Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MİLLİYET'İN USTA KALEMLERİ, LİGİN RÖNTGENİNİ ÇEKTİ, ŞAMPİYONLUK ROTASINI VE DÜŞME POTASINDAKİ OLASI TABLOYU DEĞERLENDİRDİ
FIRTINAYA HAZIR OLUN

Fenerbahçe'nin yönetim ve kadro yapısının getirdiği avantajla mutlu sona yakın olduğu gerçeğinin altı çizildi. Ancak darboğazı atlatması halinde Galatasaray'ın da yarışı hiç bırakmayacağı belirtildi. Alt sıralardaki varolma mücadelesinin zorlu maratonun tansiyonunu yükselteceği üzerinde birleşildi. Diyarbakır, Çaykur Rize, Samsunspor, Denizlispor, Ankaraspor ve Malatyaspor için tehlike sinyali verildi


Futbol 32 günlük aradan sonra perdelerini açmaya hazırlanırken, bizler de Milliyet'in dev yazar kadrosuyla ikinci yarının nabzını tutmaya çalıştık. Değerlendirmeleri tartıya alıp, şampiyonluk yarışını, maraton boyunca dört büyükleri bekleyen sonuçları, ligin alt sıralarında oluşabilecek tabloyu özetlemeye çalıştık. Biz konuyu açtık, tespitleri usta kalemlerimiz Attila Gökçe, Erdoğan Şenay, Ercan Güven, Bilal Meşe, Halil Özer, Rıdvan Dilmen, Mehmet Demirkol ve Bilgin Gökberk'e bıraktık. Öncelikli olarak Fenerbahçe - Galatasaray arasındaki şampiyonluk yarışının neler getireceğini sorduk ? İki takımın içinde bulunduğu durumu ve transferi masaya yatırdık.

Cim-Bom'a saygı
GÖKÇE: Lig zirvesinin iki büyüğe kaldığını çok erken gördük. Ligimizdeki kalite düşüklüğünün belirgin bir göstergesi de bu. Fenerbahçe, açık ara avantajlı. Galatasaray'ın yaşadığı ekonomik sıkıntılara rağmen dört puan farkla lideri izlemesi taktir edilecek bir başarı. Ancak bu başarının sürmesi için Galatasaray'ın hem mali, hem de idari bakımdan silkinmesi, ayağa kalkması gerekiyor. Aksi halde bu yarışı kaybeder, Şampiyonlar Ligi dahi tehlikeye girer. Galatasaray'ın sağlam ve dinamik bir yönetimle kendini yenileyerek yola devam etmesi zirve rekabetini kızıştırır, şampiyonluk heyecanını son haftaya kadar taşır.
Fenerbahçe'nin transfer politikasını çok olumlu buluyorum. Zaten Avrupa'da sözü bittiğine göre, içeride ligi rahat taşıyacak bir kadro yapısı var. Ancak Fenerbahçe de, Galatasaray da ikinci yarıda ilk yarıya oranla daha fazla puan kaybedebilirler.

100. yıl tehlikesi
ŞENAY: İkinci yarıdaki Fenerbahçe - Galatasaray rekabetinde tansiyon daha da yükselir. Galatasaray puan farkını kapatırsa, lig daha da renklenir. Aksi halde ise yarış kopar. Cim-bom'daki ekonomik kaosun, devam ederse, bir noktadan sonra takıma yansıması çok da doğal. Çünkü yarışmacıların aileler geçindiren bir profesyonel olduklarını unutmamalıyız. Marttaki genel kurulda yönetim değişse de, o zamana kadar "Atı alan, Üsküdar'ı geçebilir" kanısındayım. Fenerbahçe'nin transfere girmeden bu kadroyla yarışması takımı şampiyon yapabilir. Ancak gelecek sezondaki Şampiyonlar Ligi'ne bu isimlerle girilirse, yine grup sonunculuğu ekranlara gelebilir. Fenerbahçe'nin 100. yılında böyle bir "kabahat çukurlarına" düşmeyeceğini umarım.

Riva yanılgısı
GÜVEN: Ligin ikinci yarısı şayet "normal koşullar" altında başlasa, birçok futbol içi öngörümüz olabilirdi tabi... Mesela, şampiyonluk yarışının "istikbali" için üç hafta vade belirleyip "bu süre sonunda ya Fenerbahçe tur bindirecek, ya da sezon sonuna kadar müthiş bir Fenerbahçe-Galatasaray yarışı sürecek" diyebilirdik. Evet... Fenerbahçe'nin bariz ve bilinen üstünlüklerine karşın, bugünden kestiremezdik Galatasaray'ın ne yapacağını. Çünkü Galatasaray Genel Kurulu, Riva'nın fiyatını bulmak uğruna "olası" şampiyonluk koşullarını ortadan kaldırmış olsa da, "borç-harç" hayatın sarı kırmızılı futbolcuları ne ölçüde demoralize, hangi boyutta motive edeceğini ne biz bilebilirdik, ne de kendileri.

Örnek politika
MEŞE: Ekonomik krizlerle boğuşan Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi ilk yarıda zorlaması bizce büyük başarı. Cim - Bom'un bulunduğu yer asla rastlantı değil. Hem tecrübeli kadrosu var, hem de iyi futbol oynuyorlar. Ancak bunca ekonomik krizle Galatasaray nereye kadar gider, işte burası karanlık. Fenerbahçe'nin böyle bir sorunu yok, üçüncü kez şampiyonluğa koşuyor. Fenerbahçe'nin transfer politikası bence çok yerinde, örnek alınması gerekir

Afrika'da kalanlar!
ÖZER: Fenerbahçe, oyuncu sayısının fazla olmasıyla ve yönetim tarzıyla Galatasaray'dan daha avantajlı görünüyor.. Ancak Galatasaray'ın bunca sıkıntıya rağmen buralara gelmesi tartışılması gereken bir konu. Bunda tabii ki futbolcuların profesyonel bakışı çok önemli. Ama bu nereye kadar dayanabilir. Takım içinde de sıkıntılar var. İlk yarının başlarında her golden sonra Gerets'e koşan futbolcular artık ortada yok. Yönetimin takımı boşlaması da bir gerçek. Herkes mart hesabını yapıyor. Ayrıca Fenerbahçe, Appiah'ı getirirken, Saidou ve Song gibi iki kilidin Afrika'da kalması aradaki farkı çok açık şekilde gösteriyor. Bence, Fenerbahçe'nin bu kadrosu Türkiye için yeterli.

Gerets daha rahat
DİLMEN: Alttaki takımların lider Fenerbahçe ve Galatasaray'a kolay teslim olmayacakları kesin. Bu iki ekibin özellikle deplasman maçlarında ve ağır kış şartlarında zorlanacaklarını düşünüyorum. İkinci devrede iki takımın 40 puanı aşması hayal gibi geliyor. Galatasaray'ın en büyük dezavantajı kulüpteki ekonomik sıkıntılar. Birkaç maç üst üste puan kaybı yaşarlarsa toparlanmaları zor olur. Fenerbahçe puanlar kaybederse daha kolay toparlanır. Gerets daha rahat, Daum ise stresli. Hemen hemen ikinciliği garantilediği için Gerets şampiyon olamasa da mazeret sunabiliyor. Buna karşılık Daum'a "zaten bu takım şampiyon olur" imajı yüzünden şampiyonluğu kaybederse başarısız damgası vurulacak. Fakat oyuncusunu motive etmek ve yönlendirmek açısından Daum daha avantajlı. Gerets ise bu konuda zorlanacak. Antalya kampını uzatmak istemesine rağmen oyuncuların kabul etmemesi yüzünden İstanbul'a dönülmesi bunu gösteriyor.

Bayrak oyuncularda
DEMİRKOL: Galatasaray'ın ekonomik sıkıntıları saha performansına yansımayacaktır. Oyuncular ancak yüksek performansla bu durumdan çıkabileceklerini çok iyi biliyor. Paralarını alamamalarının sürekli gündemde olması onların başarılı olmalarından kaynaklanıyor. Sıralamada geri düşerlerse gündem değişir. Bireysel ve grup olarak başarılı olmaya Fenerbahçe'den daha mecburlar. Avrupa'da olmayan Fenerbahçe'nin fazla hareketli bir transfer geçirmemesi de normal. Sezon sonunda oldukça hareketli olacaklardır.

Bir rakibi kendisi
GÖKBERK: Galatasaray'ın ikinci yarıda üç rakibi var. İkisi Fenerbahçe futbol takımı ve onun yönetimi, üçüncüsü de kendi yönetimi. İlk ikisiyle yüz senedir mücadele ediyor, ama kendi yönetimiyle tarihinde belki de ilk defa. Üçüncüsü ile işi daha da zor. Daha kötüsü gelemeyeceğine göre, yönetim değişikliği olumlu etkiler Galatasaray'ı.
Fenerbahçe'nin parası var, istedikleri oyuncuyu da alabiliyor. Transfer politikalarının bir tek şu yönü tartışmaya açılabilir, Daum'un yerine başka bir teknik direktör olsaydı, acaba o paraya Anelka, Alex, Luciano, Nobre, Appiah'ı mı alırdı, yoksa mesela Lyon takımı gibi transferler mi yapardı ? Ama Daum'un hedefi Türkiye, Avrupa değil.
İlginç görüşler ortaya çıkıyor, öngörülerle geleceğe ışık tutmaya çalışılıyor. Tiganalı Beşiktaş ve Nuri Albayrak'ın başkanlığa getirilmesiyle yeni bir hava yakalayan Trabzonspor'un durumuna sıra geliyor.

Tek koz Tigana
GÖKÇE: Beşiktaş'ın tek kozu Tigana. Elden çıkarılamayan yabancılar ve yerli futbolcularla ancak yeni bir felsefe, anlayış ve motivasyon Beşiktaş'ı taşıyabilir. Sezonluk hedefleri ancak UEFA Kupası'na katılmak olabilir. Bu bile güç görünüyor. Beşiktaş, ligin ikinci yarısını gelecek sezonun omurgasını sağlamlaştırarak değerlendirmeli. Trabzonspor ise, transferler ve yenilenen yönetimiyle bence daha güçlü ataklar yaparak zirvede kendine bir yer arayacak.

Trabzon yükselir
ŞENAY: Beşiktaş, Tigana'da ısrar etmelidir. Çünkü Tigana evrensel bir hocadır. Ve gençlere inandığı için de Kartal'ı her hafta daha iyiye götürecektir. Bu yıl olmasa da, gelecek sezon transferlerle de donanımlı olması halinde Kartal yine ligin zirvesinde kanat çırpmaya başlayabilir. Trabzon'da Nuri Albayrak'ın Halilhodziç ile terse düşen beyanatları düşündürücüdür. Bu arada ikinci yarıdaki Trabzon'un ilk yarıdan daha iyi bir çizgi yakalayacağı inancındayım.

Siyasetin ağırlığı
GÜVEN: Beşiktaş'a "iki işi bir anda" yapmayı bırakmasını, gelecek sezona hazırlanmasını tavsiye edebiliriz. "Çeyrek" sezonda gelen hoca ve "yarı istifa etmiş" başkanla bu saatten sonra şampiyon olacak değil ya.
Trabzonspor için sadece bildiğimiz duaları okuyabiliriz. Çünkü Trabzonspor'un, ikinci yarıyı "anormal" hale getiren unsurların deney laboratuarı olarak kullanıldığını biliyoruz. "Futbola siyaset girdi" diyoruz ya; kulüplerin siyasallaşması da Trabzon'dan başladı. Devamı nasıl gelir bilmiyoruz. Stadına siyasetçilerin adını verenleri, basın toplantılarını il parti merkezinde yapanları, amblemine ampul takanları görürsek şaşırmayacağız.

Sihirli değnek yok
MEŞE: Beşiktaş ve Trabzonspor'un sorunları büyük benzerlik taşıyor. Tigana'nın sihirli değneği yok. Artıları da var, handikapları da. İşini severek yapıyor, disiplinden gram taviz vermiyor. Zirve yarışına erken havlu atan Kartal, biraz disiplin, biraz sevgi ve dayanışma ile ayakta kalıyor. Bu özelliğini ikinci yarıda da sürdürürse, Türkiye Kupası'nı müzesine taşır. Trabzonspor'daki yönetim değişikliği neler getirir, neler götürür hep birlikte göreceğiz.

Kartal'da değişim şart
ÖZER: Beşiktaş ve Trabzonspor, ligin ilk yarısında ve öncesinde, yaptıkları hataların, transfer yanlışlarının sıkıntısını ligin ikinci yarısında da çekecek. Çünkü bu tablo kolaylıkla toparlanabilecek gibi değil. Ancak Nuri Albayrak'ın yeni bir hevesle bu işe sarılması, arkasındaki "Ankara gücü" ile birlikte gelecek için bir umut vereceği kesin. Beşiktaş'ın ise şu andaki yönetimiyle bu işi çok zor. Şu anda Galatasaray'da değişim nasıl şartsa, Beşiktaş'ta da bu değişim mutlaka yapılmalı.

Gençlerin önü açılmalı
DİLMEN: Bana göre Trabzonspor ve Beşiktaş yönetimlerinin futbol takımlarının ikinci yarı performanslarından çok önümüzdeki sezonu düşünmesi lazım. Gerekirse bünyelerindeki genç oyunculara yer verip, önümüzdeki 5 ay içinde gelecekle ilgili planlama yapılabilir. Beşiktaş'ın iki yabancıyla yollarını ayırması çok doğru bir karar. Hatta bir iki tanesi daha gönderilebilir. Şu ana kadar yeni bir yabancı almamaları da doğru. Önümüzdeki sezon için ince eleyip, sık dokumalılar.

Kadro bilmecesi
DEMİRKOL: İki takımda da ufak tefek bir hareketlenme görülebilir. Ama kökten bir değişim olmasını beklemek hayalcilik olur. İki hoca da kadro yapılarından memnun değil. Ama iki takımın da 3.'lük hedefine ulaşması sürpriz olmaz.

Çifte bela Trabzon
GÖKBERK: Beşiktaş'taki sorun ne Del Bosque, ne de Çalımbay'dı. Eğer sorun onlarsa şimdi yoklar, sonuçta Beşiktaş'ın sorunu yok. Ama öyle mi ? En azından tek sorun teknik direktör değildi. Trabzon iyi transferler yaptı. Fatih Akyel milli takım oyuncusu. Tartışmaya bile gerek yok. Ömer Rıza da iyi oyuncularından bir tanesi. Fatih Tekke tek başına belaydı. Şimdi Ömer Rıza ile iki belalı oyuncu oldular. Gökdeniz de gelirse, Yattara'yı da, Szymkowiak'ı da hesaba katarsanız çok tehlikeli bir takım haline geldiler. İş Halilhodziç'e kalıyor.
Söz şimdi de ikinci yarıda çıkış yapabilecek ekiplere geliyor. Mesela Kayserispor, Gençlerbirliği ve Sivas'ın yükselişi sürecek mi ?
GÖKÇE: Kayseri ve Gençlerbirliği'nden UEFA Kupası'nı zorlayacak bir çıkış bekliyorum. Sivasspor'un kulüp olarak tecrübesizliği şansını biraz daha azaltıyor.
ŞENAY: Ben genç ekip Gaziantep'in ikinci yarıda daha da oturmuş takımla yarışacağı için önemli sürprizler yapacağını, Kayseri, Gençlerbirliği, Sivas ve Vestel Manisa'nın da zirveye oynayan takımlara yıkıcı çelmeler atacağı düşüncesindeyim.
GÜVEN: Ben Gençlerbirliği'nden ümitliyim. Tabii yarınki (bugünkü) maçta çok morali bozulmazsa.
MEŞE: Kayseri ve Erciyes ilk yarıda yukarıyı zorladılar. Ancak ikinci yarıda aynı devamlılığı gösterirler mi, işte burası soru işareti. Bizce, her geçen hafta taşlar yerine oturur, yani yukarıdaki zirve yine büyüklerden oluşur.
ÖZER: Öyle patlama yapacak bir takım şu anda yok gibi gözüküyor. Ama ikinci devrede Denizlispor'a dikkat diyorum.

Konyaspor'a dikkat
DİLMEN: Kayserispor ve Sivasspor'un ilk yarıdaki kadar puan toplayacaklarını sanmıyorum. Ama tehlike yaşamayacakları da doğru. İlk yarının ortalarından itaberen çıkışa geçen Gençlerbirliği'nin aynı şekilde yola devam edeceğini tahmin ediyorum. Bu arada bana göre ilk yarıda oynadığı futbolun karşılığını alamayan Konyaspor ikinci devre çıkış yapabilir. Puan cetvelinde ortanın üstünde yer alan ekiplerin ise ilk yarıdaki kadar puan toplamaları zor görünüyor.
DEMİRKOL: Gençlerbirliği, Vestel Manisa ve Konya'nın keskin ve uzun soluklu ataklar yapabileceklerini düşünüyorum.
GÖKBERK: İkinci yarıda çıkış yapacak takım olabilir ama, Türkiye'deki sistem dört büyükler diye tabir edilen takımlar dışındaki başka bir ekibin çıkışına müsade ediyor da, finişine etmiyor.
Devre arası transfer konusunda en doğru adımları atan takımın hangisi olduğu sorusunu yönelttiğimizde yazarlarımız Vestel Manisa, Denizli ve Trabzon'u işaret ediyor.
GÖKÇE: Bence en doğrusunu yapan Fenerbahçe'ydi.
ŞENAY: Vestel Manisa ara transferin en faal takımı. Trabzonspor da, giden futbolcularına rağmen eksiklerini tamamlamaya çalıştı.
GÜVEN: Doğru adımın, hangisi olduğunu zaman belli edecek. Transfer yapmak mı, yapmamak mı.
MEŞE: Dikkatimizi çekecek transfer yok gibi. Ancak Denizlispor'u bunun dışında tutmak gerek. Ne var ki böylesi ara transferde alınan yabancıların pek kaliteli olduğunu da inanmıyorum.
ÖZER: Manisaspor şu anda gerçekten de çok iyi isimler aldı. Ancak uyum süreci çok önemli. O yüzden ancak seneye çok daha iyi olacağını düşünüyorum.
DİLMEN: Denizlispor ilk yarıda ciddi şekilde forvet ve gol sıkıntısı yaşıyordu. İki önemli forvet oyuncusu alarak bu sorunu giderdiler. İkinci yarıda çıkış yapma ihtimalleri güçlü.
DEMİRKOL: En çok göze çarpanı kuşkusuz Vestel Manisa.
GÖKBERK: Trabzonspor çok önemli iki önemli transfer yaptı.
İkinci devrede patlama beklenen futbolcularla ilgili konu açıldığında gençler ön plana çıkıyor. Zafer, Arda, Caner, Semih, İbrahim Akın'ın yanı sıra Sergen, Gökdeniz ve yabancılardan Zelenka ile Anelka'nın isimleri üzerinde duruluyor.
GÖKÇE: Patlama yapmasını beklediğim tek oyuncu Trabzonsporlu Gökdeniz. Kamu vicdanında karşılığını bulmayan bir suç işledi. Ama sportif bakımdan başarı göstererek yeniden onurunu kazanabilir. Başta Semih olmak üzere üç büyüklerin gölgede bekleyen gençleri de var.
ŞENAY: Kayseri'de Gökhan, Vestel'de Zafer ve Arda, Sivas'ta Hayrettin, Gaziantep'te Deniz, Nuri, Tevfik Köse gibi Alman altyapısından gelen isimler ligi renklendirebilirler.
GÜVEN: Sadece ikinci yarı değil, bir anda ansızın patlayıveren Sergen yine yıldızlığa dönebilir.
MEŞE: İbrahim Akın'dan biraz umutluyum. Ama kafamda soru işaretleri de yok değil.
ÖZER: Ligde göze batacak bir yıldız adayı göremiyorum.
DİLMEN: Eğer moral motivasyonları üst düzeyde olursa Sergen ve Ailton ilk devredeki performanslarının çok üzerine çıkabilirler.
DEMİRKOL: Yenilerden Zelenka renk katar. Anelka, Dünya Kupası öncesi parlayabilir. Manisa'nın gençleri Arda, Zafer ve Caner de izlenmesi gereken isimler.
GÖKBERK: Galatasaray'ın gençleri patlama yapabilir. Abileri para sorunu yaratırsa, parasız oynatılmaları daha kolay olan gençler yeteneklerini ortaya dökebilirler.
Ve son olarak en kritik dönemece giriyoruz. Şampiyon ve düşecek takımlar konusunda yazarlarımızın fikirlerini soruyoruz.
GÖKÇE: Şampiyonluğun favorisi Fenerbahçe. Düşecek takımlar için aday göstermek olanaksız. Çünkü ligin asıl kıyameti dipte kopacak.
ŞENAY: Şampiyonluğa Fenerbahçe ulaşır. Rize, Samsun, Denizli, Malatya ve Diyarbakır arasından üç takımın küme düşeceğini sanıyorum.
MEŞE: Şampiyonun rengi sarı-lacivert. Tabii ki renk değişebilir, futbol sürprizler oyunu. Ancak Fenerbahçe almış başını gidiyor. Farkı tek kapatacak takım Cim-Bom. Onun da durumu ortada. Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğine göre, Galatasaray'ın bu yarışı sonuna kadar kovalaması bence sürprizlerin en büyüğü olur. Ligin altı tam sırat köprüsü. Denizlispor ara transferdeki ataklarıyla bizce karşıya geçecek tek takım. Samsun, Malatya ve Rize de tehlike çemberinde. İkinci yarıda en büyük mücadele bizce altta olacak.
ÖZER: Şampiyonluk belli, Fenerbahçe - Galatasaray arasında geçecek. Düşme potasında ise son yılların en büyük mücadelesi olacak. Şu anda hiçbir takım için düşebilir ifadesi kullanamayız.
DİLMEN: Fenerbahçe avantajlı. Galatasaray da işin peşini bırakmayacaktır. Dipteki zorlu yarışta her an her şey olabilir.
DEMİRKOL: Bu lig tablosunun bozulmayabileceğini düşünüyorum. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın şansları eşit. Sarı-lacivertlileri avantajlı kılan saha dışı sorunlarının daha az olması ama Galatasaray da bunu ekstra bir motivasyona dönüştürebilir. Düşme hattında da bir değişiklik olmazsa şaşırmam. Ankaraspor, Samsun ve Denizli'nin işi oldukça zor.
GÖKBERK: Kimin şampiyon olacağını, kimin düşeceği şeklindeki sualleri cevaplamayı sevmiyorum. Bu sualler manasız geliyor. Zaten bilsem de söylemem, ligin heyecanı, tadı kaçmasın.

Kirlilik ve futbol...
GÜVEN: Bir ülkenin futbolundaki "zirve" bu kadar kirlenirse, bu kadar çok şaibeli kartvizit üretirse ve futbol "elit"leri bu kadar omurgasız ve prensipsizse, piramitin eteklerinde yaşanacak arbedeyi kestirmek "Fatıma'nın üçüncü sırrını bilmek" kadar zor. Şubata kadar futbolu unutun bir kere.




SPOR
FIRTINAYA HAZIR OLUN
Siyaset gol yedi!
Terim'in veliahtları
Şimdi de Tümer
Cavcav'dan 2. dava
Politikacı Gerets!
Bangoura ısrarı
Federer şipşak!
Git ve sirke katıl!
Haber turu...
Celal Doğan, Senegalliler, biz
En büyük Demirören!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Celal Doğan, Senegalliler, biz
Futbol Federasyonu Genel Kurulu'nu izliyordum...
Nilay YILMAZ
En büyük Demirören!
2005-2006 sezonunun ikinci yarısı yarın başlı...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet