|
Doktorun ve hastanenin manevi tazminatı...
HERKES hata yapabilir, her meslek erbabı yanlış yapabilir. Bunların üç aşağı, beş yukarı bedeli vardır; lakin doktorların ve hastanelerin yaptığı hataların bedeli insan canıdır. İnsanın ölümüyle sonuçlanan bir hatanın bedeli nasıl ödenecektir?
Eğer hata yapılmışsa, dava açılır, tazminat alınır, diyeceksiniz.
Lakin bu öleni geri getirmez ki!
Evet ama, böyle düşünmek de ne kadar doğrudur?
Kısacası "manevi tazminat" diye bir kavram yok mudur?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, ölümden doğan manevi tazminatla ilgili görüşü şöyle. (x)
Hasta ameliyat sırasında ölür, eşi, çocukları ve kardeşleri, özel hastane ile ameliyatı yapan cerrah hakkında tazminat davası açarlar.
Ölenin sağlık şikâyetleri yaşamsal öneme sahip şikâyetler olmadığı gibi, ameliyat da yüksek risk taşımamaktadır. Ölümden sekizde dört oranında ameliyatı yapan doktor hatalı bulunmuştur, kalan sekizde dört ise, kötü tesadüf olarak nitelendirilmiştir.
***
PEKİ, özel hastanenin sorumluluğu yok mudur?
Ölenin yakınları, hastalarını daha iyi ve özenle bakılması için bu hastaneye getirmişlerdir. Hastanenin sorumluluğu olmaz mı?
Hukuk Genel Kurulu, doktorla birlikte özel hastanenin müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu belirtir ve şöyle der:
"Özel hastane öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması gereği yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını yakından ilgilendiren, kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de, hastanın ve özel durumlarda yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan sadakat ve özeni göstermek durumundadır."
***
GELELİM manevi tazminata...
Yüksek mahkemeye göre "manevi tazminat"ın anlamı şudur:
"Manevi tazminat, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiği önemle vurgulamaktadır.
Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan, insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ıstırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir."
***
HERHALDE bu davadaki manevi tazminatı merak etmişinizdir: 64 bin YTL...
——
(x) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - E: 2004/13 291, K:2004/370, T: 23.06.2004 (İstanbul Barosu Dergisi, 2005/1).
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|