|
Yeni milli kültür
TELEVİZYONLARDA milyonlarca insanı sürükleyen diziler... Benim de büyük bir ilgi ve takdirle izlediğim "Kurşun Yarası, Asmalı Konak, Çemberimde Gül Oya..." gibi.
Halen devam eden böyle dört beş dizi var. Listeyi uzatmak da mümkün.
Halbuki eskiden "Şahin Tepesi" gibi, "Dallas" gibi Amerikan dizileri çok büyük ilgi görürdü. "Pemila, Ceyar, Babi, Suelin" gibi dizi kahramanları günlük hayatımıza girmişti!
"Latin Amerika dizileri" de öyleydi.
Galiba Tamer Karadağlı'nın "Çocuklar Duymasın" dizisi dönüm noktası oldu. Asla taklit veya adaptasyon değildi, senaryosu da kahramanları da tamamen "bizim"di. Ardından "hakikaten bizden" kahramanların ve olayların yer aldığı drama ve komediler sökün etti.
Önceki akşam Kanal D'de yayımlanan İstiklal Savaşı'yla ilgili "Kırık Kanatlar" da daha ilk günü olduğu halde çok büyük reyting almış; hem de "A-B" grubu denilen üst ve üst-orta sınıflardan, yani hayli Batılılaşmış kesimlerden de!
Küreselleşme ve...
Bu toplumsal temayül (trend) epeydir dikkatimi çekiyordu ama dün izlediğim çok önemli bir toplantıda bunun 'evrensel' boyutlarını daha bir net olarak gördüm.
Doğan Yayın Holding'in yıllık olarak düzenlediği toplantılardan bu yılkinin konusu "Trendler" idi:
İçerik ve teknoloji olarak iletişim dünyası nereye gidiyor?
Fransa'da TV seyircisinin yüzde 73'ü tarafından izlenen dev "TV-1" adlı televizyon kanalları şirketinin Başkanı Patrick Le Pay, uzun konuşmasında diyor ki:
- Eskiden komedi, sinema filmi, drama gibi yayınlarımızın yüzde 50'den fazlası Amerikan yapımıydı veya adaptasyondu. Artık trend değişti. Şimdi bu yayınlarımızın yarısından epey fazlası Fransız eseri, Fransız yapımı... Yayıncılıkta hem küreselleşme, hem millileşme beraber gelişiyor.
İsveçli, Amerikalı, Alman konuşmacılar da bunu doğruladı: Küreselleşme ile milli ve yerli değerlere önem verme birlikte gelişiyor.
Uzun yol...
Bu dizilerdeki milli niteliğin yeni olması, küreselleşmenin geliştirdiği evrensel değerlerle iç içe olmasındandır. Dış dünyaya karşı ırki veya kültürel bir husumet söz konusu olmadığı gibi, kendi 'yerli' ve hatta 'tarihsel' tiplerimiz bu dizilerde evrensel ölçülerde yeniden yorumlanıyor.
Mesela "Kurşun Yarası"ndaki kadınlar 'Osmanlı' idi, 'Kuvay-ı Milliyeci' idi ama 'eksik etek' değillerdi, çağımızın değerlerine göre "eşit" ve "özgür" davranıyorlardı!
Büyük ilgi gören "toprak dizileri"ndeki tipler de sınıf savaşına sokulmuş militan tipler değil, iyisiyle kötüsüyle bizden, tanıdık simalar!
Küreselleşme insanoğlunun karşısına uçsuz bucaksız, soluk, soğuk bir ufuk açıyor. İnsanoğlu bir yandan bunun imkânlarını değerlendirmeye çalışırken öbür yandan aşina, bildik, sıcak bir 'yuva' ihtiyacını da kuvvetle hissediyor; yerli ve milli değerlere sarılıyor, 'kökler' duygusu daha bir güçleniyor.
Eğitim ve ekonomik gelişme zevkimizi ve muhayyilemizi daha da geliştirdiği için, işte gerçekten başarılı "bizden" senaryolar, yapımlar, sanatçılar çıkarıyoruz.
Geçmişte ne zaman bu kadar okuyup yazmıştık?
Ciddi sorunlarımız var ama genel gidişat olarak, doğru yoldayız ve bu uzun bir yol.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|