Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ocak 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Marketlerin suçu var da bakkalların yok mu?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Geçen hafta bir yazımda Tesco Kipa'nın Operasyon Direktörü Douglas Cocheone bir sözüne yer vermiştim. Cocheone, "Firmamızın yurtdışındaki mağazaları için de meyve sebze ihtiyacını Antalya'dan karşılamak istiyoruz. Ancak üretimde standardı tutturmamız gerekir. Sürekli üretim garantisi olmalı. Üreticilerimizle, tedarikçi firmalarımızla uzun süreli ilişkiler kurmak istiyoruz..."
Bana göre bu gelişmeler Türk üreticisi bir fırsat.
Özellikle yabancı sermaye arttıkça bu tür taleplerin artacağını düşünüyorum.
9 Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fevzi Demir, bu yazım üzerine uzun bir yazı yollamış.
* * *
Kısa bir özet yapıyorum sizler için...
"Hipermarketlerin hem kalite, hem de fiyat bakımından tüketicilere sağladığı yararları inkar etmenin hiçbir anlamı olmadığı açık. Ancak, olaya esnaf ve sanatkarın uğradığı haksız rekabet açısından bakınca, onlara da hak vermemek imkansız.
Örneğin, 1996 yılının Temmuz ayında çıkarılan bir Kanunla Fransa'da 300 metrekareden büyük alışveriş merkezlerinin açılması özel izne bağlanmıştır. Belediye yetkilileri, ticari sektör temsilcileri, trafik uzmanları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşan bir komisyonun ilgili yasa hükümlerinin uygulanması doğrultusunda hazırlayıp üst makamların takdirine sunduğu ve onların izni ile açılan bu işyerleri, genellikle şehirlere uzak mesafelere kaydırılmaktadır.
Almanya'da da çalışma gün ve saatlerinde kısıtlamaya gidilen süper marketlere, pazar günleri çalışma yasağı getirildiği görülmektedir. İtalya'da 6 Temmuz 1971'de yürürlüğe giren 426 sayılı yasa, belediyelere 400 metrekarenin üzerinde ticari merkez ve işletmelerin yerlerini düzenleme yetkisi vermiştir. AB hukukunda da alışveriş merkezlerinin rakiplerini zorlayacak kadar güçlü olmaması öngörülürken; ABD'de Robinson Patman Yasası bir üreticinin küçük alıcı ile büyük alıcı arasında indirim farkı yapmasını, Sherman Yasası da her türlü iç ve dış tekelleşmeyi yasaklamıştır.
Hipermarketlerin yarattığı haksız rekabet, kendi emeğini küçük sermayesi ile birleştirerek günün on beş saati ayakta hizmet veren esnaf ve sanatkarı batırmaktan, vahşi kapitalizm dönemindeki gibi onları proleterleştirmekten başka bir işe yaramamaktadır..."
* * *
Fevzi Demir hocam, hipermarket yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğini düşünüyor.
Ben hem market yasasının, hem de bir işyeri açmanın kurallarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunuyorum.
Doğrudur; Fransa'da Almanya'da, İtalya'da farklı uygulamalar vardır.
Peki söyler misiniz; bir sokakta üç, dört bakkalın olmasına izin vermek de bir başka yanlış değil midir?
Benim oturduğum caddede yan yana, beş yüz metrelik bir ada içerisinde ona yakın bakkal, büfe benzeri dükkanlar var.
Bu yerleri işletenlerin mutlu olması mümkün müdür, hepsinin para kazanabilmesi olanaklı mıdır?


Organize perakendecilerin oranı yüzde 20'lerde

Tüm bu mağazalar için aslında bir tarif yapılacaksa "organize perakendeciler" demek lazım. Yani market ve alışveriş merkezlerinin dışında; iki ve daha fazla kata sahip gıda dışında da satış yapan mağazalar... Bizde de örnekleri çok... YKM, Beymen, Vakko gibi yüzlerce markanın kendilerine ait satış merkezleri bulunuyor.
Türkiye'deki tüm mağazalar toplandığında bu oran yüzde 15-20'leri buluyor.
Yani geleneksel perakendecilerin toplam pazardan aldıkları pay hala yüzde 80'lerin üzerinde gözüküyor. Gelişmiş ülkelerde tam tersi bir fotoğraf sözkonusu...
Geleneksel perakendeciler Türkiye perakende pazarını 150 bin civarında farklı satış noktasından yönlendiriyor. Semt pazarlarındaki on binlerce tezgah bu sayının üzerine ilave edilmeli.
Organize perakendecilerin toplam satış noktası ise 3 bin 500 civarında. Avrupa'da 1 milyon kişiye ortalama 15 hipermarket ve 150 süpermarket düşerken, Türkiye' de 1 milyon kişiye düşen hipermarket sayısı 2, süpermarket sayısı ise 16...
Bu rakamlar gösteriyor ki; Türkiye büyüdükçe organize perakendecilerin sayısı da, oranı da artacak. O yüzden sağlıklı bir ortam yaratmak için yasanın günün koşullarına göre çıkmasında fayda var.
Ancak esnafın da, Türkiye'nin ve dünyadaki gerçeklere paralel kendisini geliştirmesi ve yenilemesinde de fayda görüyorum.
Yani market yasasıyla küçük esnafı korumayı düşünen hükümet; aynı sokakta açılan iki bakkala da izin vermemeli. Tabelaları yan yana gelen üç, dört, beş eczaneye de...
Aynı ya da benzer işleri yapan; mobilyacıya da, tekstilciye de, pastaneye de...
Uzmanlar yurtdışından örnekler gösteriyorlar.
Gidelim bakalım Barselona'ya, Atina'ya, Paris'e, Münih'e...
İstediğiniz mağazayı kafanıza göre açabilir misiniz?


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
İşgal yetmiyormuş gibi yol iyice daraltıldı
Meseret'te siyaset
Marketlerin suçu var da bakkalların yok mu?





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet