Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamu İhale Yasası ve rant düzeni


2001 yılında yaşanan kriz Türkiye'de siyaset ve ekonomi arasında gerçekleşen rant dağıtımına dayanan oyunun sonuna gelindiğini gösterdi. Siyasetin ekonomiye keyfi müdahalelerinin, verimli olan, etkin çalışan üreticileri dışladığı, siyasetçiye yakın duran etkinliğini yitirmiş kesimleri kayırdığı, yatırımı ve büyümeyi teşvik etmediği ortaya çıktı. Böyle bir ortamda devletin kendinden beklenen sosyal adaleti ve fırsat eşitliğini sağlama, dışlanmış insanlara sahip çıkma politikalarını uygulayamadığı da görüldü.
Kamu ihalelerindeki keyfilik, rekabetçi olmayan kurallar ve kapalılık, toplum tarafından yolsuzluk, yoksulluk ve artan devlet borcunun en önemli nedenlerinden biri olarak algılanıyordu. Krizden asgari maliyetle çıkmanın yollarından en önemlisi artık eski oyuna dönmenin mümkün olmadığına ve gemilerin yakıldığına toplumu inandırmaktı.

Geri adım atılmıştı
Krizden sonra uygulamaya konan yapısal reform paketinin en önemli ayaklarından biri de kamu ihalelerini daha saydam ve kurallı hale getiren, Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Yasası Komisyonu'nun ve AB'nin ihale normlarına uygun bir yasal çerçevenin gerçekleştirilmesiydi. 2002 yılının ocak ayında çıkarılan yasa bugünkü iktidar partisi grubu tarafından da, hatta bazı hükümlerinin daha da sertleştirilmesi ve kapsamın genişletilmesi kaydıyla desteklenmişti.
Ancak AKP iktidara geldikten sonra ilk icraatlarından biri, bu yasanın yürürlüğe girmesini ertelemeye çalışmak oldu. Uluslararası kuruluşların baskısıyla bunda geri adım atıldı. Ama yine de temmuz ayında yapılan değişikliklerle yasa önemli ölçüde esnetildi.
Şimdi seçimler yaklaşırken Kamu İhale Yasası'nda ilave değişikliklerin hükümet tarafından yeniden gündeme getirildiğini görüyoruz. Ancak bu konu Türkiye'nin yoğun gündemi içinde yeterince dikkati çekmedi. Bu değişiklik önerilerinin zamanlaması son derece yanlıştır. Hükümet ne kadar iyi niyetli olduğunu iddia ederse etsin, bunun içeride ve dışarıda seçim öncesinde eski oyuna geri dönülmek istendiği kuşkusunu yaratması da kaçınılmazdır.

Eski oyuna dönme talebi
Değişiklik önerileri kamuoyu tarafından yakından izlenmeli, zamanında gerekli tepki gösterilmelidir. Vatandaş cebinden çıkan paranın, kendi onayı dışında, şeffaf olmayan bir biçimde, başkalarına, sadece siyasetçiye yakın olmaları nedeniyle, aktarılması düzenine geri dönülmesine izin vermemelidir. Rant düzenine geri dönüldüğü algılaması, ekonomide bu güne kadar elde edilen tüm kazanımları tehlikeye atar. Çünkü Kamu İhale Yasası, bizi krize götüren, milleti yoksullaştıran, hortumlara çanak tutan oyun kurallarının değiştiğini gösteren temel düzenlemelerden biridir.
Aslında bu gelişme kriz korkusu altında sadece ekonomide oyun kurallarını değiştirmenin kalıcı olmayacağını ortaya koyuyor. Ekonomide işler normale döndüğünde eski oyuna dönme talepleri hortluyor.
Bunun nedeni siyasetin yasal çerçevesini belirleyen ve siyasi partilerde lider hegemonyasını hâkim kılan, parti üyelerinin, kurullarının ve milletvekillerinin iradesini kitlelerin özlemlerine değil, liderin emirlerine endeksli hale getiren, dengeleme ve denetlemeyi önleyen kurallar. Bu kuralların değiştirilmesine karşı çıkan siyasi hareketler işsizliğin, yoksulluğun, dışlanmışlığın, hortumların kökünü kazımakta samimi olamaz.
Vatandaş hâlâ eski oyunu oynamak isteyenleri artık iyi tanımalıdır. Bu oyunun kendisini yoksulluğa mahkûm ettiğini unutmamalıdır.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Orta sınıf ve AKP
ANKARA'YA giderken uçakta TOBB Başkanı Rifat ...
Çetin ALTAN
Çengelköy...
Meteoroloji uzmanları, dondurucu soğukların g...
Melih AŞIK
Genç iletişimciler
Aydın Doğan Vakfı'nın düzenlediği "Genç İleti...
Fikret BİLA
Akdağ: 10 milyon tavuk itlaf edilmeli
Türkiye'de gündem çok sık değişir. Çok önem...
Hasan CEMAL
Roj TV!
Konu, Türkiye'deki Kürtler değildi. Roj TV de...
Güneri CIVAOĞLU
5 yıl önce / 5 yıl sonra
1997'de İtalya/Ancona Cezaevi'nde Mehmet Ali ...
Can Dündar
Devlet onlara 'söz' vermişti
Ağca, İpekçi suikastından 4 ay sonra yakalan...
Abbas GÜÇLÜ
Milliyet'i Milliyet yapan işte bu!
Her okurun gazetesi, her gazetecinin kurumu, ...
Hurşit GÜNEŞ
MB enflasyon hedeflemesini masaya yatırıyor
Dün Merkez Bankası'nın (MB) düzenlediği, enfl...
Sami KOHEN
Viyana'dan destek...
AVUSTURYA'NIN AB dönem başkanlığını devralmay...
Faik ÖZTRAK
Kamu İhale Yasası ve rant düzeni
2001 yılında yaşanan kriz Türkiye'de siyaset ...
Hasan PULUR
Doktorun ve hastanenin manevi tazminatı...
HERKES hata yapabilir, her meslek erbabı yanl...
Derya SAZAK
İran hedefi
2006'nın ikinci yarısını 'erken seçim' tartış...
Meral TAMER
Dünya Bankası: "ÖSS, eğitimde kaliteyi düşürüyor!"
Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Direktörü Hakan...
Ece TEMELKURAN
11 Eylül'ün intikamı
Bütün insanlığın kafasına, ikiz kulelere gire...
Güngör URAS
Petrol faturası döviz açığını büyütüyor
Petrol fiyatlarındaki artış devam ediyor. Var...
M. Ali BİRAND
Aynı olay batıda olsa, devlet farklı davranırdı
Biran için düşünelim.

© 2006 Milliyet