|
Bunların hesabını kim verecek?
Bu bayram tatilden istifade edip İstanbul dışına çıkmayı düşünmedim, İstanbul boşalmışken tadını çıkarayım dedim, pişman oldum.
Birinci sebep, Etiler Koç Köprüsü civarındaki yazboz tahtasına tanık oldum. Günlerce trafiği altüst etme pahasına trafik akışı değiştirildi, kim bilir kaç milyon YTL akıtıldı, sonuç fiyasko, haydi şimdi boz eski hale getir. Yine trafik kargaşası, yine milyonlarca lira masraf, bunun hesabını kim verecek?
Bitmedi, İstiklal Caddesi'ne de çıktım. Hani caddenin zemini granitle kaplandı, canım ağaçlar kaldırıldı ve cadde çok güzel görünüme kavuşacaktı ya. Bir kere ağaçsız, yeşilliksiz cadde olmaz, nitekim cadde taş yığını. Zemine döşenen ve granit denen taşlar var ya, döşeneli 15 gün oldu, en az yüzde 20'si yerinden oynamış vaziyette. Yerlerinden sökülmüş, eğrilmiş, çatlamış, 15 günde iflas etmiş. Peki bunun hesabını kim verecek? Bu memlekette aklı başında bir iş yapılamaz mı? Aklı başında iş yapmayana hesap sorulmadığı sürece yapılmaz elbet. Ben kendi hesabıma, benim verdiğim vergilerden bu yere harcananları helal etmiyorum, başkasını bilmem.
Bitmedi, Levent'in imar planının değiştirilip ayrık nizam villaların bulunduğu mahallelere yüksek katlı inşaat izni verilmesi için alttan alta faaliyetler sürüyormuş. Beşiktaş Belediye Başkanı Sayın İsmail Ünal'ın önce aklıselim sahibi biri olması ve sonra mimar olması nedeniyle böyle bir şeye geçit vermeyeceğini biliyorum ama yine de böyle bir planın empoze edilmeye çalışıldığını, bunun cinayete eşit olacağını da hatırlatmak isterim. Üç beş kişinin büyük rant elde edeceği böyle bir sapıklığa sosyal demokrat bir başkanın izin vermeyeceğini biliyorum ancak nerelere el atıldığının bir örneğini de vermek istedim.
İstanbul sadece aciz ve beceriksiz yöneticilerin elinde bu kadar kötü duruma düşebilirdi, bu da oldu. Yineliyorum, İstanbul'un üst düzey yöneticilerinin tümü değişmedikçe çözüm üretilemez.
tamerheper@host.com
|
|