|
 |
|
|
Siyah beyaz mutluluklar
Görüş / Bülent Buda
Neden "Tavukçu" takısıyla seslenirdik Kenan'a onca birlikteliğimizde sormayı akıl ekil edemedim. Zaman da yetmedi. Zaman cimri davrandı Kenan'a. Askerliğini Denizli'de yapıyordu. İzinden mi dönüyordu, izine mi geliyordu anımsayamıyorum.
Otobüs yolculuğu! Takoz gibi iyi yürekli genç adam, kanatlandı ışığa doğru, gitti...
Bornova'ya giden ağaçlıklı yolun iki yanını bağlar, bahçeler süslerdi eskilerde.
Ürün boy verdiğinde, kendini gösterdiğinde yetiştirici üzümü bağında, meyveyi dalında satardı halciye, toptancıya.
Topuz'un bağında yevmiyeli çalıştığımız günlendendi. Giritli Saliha Hanım, Alanyalı Mustafa birlikte, ailece... Kenan'la Kalespor'da oynuyoruz. O golcü, ben savunmacı.
Talebe Çayırı'nda idman ayarlanmış, hem de çift kaleli.
Yaşamı paylaştık çıkarsız
Halil Hoca (Bıçakçı) yaptırıyor antrenmanı. Karnını doyurduğu işse şoförlük. Futbol tutku, futbol sevda hoca için. Otantik bir insandı.
Neşe saçardı çevresine doğaçlama takılmalarıyla. Macar futbolunun aşığıydı.
Doğan Emültay ise İngiliz futboluna düşkün. Tartışmaları iyi dinleyici toplardı. Yapıcıoğlu'nda Tombul Hüseyin'in kahvehanesinde, Fuar Lunapark çay bahçesinde, bir yandan da nargileleri fokurdatarak...
Tavukçu, "İdmana geliyorsun değil mi" diyor, bense "Gelemem üzümdeyim annemlerle" diye yanıt veriyorum. "O zaman ben üzüme gelirim.
Birlikte erken bitiririz. İdmana da yetişiriz" diyor ve yetişiyoruz. Topuz'un bağında asmaları paylaştık onunla.
Sonra Talebe Çayırı'nın futbol alanını. Dahası, yaşamı paylaştık, karşılıksız, çıkarsız, oyunumuzu birlikte oynayabilmek için.
Bayramın ikinci günü geçmişin siyah beyaz fotoğrafları aklıma düştü.
Özlemişim bakmayalı epey oldu.
Fotoğrafın içinden gülümsüyor
Geriye doğru baktıkça daha bir anlaşılıyor yaşam. İkisini ayırdım. Kenan'ın olduğu fotoğraflar... Biri Yapıcıoğlu'nda oluşturdukları 11 Ateş.
Kenan fotoğrafın içinden bana bakarak gülümsüyor. Fikret Özbiçer, Hüseyin-Çetin Avuncan orada. Ahmet Avuncan'ın kardeşleri.
Diğeri Yeşil Beyaz Kalespor. Kaleci Osman, Erdoğan, Fikret, Metin, Erol, Osman, İbrahim, Arap Alaattin, Kenan ve ben. Kenan yine gülümsüyor. O hep öyleydi. Sevinç aşılardı çevresine, bakarak, dokunarak.
Ellerimde siyah beyaz mutluluklar. Seyrediyorum, bıraktım kendimi anıların şevkat yüklü kucağına. Romantizm ağır basıyor, mırıldanıyorum "Mutluluktu o şafakta birlikte olmak. Genç olmak cennetin ta kendisi." Ve de Şükran Kurdakul'un dizeleri bir ağıt gibi iki dudağımın arasından sayfaya süzülüyor:
"Biz ki acılar döneminden ellerimizi kirletmeden geçtik / Sevgim senin olsun, direncim senin olsun."
Kenan daha 20 yaşındaydı.
Artık Topuz'un bağı da gün doğumunun şebnemiyle sıvanmış üzüm salkımları da yok...
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|