Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ocak 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kemal Derviş'in kitabı


Derviş'in krize dair kitabı elimize geçmedi. Ama Derviş dostumuz olduğundan o dönemi yakından izledik. 2001 krizinin travmatik ortamında Batı destekli Derviş'in ekonomi yönetimine gelmesi Türkiye'de sermaye çevrelerini çok rahatlatmıştı. Kendisine büyük destek verdiler. Hatta sonra ona siyasette belli bir misyon atfettiler. Ama Derviş buna yanaşmadı.
Derviş'in o dönemi kaleme alması gerçekten önemli. Çünkü bu tür dönemlerin içyüzünün kamuoyu tarafından bilinmesi çok yararlı... Kasım krizinden sonra, ama tam yılbaşından önce, Washington'a Derviş'in yanına gitmiştik. Bir akşam Derviş, Stanley Fischer dahil olmak üzere, birkaç arkadaşını yemeğe çağırdı. Konu, Türkiye'deki gelişmelerdi.
Fischer, kasım ayındaki olayları bir döviz atağı olarak görüyor, bankacılık alanındaki sorunları ise göz ardı ediyordu. Piyasaya likidite verildiği takdirde faizlerin gevşeyeceğini, ama kurun tutulmasının mümkün olmayacağını, bu nedenle kasımda Merkez Bankası'nın yaptığının doğru olduğunu ısrarla savunuyordu.

Dalgalanmaya kadar sabır
O akşamı Fischer "Bantlı dalgalanmaya kadar sabredelim" diye kapattı. Ertesi sabah Derviş'in çok yakın arkadaşı olan Uri Dadush yatırımcıların Türkiye'den ürktüklerini ve çıkmayı planladıklarını aktardı. Bir Dünya Bankası yetkilisinin yatırımcıların ne yapacağını bilmesini o zaman yadırgamıştım. Yanılmışım.
Özetle; Derviş Türkiye'ye gelmeden epeyce önce bir şeylerin yanlış gittiği Washington'da konuşuluyor, çareler aranıyordu. Kaldı ki, Derviş Türkiye'ye bu görevi üstlenmek üzere çağrıldığında Washington'da kendisine saatler süren bir brifing verilerek, programın tüm ayrıntıları, alması gereken yetkiler, hatta nasıl bir ekiple çalışması gerektiği bile konuşulmuştu.
Derviş göreve geldikten bir süre sonra eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez'le birlikte Ankara'ya gittik. Aklımızın erdiğince fikir vererek yardımcı olacaktık. Eğilmez, arabasını kullanırken bir ara dedi ki; "Hoca, Derviş senin iyi dostun. Şapkadan tavşan çıkarman gerek!" O gece Derviş'in Hilton'daki odasında başladık yemek eşliğinde konuşmaya. Ben alelacele tasarrufların kaynağında bir kereye mahsus vergilendirilmesini önerdim.

Mali varlık vergisi
Döviz tasarrufçusu devalüasyondan, TL'de olanlar da kasımdan bu yana faizden büyük rant elde etmişlerdi. Bono tutan bankalar ise bu faizi müşteriye öderken zarar etmişlerdi. Yani krizden zararlı çıkan bankalar ve Hazine'ydi, bir tek tasarrufçu kârlıydı. Aslında enflasyon hedefi ortadan kalkınca Hazine de reel faiz ödemiyordu. Elde edilecek bu vergiyle bankalara yardım edilebilirdi. Önerdiğim oran da yüzde 2 civarındaydı. Ama tüm yurtiçi tasarruflardan alınacak, bankalardan tahsil edilecek ve paranın yurtdışına kaçmaması için çok gizli tutulacaktı.
Derviş öneriyi üstlendi. Ancak Başbakan Ecevit buna bir servet vergisi olarak algılanır kaygısıyla sıcak bakmamış. Bu arada bir başka önerimiz ise daha önceleri Dünya Bankası'nda çalışan Ceyda Pazarbaşıoğlu'nun gayretiyle Maliye'de destek bulmuştu. Mevduat stopajlarının, vade uzadıkça, düşürülmesi. Bunun etkisi hemen olmasa da en azından bir yaklaşımı gösterecekti.
Derviş zor bir siyasi dönemde ve zor bir ekonomik konjonktürde iş yapmaya çalıştı. Ancak bir yandan Washington'un gücü, diğer yandan medya desteğiyle ve tabii yeteneğiyle çok iş başardı. Şimdi daha düzdeyiz.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ağca kim?
ADALET Bakanlığı'nın Yargıtay'a gönderdiği ya...
Çetin ALTAN
Bulamaç
İngiltere'nin, Beyoğlu'ndaki İstanbul Başkons...
Melih AŞIK
Katile hakaret!
Gazete ve televizyonlar Mehmet Ali Ağca'dan s...
Fikret BİLA
Çiçek'in Ağca kararına üç itirazı
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Abdi İpekçi'nin ka...
Hasan CEMAL
Komutan dayanmazdı bize!
Yazısız geçen bayram tatili sırasında dış bas...
Güneri CIVAOĞLU
Ya filmin sonu?
Mehmet Ali Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevi'nd...
Can Dündar
Ortak adres Nevşehir
Sürekli yeni bölümleri çekilen bayat bir kork...
Abbas GÜÇLÜ
Hiç kümessiz Türkiye olur mu? (2)
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kümeslerin kapatıl...
Hurşit GÜNEŞ
Kemal Derviş'in kitabı
Derviş'in krize dair kitabı elimize geçmedi. ...
Nail GÜRELİ
Çokuluslu derin devlet (1)
Nisanın 22'si, yıl 1999. İstanbul 4. Ağır Cez...
Sami KOHEN
Latin rüzgârı soldan esiyor
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, bugün başla...
Hasan PULUR
Kumandan kapısı...
BUNDAN böyle her kim ki, "Bu devlet hantal, b...
Meral TAMER
Bayrağımızı aşırı sağın tekeline mi bırakacağız?
Bir soru:
Ece TEMELKURAN
Anti-depresan
Eğer yeterince başarılı olmazsak, görevlerimi...
Osman ULAGAY
Demirel antrenör, Türkiye şampiyon (!)
Bir süredir dillerde dolaşan ve kimi gazete k...
Güngör URAS
AWACS'lar geliyor (...Paracıklar gidiyor)
Türk ordusu için sipariş edilen 4 adet AWACS ...
M. Ali BİRAND
Af merakı Ağca'ya yaradı...
M.Ali Ağca'yı İtalya'da hapishanede geçirdiği...

© 2006 Milliyet