|
 |
|
|
MÜZİK
Uzaklardaki yakınımız
17 yıldır Amerika'da yaşayan Fahir Atakoğlu, kendisi gibi saygın isimlerle ortak projelerde sıkça yan yana geliyor. Son albümü "If", bu ortaklıkların zirvesi
MURAT BEŞER
Müzisyenlikte 20 yılı deviren piyanist Fahir Atakoğlu, ulusal ölçekte ilk kez 12 yıl önce "Demirkırat" belgeselinin müziği ile tanınmış; hatta onunla özdeşleşmiş, biraz da gölgesinde kalmıştı. Ancak müteakip zamanlarda çıkardığı albümlerle çok yönlülüğünü sergiledi ve adını müzik defterimizin üst portelerine yazdırdı.
Reklam müzikleriyle ekonomik özgürlüğünü eline alma şansını yakalayan ve 17 yıldır Amerika'da yaşayan Atakoğlu, yurtdışındaki saygın müzisyenlerimizden biri. Yine kendisi gibi saygın isimlerle ortak projelerde sıkça yan yana geliyor.
Son albümü "If", bu ortaklıkların zirvesi. Çünkü trio formatlı caz albümünün diğer iki ayağı Kübalı davulcu Horacio "El Negro" Hernandez ile basçı Anthony Jackson.
Hayret uyandırıcı üçlünün ritim bölümü gerçekten kusursuz. Örneğin El Negro için tüm mevsimlerin davulcusu diyorlar. Bu sıfatı yakıştıranlar, hayal alemindeki tüm mevsimleri kastediyor olmalılar. Sıradan biri değil o; müzikal lezzetini, sonsuz yaratıcı varyete ile süsleyen, çalışı kararlı, aydınlık ve iyimser kişilikli olan, yer yer çılgın ama sıra dışı bir usta. Gerçek bir takım oyuncusu. Katıldığı ekibe letafet sunan bir davulcu. Tıpkı Atakoğlu'na sunduğu gibi.
Dünyanın en iyi eşlikçilerinden
Anthony Jackson dünyanın en iyi sideman (eşlikçi) müzisyenlerinden. Adeta bu iş için yaratılmış; sanki hiç özel hayatı yok. Çalma işi var dendiğinde her yerde hazır ve nazır. Çalmadık köşe bucak bırakmayan, kendine has bir altı telli kontrbası icat eden akademisyen, bu gidişle Ron Carter'a nal toplattıracak. En belirgin özelliği bu albümde de görüldüğü üzere dinamik, köşeli, cesur bas çizgisi. İki parçada da saksofoncu Donny McCaslin'in güzel eşliği var.
Atakoğlu ise melodik sololar çalıyor, nevi şahsına münhasır ritimler atıyor; ortama elektrik veriyor. En tipik örnek "Anadolu" adlı parça. Türk müziği motiflerine groove duygusu karıştırıyor. Bu da bestelerinin doğrudan yüreklere seslenmelerini kolaylaştırıyor. Bestelerine gözü gibi baktığı belli oluyor. Üzerlerine titreyerek icra ediyor onları. Sadece yer yer telaşlı ve ihtiraslı; örneğin "Two Ways"de bu durumu sahip olduğu güçlü sol elin bütünleyiciliği ile dengeleniyor. Ummana açılıyor; yaşamını anlatan filme müzik yapıyor adeta.
Yıllandıkça kıymetlenen şarap
Küçük bir eleştiri. Atakoğlu'nun solo pasajları sayıca fazla ve uzun. Ev sahipliğinin altını fazlaca kalın çizmiş. Oysa aksi, cazın müzisyenler arası demokrasi ruhuna daha uygun olur; ritimciler böylece Nasrettin Hoca'nın kürkünden artanlardan fazlasıyla nasiplenebilirlerdi.
Sadece konserler için Türkiye'ye gelen Atakoğlu'nun kendi kurduğu Far&Here adlı şirket tarafından çıkarılan, Ateş Müzik eliyle lisanslanan "If", onun yıllardır caz festivallerinde çaldığı bestelerden oluşuyor. Giderek sahasını genişleten Atakoğlu yıldan yıla kıymetlenen şaraba benziyor. Senfonik çalışmaları, film müziklerinin yanı sıra caz konusunda da mercek altına alınması gerektiğine dikkat çekiyor bu çalışmayla.
Kolektif "Balkanatolia"
Anadolu ve Balkan müziğini kaynaştıran çok proje var markette, ama iyisi ender bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde yeni plak şirketi Baykuş Müzik tarafından yayımlanan Kolektif adlı projenin "Balkanatolia" albümü, bu konuda gönül rahatlığı ile eşe dosta salık verilebilir.
Projenin başını başta saksofon olmak üzere bir dizi nefesli enstrümanı çalan Fransız müzisyen Richard Laniepce çekiyor. İçinde de Birol Topaloğlu, Orhan Osman, Selim Sesler, İzzet Kızıl (ve yer darlığı nedeniyle aflarına sığındığım) birbirinden değerli, mahir isimler var.
Repertuvara gelince, o da özenli seçimi ve yorumlarıyla daha aşağı kalır cinsten değil. Söz konusu bölgenin en nadide davullu zurnalı, punk'lı rock'lı oyun havaları burada. "Balkanatolia" damak tadı yüksek, sürprize açık, kolesterolü düşük bir albüm.
Yükseğe, daha yükseğe...
Genç rock müzisyenleri yükseledursun, Anadolu rock sevdalıları da boş durmuyor. O cephede de sessiz ve derinden bir hareketlilik söz konusu. Müsebbiplerinden biri de Yırtık Uçurtma.
1996'da kuruldu bu inatçı ve inançlı topluluk. Orijinal kadrosunu halen koruyor; tutkuları ve hümanist dünya görüşleriyle birlikte.
İsimlerini taşıyan güzel albümlerden sonra kendilerini bir hayli özletmişlerdi. Yeni albüm "İki"de, "Yekte" ve "Züleyha" türküleri dışında, ustalara saygı babından bir yorum var; Üç Hürel'in unutulmaz parçası "Aşk Davası".
Şarkılarını "daha yaşanılası bir dünya dileğiyle" söyleyen Yırtık Uçurtma, Ezginin Günlüğü'nün diri ilk dönemi ile 70'li yılların lezzetli rock toplulukları arasında. "İki" ise ince belli bardaktan içilen tavşan kanı çay misali bağımlılık yapan, sevgi ve umut dolu şarkılar çıkını.
Akustik barış delegasyonu
Bilen biliyor; bir süredir İstanbul'un seçkin müzik mekanlarında yapılagelen gezici bir parti var; adı Neo-Discotheque.
Ford ve Doritos gibi sponsorları sayesinde mühim isimleri konuk etti bu parti bugüne değin. Human League, Camouflage ve Marc Almond ilk akla gelenler.
Neo-Discotheque, 18 Ocak Çarşamba akşamı Roxy'de, politik bilincin sempatik olmanın önünde bir engel teşkil etmediğinin en güzel örneklerinden olan İngiliz topluluk Chumbawamba'yı ağırlayacak.
Chumbawamba aslen sekiz aydın müzisyenden oluşan bir rock topluluğu. Ancak buraya dört kişilik son akustik projeleri "A Singsong And A Scrap" konserleri kapsamında gelecekler. Akustik ya da elektrikli; hiç fark etmez. Aklı başında ve bilinçli bir ekibi o akşam sahnede görmek hepimizin başını göğe erdirecek.
|
|
|

|