|
 |
|
|
Ağca dosyası
AĞCA hakkındaki tahliye kararı, sadece savcının işlemi değil, iki ağır ceza mahkemesinin de onayı var!
Olaya komplo saplantısıyla değil, hukuk gözüyle bakmak gerekir.
Ağca dosyasında çeşitli bakımlardan "ilk defa karşılaşılan hukuki problemler" söz konusu... Bu sebeple Yargıtay sadece "Hesap doğru mu yapılmış?" diye aritmetik bir inceleme yapmayacak, yasaların uygulanmasını yeniden yorumlayacak, belki içtihat niteliğinde yeni kurallar getirecek.
Bir kişi ne kadar suç işlerse işlesin, en fazla 36 yıl ağır hapis cezası verilir. Ağca için de böyle... Bunda ihtilaf yok.
Sorunlar bundan sonra başlıyor, bilhassa iki konu kritik:
İtalya'da işlenmiş suç bu 36 yılın içine girer mi, girmez mi? Girerse Ağca'nın İtalya'da yattığı hapis süresi bu 36 yıldan indirilecek, kabaca, kalacak 16 yıl...Ağca 1991'de Özal'ın çıkardığı Terörle Mücadele Yasası'ndaki indirimlerden ve 2000'deki "Rahşan affı"nın indirimlerinden yararlanabilir mi? Hesapta bu da dikkate alınacak.
Tahliyedeki hesap
Ağca'nın tahliyesine ilişkin karardaki hesap şöyle:
Ağca'nın İtalya'daki yaklaşık 20 yıl hapislik süresi, 36 yıldan indiriliyor. Böylece kalıyor 16 yıl.'Rahşan affı'na göre de 10 yıl daha indiriliyor, kalıyor 6 yıl...Kartal Cezaevi'nden kaçmadan önce Ağca'nın Türkiye'de 153 gün hapisliği var; o da indiriliyor ve bu defa kalıyor 5 yıl 7 ay! Bu hesap tahliyeyi getiriyor.
İşte Ağca hakkındaki infaz dosyasının özü bu...
"Hesap hatası" yok! Hata varsa hukukun yorumuyla ilgili iki konuda: İtalya'daki hapis süresi Türkiye'deki 36 yıldan indirilir mi?.. 'Rahşan affı'ndaki on yıl indiriminden Ağca yararlanabilir mi?
Bu konularda hukukçular arasında görüş birliği yok! Yargıtay'ın yapacağı yorum bu tartışmalı iki konuda "içtihat" oluşturacak.
Mahkemeler, mahkemeler...
Bir Türk vatandaşı yurtdışında ağır cezalık suç işlerse Türkiye'de de dava açılır. Papa'yı öldürmeye teşebbüs suçundan dolayı İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Sonrasını izleyelim:
Şubat 1988: 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ağca İtalya'da mahkûm edildiği için, Türkiye'de hüküm tesisine mahal olmadığına karar veriyor, savcı temyiz ediyor.
Haziran 1988: Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu kararı onaylıyor. Adalet Bakanı 'yazılı emir yoluyla' bu onamaya karşı dosyayı Yargıtay'a götürüyor!
Temmuz 1988: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu kararı yanlış bularak bozuyor! Ağca'nın Türkiye'de de yargılanması gerektiğine karar veriyor!
Kasım 1990: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu kararına rağmen, mahkeme yine Ağca hakkında yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığına karar veriyor! Çünkü 'yazılı emir' yoluyla bozmalar, sanık aleyhine sonuç doğurmaz!
Hukuki durumun ne kadar karmaşık olduğunu görüyor musunuz?
Yargıtay ve Bakan
Bazı hukukçulara göre, 6. Ağır Ceza'nın bu kararıyla, Türk adli sistemi İtalyan mahkemesinin kararını 'tanımıştır', dolayısıyla İtalya'da yattığı süreyi 36 yıldan indirmek doğrudur. Bazı hukukçulara göre ise, ancak "aynı suçtan" yurtdışında ve yurtiçinde ceza verilmişse, o zaman indirim yapılır. Ağca'nın Türkiye'deki ve yurtdışındaki suçları "aynı" değil, "ayrı" suçlardır; 'içtima' ve indirim yapılamaz...
Af konusundaki görüşler de çelişkili.
Son sözü Yargıtay söyleyecek. Ama o zaman da "yazılı emir" yolunun sanık aleyhine işleyip işlemeyeceği tartışması çıkabilir. Yargıtay, kararında bunu da aydınlatmalıdır.
Son bir nokta: Adalet Bakanı Çiçek'in Ağca'nın tahliyesi kesinleştikten sonra konuyu Yargıtay'a götürmesi hukuka uygundur. Daha önce müdahale etmesi hukuka ve yargı bağımsızlığına aykırı olurdu.
"Yargı bağımsız olsun ama falanca olaylarda Adalet Bakanı yargıya karışsın!" Bu sadece çifte standart değil, aynı zamanda hukuk bilgisizliğidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|