Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir sunumun düşündürdükleri


Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı 6 Ocak tarihinde 2005 yılının ekonomik performansını ve 2006 yılı borçlanma programını anlatmak üzere bir basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından Sayın Bakan'ın cari açıkla ilgili endişe duyanlar hakkında kullandığı sert dil basında eleştirildi. Bu bir üslup sorunu olmakla birlikte aynı zamanda hükümetin de bu konuda duyduğu endişenin su yüzüne çıkışı olarak da görülmeli.
Nitekim yapılan sunumda cari açığın sorun olmadığını ispatlama yönünde özel çaba harcanmış.




Bu toplantı kamuoyunu borçlanma programı gibi teknik bir konuda bilgilendirmek amacıyla yapılıyor. Hatta geleneksel olarak bir önceki yıl sonunda açıklanması gereken, Hazine'nin 2006 yılı borçlanma programıyla ilgili duyurusu da Bakan'ın bu sunumu için bir hafta geciktiriliyor. Dolayısıyla burada saydamlık, objektiflik ve teknik ağırlığın politik böbürlenmenin önünde olması beklenirdi.
Sunumda doğru veriler kullanılıyor. Ancak sunuş biçimi politik tezi güçlendirmeye dönük. Bunun bir örneği özel yatırımların büyümeye katkısını gösteren grafik. Öyle bir sunulmuş ki baktığınızda Türkiye'de son üç yılda büyüme özel yatırımlardan kaynaklanmış diyor ve cari açık konusunda rahatlıyorsunuz.

Büyüme modeli
Oysa bu grafik aşağıdaki gibi iç talebin ve onun içinde özel yatırımın payı ile dış talebin büyümeye katkıları ayrıntısında sunulsa resim daha saydamlaşıyor. Özel yatırımın büyümeye katkısının giderek arttığı yine görülüyor. Ancak büyümeye başta özel tüketim olmak üzere, diğer iç talep unsurlarının da en az özel yatırımlar kadar katkı yaptığını görüyorsunuz. Buna karşılık dış talebin büyümeye katkısı önemli ölçüde azaltıcı yönde oluyor. Bu durumda artan cari açığın özel yatırımlardan kaynaklandığı ve sorun olmadığı yönündeki resim de netliğini kaybediyor. Türkiye'nin son üç yıldır ihracata dayalı büyüme modelini uygulayamadığı görülüyor. İç talebe dayanan büyüme, cari açığın sürdürülebilirliği konusunda endişe duyanların haklı bir yanı olduğunu ortaya çıkarıyor.
Dikkat çeken bir diğer grafikte ise AB'nin seçilmiş bazı yeni üyelerinde geçiş döneminde kaydedilen cari açıklardaki artışlar kullanılarak bunun AB'ye giriş sürecinde normal bir gelişme olduğu anlatılmaya çalışılmış. Seçilen ülkeler aynı zamanda planlı bir ekonomiden piyasa ekonomisine şok biçimde geçen ülkeler. Türkiye başlangıç koşulları itibariyle bunlardan çok farklı. Eğer buraya Türkiye'ye benzeyen diğer yükselen piyasa ekonomilerinin cari dengelerindeki gelişme konsaydı bizim sürüden nasıl ayrıldığımız açıkça görünürdü.

Politik endişe
Diğer taraftan, hükümetin, kendine altın tabakta bir ekonomik durum sunan, 2001'de başlayan güçlü ekonomiye geçiş programının kazanımlarını unutturma çabaları bu sunuma da yansıyor. Grafiklerde kullanılan verilerde, genellikle hükümetin işbaşına geldiği dönem öncesi, on yıllık ortalamalar şeklinde gösterilmiş. O zaman da 2002 yılında ekonomide gerçekleşen hızlı toparlanma gizleniyor.
Sonuçta içinde bulunduğumuz yıla ilişkin borçlanma programının sunumu teknik olmaktan çok politik endişelerin hâkim olduğu bir çerçevede yapılmış. Oysa mütevazı olmak, kazanım ve sorunları objektif bir biçimde kamuoyuna anlatmak, politik duruşu teknik saydamlıkla desteklemek de bir politik stratejidir. Kamuoyunda hangisinin daha çok prim yaptığını göreceğimiz günler yaklaşıyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
'Katil kahraman olmasın'
ADALET Bakanı Cemil Çiçek'le dün sabah görüşt...
Çetin ALTAN
Sahanda sucuklu yumurta
Önce baharatı aşırı olmayan bir sucuktan, zar...
Melih AŞIK
Ayak oyunları!
'Ulusoy önce hakkında açılan 23 davadan aklan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Ağca kesinlikle yararlanamaz
Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın ta...
Abbas GÜÇLÜ
12 Ocak, Utanç Günü olsun
Ağca, Papa'yı yaraladı 20 yıl yattı. İpekçi'y...
Hurşit GÜNEŞ
Boşananların sıkıntısı artıyor
Boşanma kararı hep duygusal ve sosyal bir olg...
Faik ÖZTRAK
Bir sunumun düşündürdükleri
Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı 6 Ocak tarih...
Hasan PULUR
Ha kuş gribi ha M. Ali Ağca...
ACABA o televizyon görüntüsünü hatırlayan var...
Derya SAZAK
Ağca bilmecesi
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kartal Cezaevi'nde...
Meral TAMER
Yücel Aşkın, politikaya atılır mı?
Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın'la aramızdaki il...
Ece TEMELKURAN
Taşlar bağlı, kurtlar serbest!
Bize gülüyorlardır diye düşünüyorum. Siyah ta...
Güngör URAS
Tavuk kümeslerine veda
Bu yaşıma kadar, küçük bir bahçe içinde, tek ...

© 2006 Milliyet