|
 |
|
|
Sapır sapır dökülmeyelim, dik duralım, hemen bükülmeyelim
Kulağımıza uzaktan çalındığına göre, siyasal partilerin sayısı 100'ü aşmış.
Bizde ülke yönetme merakının nasıl bu kadar hızlı yeşerip yayıldığını, doğrusu bilemiyoruz.
Bilemiyoruz, çünkü Cumhuriyet döneminde yetişmiş kadroların da, kendi kendini övüp durma ötesinde; "Üçüncü Dünya köylülüğü"nü aşan ve "onlar-biz" ayrımının sentezinde, evrensel ağırlıklı bir "değerler" bahçesi yaratamamış olduğunu gözlüyoruz...
***
"Üçüncü Dünya köylülüğü"nü bir türlü aşamamışlığın siyasal simgesi, militarist dogmalarla mistik tabularsa; psiko-sosyolojik simgesi de, "yalnızlık" üstüne yazılmış şiirlerdir.
Türk şiir edebiyatında "yalnızlık" teması, 100'ü aşkın siyasal parti liderinden hiçbirinin aklına gelmeyen bir konu...
Bir toplumun psiko-sosyolojik denklemlerindeki sakatlıkları bilmeden, ülke yönetmeye sıvanmak; fokurdayıp duran tarihsel bela kazanlarına yenilerini eklemekten başka bir işe yaramaz.
***
Kemalettin Kami'nin, yalnızlığı anlatan şiirinden bir dörtlük:
Yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Mustaribim, bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.
***
Köylülüğü aşamamış ve evrensel düzeyde kentlileşememiş toplumlarda; nüfusun kadın-erkek denkleminde de, ortak bir kalite düzeyinin paylaşımı sarmaşıklanmaz.
Psikolojik bir sakatlanma, anne kucağında başlar ve kadınla erkeğin gizli yalnızlık ve çaresizlikleriyle, toplumda bin bir kompleks tümörleri üretir.
***
Osmanlı padişahlarının da, ne düğünlerle evlenilmiş -kraliçe anlamında- bir eşleri vardı; ne kayınpederleri, ne kayınbiraderleri, ne baldızları...
Hareme değişik ırk ve dinlerden toparlanıp getirilmiş cariyelerden hangisi padişahtan hamile kalır da bir erkek çocuk doğurursa; o "valide sultan" sayılırdı...
Osmanlı sarayı da, kadın-erkek eşitliği açısından bir hayli yamuktu. Prenseslerden, markizlerden, konteslerden yoksundu Osmanoğulları...
Ve durmadan kardeşler kardeşlerini; babalar oğullarını; oğullar babalarını öldürüp, tahta oturma hırsıyla tutuşa tutuşa yaşarlardı.
***
Siyasal nedenlerle idam edilmişlerle, öldürülmüşlerin bir listesi yapılsa...
Ve 100'ü aşkın siyasal parti lideri, biraz da bu listelerin gerek hukuksal, gerek ekonomik, gerek patolojik nedenlerini derinleştirse...
***
Ne yapmalı ki "Üçüncü Dünya köylülüğü"nü aşamamış ülkelerdeki siyasal kadrolarda bu tür meraklar da yoktur, bu tür bilimsel birikimler de...
Sadece "atalarımızın kanıyla sulanmış olan bu topraklarda"... nutukları vardır.
Bir de tabii saltanatlı bir hayat sürme özlemi...
***
Kadın-erkek denklemindeki sakatlığın yarattığı "yalnızlık" şiirleri de, tıpkı siyasal idam ve cinayetler gibi şöyle bir listelense...
İşte yine Faruk Nafiz'in "yalnızlık" temasıyla ilgili bir şiirinden bir dörtlük:
Kalbim artık usandı vurmadan çırpınmadan,
Yıllar var ki sadece çektiğim kahrı saydı.
Gençliğime yanardım şayet öldüğüm zaman,
Arkamdan ağlayacak bir aşinam olsaydı.
***
Kuzum Tanrı aşkına, demagojiler ve kaba kuvvet övünmeleriyle peçelenmiş yüzü arkasındaki Türkiye'yi, biz ne kadar tanıyoruz?
Kaldı ki ayrıca tanımak da istiyor muyuz?
Neden bu kadar çok "yalnızlık" şiiri var bizim edebiyatımızda?
***
İşte bu da Cahit Sıtkı'dan bir şiir:
Dün sabah ilk defa ağladım, bekâr odamın penceresinde
Hani ev bark, hani çoluk çocuk...
Ne buldum hayatın meyhanesinde, kerhanesinde;
Yatağım her gece böyle soğuk;
Saadet bu ömrün neresinde?
***
Abdi İpekçi'nin gizemli katiliyle ilgili olarak, bir türlü çağdaş bir hukuk devleti olamadığımızdan yakınılıyor...
Neden bir türlü çağdaş bir hukuk devleti olamıyoruz ki?
Hukuk dışı bir yığın gizli marifeti olan resmi ve kutsal kuruluşlarımız yıpranmasınlar diye mi?
***
Show TV Haber Özel ekibi, İstanbul Esenler'deki uyuşturucu tezgâhlarını görüntülemiş. Karabayır semtindeki evlerde ailelerin ürettiği uyuşturucuları, 5-6 yaşındaki çocukları satıyormuş apartmanların önünde...
***
Enseyi karartmayın; Türkiye de, dünya da çok hızlı saydamlaşıyor. Enseyi karartmayın; eski kuşaklar gibi, buzlanmış beyinlerle yaşama dönemleri bitiyor; nasıl ki yalnızlık dönemleri de bitiyor...
Küreselleşme sürecinde, ne mutlu 21. yüzyıllı olarak yaşayacaklara...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Nasıl değişiyoruz? NEREDEN geldik, nereye gidiyoruz? Mehmet Kapl... | |  | Çetin ALTAN | | Sapır sapır dökülmeyelim, dik duralım, hemen bükülmeyelim Kulağımıza uzaktan çalındığına göre, siyasal ... | |  | Melih AŞIK | | Küçük bir hata! Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı yeniden incele... | |  | Fikret BİLA | | Bahçeli'nin tepkisi ve yüzleşme çağrısı MHP lideri Devlet Bahçeli, "Mehmet Ali Ağca, ... | |  | Hasan CEMAL | | Devlet içinde devlet! Demokrasi, asker ve siyaset... Bu konuyla ilg... | |  | Yılmaz ÇETİNER | | Aydınlar jurnalci olursa Üstüne oturduğumuz, yemyeşil yapraklı o güzel... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Böcekler ve güveler Ağca'nın, devletin istihbarat örgütleri ajanl... | |  | Can Dündar | | Koruma kalkanı hep devredeydi Abdi İpekçi bu yazıyı 3 Ekim 1978'de yazdı. ... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Borsada yeni hedef 50 bin mi? İMKB-100 endeksi önceki gün 44 bini aşmıştı. ... | |  | Doğan HEPER | | Yeniler eskiyi tanımıyor YAŞADIKLARI dönemde iş yapmış, isim yapmış, m... | |  | Semih İDİZ | | Akçaovalı genç kız da AB'yi anladı Şu sıralarda iç açıcı haberlere ihtiyacımız v... | |  | Sami KOHEN | | Değişiklik işareti mi? ÖNÜMÜZDEKİ çarşamba günü Filistin toprakların... | |  | Hasan PULUR | | Bakanların, başbakanların oğulları... İÇİŞLERİ Bakanı Abdülkadir Aksu oğlundan yana... | |  | Derya SAZAK | | Organize işler Savcılık, Ağca'nın tahliyesine yol açan müdde... | |  | Meral TAMER | | Hukuk, siyaset ve ekonominin önüne geçiyor Türkiye'de 1980'lere kadar en önemli gündem m... | |  | Yaman TÖRÜNER | | Kuş gribi ve siyaset Kuş gribinden şimdiye kadar 4 kişi öldü. Olay... | |  | Güngör URAS | | Esnafı 'kooperatifi üzüyor' Halk Bankası esnafa yüzde 20 faizle kredi ver... | |  | Serpil YILMAZ | | Bermek ekonominin patronlarını yanına aldı Başbakan Tayyip Erdoğan, bu bayramda da aile ... | |  |  | M. Ali BİRAND | | AİHM Türkiye'yi rahatlattı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir sür... | |
|
|