Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Böcekler ve güveler


Ağca'nın, devletin istihbarat örgütleri ajanlarınca sarılı olduğu, en duyarlı elektronik aygıtlarla nefes alışının bile dinlendiği, yatak odasından banyoya bile geçişinin gözlendiği kanısındayım. Elektronik böceklerle, termal kameralarla gözlenmenin ötesinde görüntülendiği de kesin gibidir.
İstihbarat teknolojisi öylesine gelişti ki... Ağca'ya bu "yakın istihbarat markajı" profesyoneller için oyuncak sayılır.
Peki...
Buna yetkileri var mı? Elbette daha Ağca tahliye edilirken nöbetçi savcıdan ve mahkemeden gerekli "izleme, dinleme, gözleme, görüntüleme" kararları alınmış olmalıdır.
Başvuru "3 gün içinde karakola gelerek imza atması, askerlik şubesine gönderilmesi, Adalet Bakanı'nın yazılı emir yoluyla müddetname ve tahliye kararının Yargıtay'da inceleteceği ve Ağca'nın yeniden hapse geri gönderilme olasılığının bulunduğu" gerekçesiyle yapıldığında hangi savcı ve yargıç, "izleme, dinleme, gözleme, görüntüleme" kararı vermez?
Hangi istihbarat örgütü ve hangi polis böyle bir duyarlı tahliyede nöbetçi savcı ve yargıçtan bu kararı istemez?
Eğer bunlar yapılmamışsa ve Ağca gerçekten kaçarsa, bu "taammüden firar ettirmek" suçudur.
Türkiye'nin polisini, istihbaratını, yargısını, devlet geleneğini bu tür kuşkulardan tenzih ederim. Gerçi yaşanmış birkaç kötü örnek oldu ama bunlar devlete sızmış olan güvelerin işidir.
Bu kez aynı pis oyunun tekrarına tanık olacağımızı hiç sanmıyorum.
..........................
Bu bağlamda bir anı...
50. kuruluş yıldönümü kutlanan Divan Oteli barı, bir zamanlar gazetecilerin "padok"u gibiydi.
Nadir Nadi, Erol Simavi gibi patronlar... Onlarla konuşmaya gelen genel yayın yönetmenleri... Pırıltılı köşe yazarları...
Ve...
Bir yandan onları yakından görebilmek, biraz da kendilerini gösterebilmek için gelen, henüz yeni yeni palazlanmakta olan genç gazeteciler...
Böyle bir akşamüstü sanıyorum artık aramızda olmayan bir kıdemli gazeteci dostumla birlikte Divan'daydık.
Yanımızdaki koltukta ise İlhan Selçuk oturuyordu. Karşısında bir süre önce ölen âlemin en ünlülerinden Dündar Kılıç... İkisi de aynı zamanda hapishanede yatmışlar.
O zaman adi suçlular bile sol ya da sağ eğilimli olduklarına göre birbirlerinden ayrılıyorlardı.
Kılıç sol eğilimliydi.
İlhan Selçuk'u orada görünce anlaşılan yanına gelmiş, birkaç dakika oturup hal hatır sormak istemiş.
Bu arada anlattıkları ilginçti.
Polise diklenecek olmuş.
"Taksim'den aşağıya 300 metre inecek zamanı bulayım yeter. Kasımpaşa'da yolun öte yanına geçtiğimde beni, mümkün değil bulamazsınız. Esmer renkli yurttaşlar öyle saklarlar ki, yıllarca orada kalabilirim. Her gün kurbanlar kestiriyor, etini onlara dağıtıyorum. İhtiyacı olana para veriyorum. Hastasına, hapishaneye düşmüş olanına bakıyorum. Beni canları gibi severler."
Dündar Kılıç, bunları söyledikten sonra polisin cevabını da yansıtmıştı:
"Dündar sen hiç ceketini, elbiseni kuru temizlemeye gönderir misin?"
Kılıç'ın cevabı:
"Tabii, her zaman tiril tiril giyinirim" olmuş.
Polis bunun üzerine şöyle demiş:
"Peki kuru temizlemeye gönderdiğin ceketinin yaka telasına veya etek astarına küçücük bir elektronik böcek konulabileceğini ve sen nereye gitsen bize sürekli olarak senin bulunduğun yeri bildiren sinyaller gönderebileceğini hiç düşündün mü?"
Kılıç, "fena halde şaşırdığını, artık elektroniğin çıktığını, mertliğin bozulduğunu" söylüyordu gülerek...
.......................
Bu yansıttığım, neredeyse 25 yıllık bir anı...
Aradan geçen çeyrek yüzyılda kim bilir hangi teknikler gelişti?
.......................
Sonuç:
Hukuk gözüyle "Yargıtay'dan Ağca'yı yeniden cezaevine gönderme kararının" ucu görülmekte.
Peki, bu arada Ağca, çoktan sınırları bir kez daha aşarak "görünmez" olabilir mi?
Bu, "yok" denebilecek kadar çok küçük olasılıktır.
Tabii, devlete sızan güveler, elektronik böcekleri yemezse...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Nasıl değişiyoruz?
NEREDEN geldik, nereye gidiyoruz? Mehmet Kapl...
Çetin ALTAN
Sapır sapır dökülmeyelim, dik duralım, hemen bükülmeyelim
Kulağımıza uzaktan çalındığına göre, siyasal ...
Melih AŞIK
Küçük bir hata!
Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı yeniden incele...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin tepkisi ve yüzleşme çağrısı
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Mehmet Ali Ağca, ...
Hasan CEMAL
Devlet içinde devlet!
Demokrasi, asker ve siyaset... Bu konuyla ilg...
Yılmaz ÇETİNER
Aydınlar jurnalci olursa
Üstüne oturduğumuz, yemyeşil yapraklı o güzel...
Güneri CIVAOĞLU
Böcekler ve güveler
Ağca'nın, devletin istihbarat örgütleri ajanl...
Can Dündar
Koruma kalkanı hep devredeydi
Abdi İpekçi bu yazıyı 3 Ekim 1978'de yazdı. ...
Hurşit GÜNEŞ
Borsada yeni hedef 50 bin mi?
İMKB-100 endeksi önceki gün 44 bini aşmıştı. ...
Doğan HEPER
Yeniler eskiyi tanımıyor
YAŞADIKLARI dönemde iş yapmış, isim yapmış, m...
Semih İDİZ
Akçaovalı genç kız da AB'yi anladı
Şu sıralarda iç açıcı haberlere ihtiyacımız v...
Sami KOHEN
Değişiklik işareti mi?
ÖNÜMÜZDEKİ çarşamba günü Filistin toprakların...
Hasan PULUR
Bakanların, başbakanların oğulları...
İÇİŞLERİ Bakanı Abdülkadir Aksu oğlundan yana...
Derya SAZAK
Organize işler
Savcılık, Ağca'nın tahliyesine yol açan müdde...
Meral TAMER
Hukuk, siyaset ve ekonominin önüne geçiyor
Türkiye'de 1980'lere kadar en önemli gündem m...
Yaman TÖRÜNER
Kuş gribi ve siyaset
Kuş gribinden şimdiye kadar 4 kişi öldü. Olay...
Güngör URAS
Esnafı 'kooperatifi üzüyor'
Halk Bankası esnafa yüzde 20 faizle kredi ver...
Serpil YILMAZ
Bermek ekonominin patronlarını yanına aldı
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu bayramda da aile ...
M. Ali BİRAND
AİHM Türkiye'yi rahatlattı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir sür...

© 2006 Milliyet