|
 |
|
|
Çokuluslu derin devlet (1)
Nisanın 22'si, yıl 1999. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmakta olan Oral Çelik davasının duruşmalarından birini izliyoruz. Duruşma salonunu dolduran simgesel ülkücü bıyıklı "dinleyicilerin" ters bakışlarını üzerimizde hissediyoruz.
Abdi İpekçi suikastının kilit isimlerinden olan Oral Çelik davasının bu duruşmasında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu iki görevlinin dinlenilecek olması duruşmanın önemini artırıyor.
Önce, davanın bu noktaya geliş "seyrini" özetleyelim.
Abdi İpekçi suikastının önemli sanıklarından olan Yalçın Özbey, pek çok benzeri gibi, uyuşturucu kaçakçılığından Almanya'da yargılanırken, bir gün cezaevi yönetimine başvurur. Önemli açıklamalarda bulunacağını söyleyerek Türkiye'den ilgililerin gelmesini ister.
Cezaevi yönetimi bu isteği Türkiye Büyükelçiliği'ne, Büyükelçilik Dışişleri Bakanlığı'na, bakanlık da Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bildirir.
Emniyet, savcılığa haber vermeden MİT'ten 2 görevliyle birlikte Almanya'ya gidip Özbey'le 4 gün boyunca görüşür.
O tarihte milletvekili olan Fikri Sağlar'ın konuyu gündeme getirmesiyle, İpekçi Ailesi'nin talebi üzerine, mahkeme 16 Aralık 1997'de Emniyet Genel Müdürlüğü'nden Özbey'le görüşmenin tutanaklarını ister.
Emniyet Genel Müdürlüğü 4 klasör gönderir, ama bunlar sanığın Alman mahkemelerine verdiği uyuşturucu kaçakçılığı davasıyla ilgili ifade metnidir.
İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, bu kez 24 Şubat 1998 tarihli kararıyla, Türkçe olması gereken görüşme tutanaklarının yollanmasını ister.
Emniyet Genel Müdürlüğü, iki ay sonra gönderdiği yanıtta görüşme bantlarının silindiğini bildirir. Mahkemenin ısrarı üzerine, görüşmeyi yapan iki MİT mensubu tanık olarak gelir.
Bizim de izlediğimiz 22 Nisan 1999'daki duruşmada MİT mensupları ayrı ayrı salona alındı. Her ikisi de ağız birliği etmişçesine Abdi İpekçi suikastıyla ilgili konuşma olup olmadığını hatırlamadıklarını söyledi.
Bundan sonra mahkeme heyetindeki yargıçlar değişti. Ve yeni heyet 28 Mayıs 1999'da beraat ile mahkemeyi bitirdi.
Bunları niçin yazdık?
Hani bir haftadır yargının siyasallaşması, birtakım gizli ellerin nerelere kadar ulaştığı, karanlık güçlerin etkinliği vs. vs. soyut olarak tartışılıyor ya. Biz de bu tartışmalara somut bir ayrıntı ekleyelim dedik.
Malum, şeytan ayrıntılarda gizlidir.
Haftaya sürdürmek umuduyla.
Bir şiir
Dizelerimiz Güngör Gençay'ın son kitabı Yaşam Çavlanı'ndan, (Gerçek Sanat Yayınları):
"Yırtılır dünyanın insana bakan yüzü / Sıcaklar üşütür donacak kadar / Vurma çiçeklerin başına çocuk / Çocuk n'olursun"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|