|
 |
|
|
GÜNÜMÜZÜN EN İYİ CAZ PİYANİSTLERİNDEN KENNY BARRON İSTANBUL'DA
Cazın 'Barron'u
Kariyerinin başında trompetin piri Dizzy Gillespie'nin grubuna katılan Barron, klasik caza Latin ve Karayip ritimlerini katmasıyla tanınıyor
Aslı Onat
2001'de 8. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'ne kemancı Regina Carter'la konuk olan ABD'li caz piyanisti Kenny Barron, Ortaköy'deki İstanbul Jazz Center'da üç konser vermek üzere İstanbul'a geldi. İlk konseri dün akşam veren Barron ve üçlüsü, bugün ve yarın da rezervasyonların tamamen dolmuş olduğu mekânda çalacaklar.
1943'te Philadelphia'da dünyaya gelen Barron, '60'lı yıllardan bu yana gerek icrasının kalitesi, gerekse grup lideri olarak imza attığı çok sayıda albümle caz piyanistleri arasında önemli bir yer edindi. Kariyerinin başında trompetin piri Dizzy Gillespie'nin grubuna katılan, kariyeri boyunca Freddie Hubbard, Yuseef Lateef, Stan Getz ve Ron Carter gibi müzisyenlerle çalışan Barron, klasik caza Latin ve Karayip ritimlerini de katmasıyla tanınıyor. Her gerçek profesyonel gibi mütevazı bir kişiliğe sahip olan Barron ile Gillespie'den kendisinin güncel çalışmalarına uzanan konularda söyleştik.
'Öğretmenlikte de iyiydi'
Gillespie, 1962'de daha önce hiç dinlemediği halde sizinle grubunda çalmak üzere anlaşmış. Neler hatırlıyorsunuz?
Dizzy ile çalmak çok büyük bir deneyimdi. Tenor saksofoncu James Moody'nin önerisi üzerine hiç dinlememiş olduğu halde bana iş verdi. Sanırım bunun nedeni, evli olmamdı. Daha sağlam ve güvenilir olacağımı düşündü (gülüyor). Dizzy, öğretmenlikte de en az trompet çalışında olduğu kadar iyiydi. Mizah duygusu güçlüydü. Piyano hakkında da bilgiliydi, ondan öğrendiklerim çoktur. Harika bir dönemdi.
Latin ve Karayip müziğine ilginiz ne zaman başladı?
Doğup büyüdüğüm Philadelphia'da Latin müziği dinleme fırsatım olmamıştı pek. Ama New York'ta Brezilya müziği çalan pek çok kulüp keşfettim ve Tito Puente gibi müzisyenleri dinleyebildim. Bu dönem benim için Latin müziğine giriş oldu. Dizzy'nin de Brezilya müziği konusunda çalışmaları vardı. Ritmik, heyecanlı, insanı iyi hissettiren bir müzik.
Kendi üçlünüzün yanı sıra Brezilya müziği odaklı bir proje olan Trio De Paz ile de çalışıyorsunuz. İstanbul'a yeniden, ama bu kez onlarla birlikte gelmeyi düşünür müsünüz?
Trio De Paz ile tanışmam çok ilginçtir. New York'ta alışveriş yaparken bir restoranda çaldıklarını duydum ve dinledim. Onları tanımıyordum. Her cumartesi öğleden sonraları düzenli olarak dinlemeye gittim. Müziklerini çok beğendim ve beraber çalmak istediğimi söyledim. Hepsi harika müzisyenler; bana farklı ritimler hakkında pek çok bilgi verdiler. Gelmeyi bir düşünelim, teşekkürler.
'İnternetten satış mantıklı'
Günümüzde büyük plak şirketleri caz alanında icracılara değil de onlara daha çok para kazandıran -Norah Jones gibi- kadın vokalistlere ağırlık veriyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Evet, bu önemli bir konu. Ama müzik devam ediyor. Büyük bir plak firmasıyla çalışmadan da iyi durumda olabilirsiniz. Küçük şirketler, daha da önemlisi internet var. İnternette müziğinizi satabiliyorsunuz. Böylece sattıklarınızdan kazandığınız da tamamen size kalıyor. İnternetten satış yapmak, bir şirketle iş yapmaktan çok daha mantıklı bir yöntem aslında.
Gillespie dışında da alanında üstat kabul edilen müzisyenlerle çalıştınız. Onlardan biri olan Stan Getz, zamanında sizin için "Barron benim müzikal ruh ikizimdir" demiş.
Getz'in stili çok lirikti; severdim çalışını. Ayrıca yaklaşımı insancaydı. Birlikte turnedeyken eşimin annesi öldü. Cenaze için New York'a gittim. Dönüşte yeniden turneye katıldığımda "Eşini neden getirmiyorsun, böylece o da yalnız kalmamış olur" dedi. Böyle zariflikleri çoktu.
Grup lideri olarak yaklaşık 40 albüme imza attınız. Müzikal yaratıcılığınızı beslemek için hangi kaynaklardan yararlanıyorsunuz?
Beslendiğim kaynaklar sayıca çok fazla ve çeşitli... Hem iyi hem de kötü olayların müziğime ilham verdiğini söyleyebilirim.
|
|
|

|