Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Devlet içinde devlet!


Demokrasi, asker ve siyaset... Bu konuyla ilgiliydi dünkü yazım. İspanya'da Kara Kuvvetleri Komutanı, siyasal içerikli bir demeç verince, Savunma Bakanı'nın emriyle önce evinde göz hapsine alınmış, sonra da emekliye sevkedilmişti.
Dün bu konunun ayrıntılarını anlatırken, "Bizim demokrasi de İspanyol demokrasisi gibi olsaydı, Türkiye'ye komutan dayanmazdı!" diye bağlamıştım yazımın sonunu...
İspanya buraya nasıl geldi?
1930'lu yıllarda yaşadığı kanlı bir iç savaştan, korkunç bir kopuştan sonra ülkenin üstüne kırk yıl boyunca kabus gibi çöken Franko diktası yerini nasıl demokrasiye bıraktı? Asker - demokrasi ilişkileri nasıl yerli yerine oturdu?
Yirmi yıl önceydi.
Bu soruların yanıtlarını aramak için Madrid'e gitmiştim. 1985'de demokrasiye geçişin onuncu yılını yaşıyordu İspanya. Başbakan Felipe Gonzales liderliğindeki Sosyalistler üç yıldır iktidardaydı.
Çok genç bir kadroyu oluşturuyordu bakanlar. Hemen hepsi daha kırk yaşlarının ilk basamaklarındaydı.
Sosyalist Parti'yle hükümette iki numaralı koltuğun sahibi Alfonso Guerra 44 yaşındaydı. Mühendis olduktan sonra felsefe ve edebiyat okumuştu.
Uzun sohbetimiz daha çok ordu ve siyaset üzerine olmuştu. İspanya 200 yılda 150'ye yakın darbe ve darbe girişimine sahne olan bir ülkeydi.
Şöyle demişti Guerra:
"İspanya tarihi boyunca ordu, kendisini geleneksel olarak ülkenin hamisi gördü. İspanya'da hep iki devlet vardı. Biri bildiğimiz devlet. Diğeri de gözleyen, uyku halinde bir ikinci devlet. Birincisi işlemeyince, uyuyan devlet harekete geçerdi... Artık durum değişti. İspanyol ordusu, anayasada kendisi için öngörülen rolü benimsemiştir. Bugün artık Almanya ve Fransa için bir darbe olasılığı ne kadar uzaksa, İspanya için de o kadar uzaktır."
Madrid'de 1985'de İspanyol Sosyalistleri'nin ideologu sayılan ve Eğitim Bakanı olan Jose Marawall'la da sohbet etmiştik.
43 yaşındaydı.
Yeraltında Franko diktasına karşı mücadale etmişti. İngiltere'de, Oxford Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi yapmıştı. Sosyoloji doktorası vardı yine Oxford'dan. Partisi 1982'de iktidara gelirken "İspanya'da Demokrasiye Geçiş" adını taşıyan bir de kitap yazmıştı.
Şunları söylemişti Marawall:
"Ordunun anayasa çerçevesi içindeki yeri neydi? Franko'nun ölümünden sonraki anayasada bu açıdan belirsizlik vardı. Sivil demokrasiye karşı ordu sanki siyasal bir özerkliğe sahipti. 1982 yılı ekim ayında biz iktidara geldikten sonra bu belirsizliği giderdik. Ordu artık sivil iktidara tabidir. Ordunun siyasal özerkliği diye birşey olamaz."
Şöyle devam etmişti:
"Ayrıca sivil okullardaki bütün ders kitapları (demokrasiye göre) yeniden yazıldı. Askeri akademilerde okutulan (Franko döneminin) tarih kitapları da değiştirildi. Ama bu ne kadar arzuladığımız ölçüde oldu, bilemiyorum. Çünkü askeri okullarda okutulan metinler Eğitim Bakanı olarak benim sorumluluk alanım dışında kalıyor."
İspanya 1985'de önce AB'ye girdi.
Ve NATO'ya üye oldu.
Her iki kararı da, Sosyalist liderler, Avrupa'yla bütünleşmenin adımı olarak gördüklerini açıkladılar. İspanya'nın kişi başına milli geliri o tarihlerde ancak 5 bin dolar civarındaydı.
Bugün 20 bin doları geçti.
Sorunları yok mu? Var.
Ayrılıkçılıktı, milliyetçilikti, bunlar da bitmedi İspanya. Arada bir şiddet ve teröre de sahne oluyor.
Ancak, iç barış ve refah çıtasını Avrupa Birliği içinde yükseltmeye devam ediyor birinci sınıf demokrasisi ile... Türkiye'nin çıkarması gereken en önemli ders bu olmalı diye düşünüyorum.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Nasıl değişiyoruz?
NEREDEN geldik, nereye gidiyoruz? Mehmet Kapl...
Çetin ALTAN
Sapır sapır dökülmeyelim, dik duralım, hemen bükülmeyelim
Kulağımıza uzaktan çalındığına göre, siyasal ...
Melih AŞIK
Küçük bir hata!
Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı yeniden incele...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin tepkisi ve yüzleşme çağrısı
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Mehmet Ali Ağca, ...
Hasan CEMAL
Devlet içinde devlet!
Demokrasi, asker ve siyaset... Bu konuyla ilg...
Yılmaz ÇETİNER
Aydınlar jurnalci olursa
Üstüne oturduğumuz, yemyeşil yapraklı o güzel...
Güneri CIVAOĞLU
Böcekler ve güveler
Ağca'nın, devletin istihbarat örgütleri ajanl...
Can Dündar
Koruma kalkanı hep devredeydi
Abdi İpekçi bu yazıyı 3 Ekim 1978'de yazdı. ...
Hurşit GÜNEŞ
Borsada yeni hedef 50 bin mi?
İMKB-100 endeksi önceki gün 44 bini aşmıştı. ...
Doğan HEPER
Yeniler eskiyi tanımıyor
YAŞADIKLARI dönemde iş yapmış, isim yapmış, m...
Semih İDİZ
Akçaovalı genç kız da AB'yi anladı
Şu sıralarda iç açıcı haberlere ihtiyacımız v...
Sami KOHEN
Değişiklik işareti mi?
ÖNÜMÜZDEKİ çarşamba günü Filistin toprakların...
Hasan PULUR
Bakanların, başbakanların oğulları...
İÇİŞLERİ Bakanı Abdülkadir Aksu oğlundan yana...
Derya SAZAK
Organize işler
Savcılık, Ağca'nın tahliyesine yol açan müdde...
Meral TAMER
Hukuk, siyaset ve ekonominin önüne geçiyor
Türkiye'de 1980'lere kadar en önemli gündem m...
Yaman TÖRÜNER
Kuş gribi ve siyaset
Kuş gribinden şimdiye kadar 4 kişi öldü. Olay...
Güngör URAS
Esnafı 'kooperatifi üzüyor'
Halk Bankası esnafa yüzde 20 faizle kredi ver...
Serpil YILMAZ
Bermek ekonominin patronlarını yanına aldı
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu bayramda da aile ...
M. Ali BİRAND
AİHM Türkiye'yi rahatlattı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir sür...

© 2006 Milliyet