Abdi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın, vaktiyle Kartal Askeri Cezaevi'nden nasıl kaçırıldığı su yüzüne çıkmış durumda...
Gerisi, işin erbabına havale...
* * *
Zordur zor, Türkiye'de sevdiği işe layık olmaya çalışan bir kalem adamı olmak... Bin bir kaşkariko, pençe büyütür görünmeyen karanlık dalgaların içinde...
Şükredelim, şimdiye dek yiyebildiğimiz sahanda sucuklu yumurtalara...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
'Katil kahraman olmasın'
ADALET Bakanı Cemil Çiçek'le dün sabah görüşt...
Çetin ALTAN
Sahanda sucuklu yumurta
Önce baharatı aşırı olmayan bir sucuktan, zar...
Melih AŞIK
Ayak oyunları!
'Ulusoy önce hakkında açılan 23 davadan aklan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Ağca kesinlikle yararlanamaz
Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın ta...
Abbas GÜÇLÜ
12 Ocak, Utanç Günü olsun
Ağca, Papa'yı yaraladı 20 yıl yattı. İpekçi'y...
Hurşit GÜNEŞ
Boşananların sıkıntısı artıyor
Boşanma kararı hep duygusal ve sosyal bir olg...
Faik ÖZTRAK
Bir sunumun düşündürdükleri
Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı 6 Ocak tarih...
Hasan PULUR
Ha kuş gribi ha M. Ali Ağca...
ACABA o televizyon görüntüsünü hatırlayan var...
Derya SAZAK
Ağca bilmecesi
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kartal Cezaevi'nde...
Meral TAMER
Yücel Aşkın, politikaya atılır mı?
Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın'la aramızdaki il...
Ece TEMELKURAN
Taşlar bağlı, kurtlar serbest!
Bize gülüyorlardır diye düşünüyorum. Siyah ta...
Güngör URAS
Tavuk kümeslerine veda
Bu yaşıma kadar, küçük bir bahçe içinde, tek ...

© 2006 Milliyet