|
 |
|
|
Kürt sorunu, Türk sorunu!
PARİS
Silah ve şiddet çıkmaz sokaktır görüşünü öteden beri benimsemiş, PKK silahı ebediyen bırakmalı diye düşünen, artık Güneydoğu'da sokaktaki adamın da kesin olarak silah ve şiddete karşı olduğunu kaç yıldır bilen Kürt aydınları, siyasetçileri...
Bir yer geliyor, duruyorlar.
Düşüncelerini açıkca söylemiyorlar.
Susuyorlar!
Neden bu görüşlerinizi olanca açıklığıyla kamuoyu önünde açıklamıyorsunuz diye sorduğunuzda frene basıyorlar.
"Madem böyle düşünüyorsunuz, o zaman ortaya çıkıp PKK'nın kayıtsız şartsız silah bırakmasını niçin savunmuyorsunuz?" sorusu karşısında genellikle susma hakkını kullanıyorlar.
Yıllardan beri PKK'nın silah ve şiddet politikasını doğru bulmayan ve bugün birçok açıdan haklı çıktığını düşünen bir Kürt aydınıyla Paris'te geçen gün sohbet ederken konuyu getirdi bir yere bağladı:
"Dağdakileri indirmek!"
Önkoşul gibi bir tutam yani.
Hükümetin önce dağdaki PKK'lıları indirmek için -adı af olur ya da olmaz- bir formül geliştirmesi gerektiğini söyledi. Elebaşları için farklı bir yöntem bulunabileceğine işaret etti.
Ve ekledi:
"Dağdakileri indirmeden birşey beklenmesin. Bu olmadan silah bırakmaz PKK... Ve zamanla şiddet derinleşebilir. Önümüzdeki bahar aylarından itibaren örneğin... PKK içinden bazı gruplar daha kontrolsüz eylem yollarına da sapabilirler."
Yeni değil bu bakış açısı...
Bir iki yıldır biliniyor.
Önemli bir konu ayrıca...
Ancak bunu önkoşul gibi öne sürmek dayatmacı bir tavır oluyor.
PKK ile devleti aynı kabın içine koyan, ikisini karşı karşıya getirip pazarlık kapısı aralayan böyle bir tavrın Ankara'da işleri kolaylaştırmayacağı bir türlü görülmüyor.
Ya da görülmek istenmiyor.
Göz kapatılan başka şeyler de var.
(1) PKK tabelası ve İmralı gölgesi altında siyaset yapmanın fazla bir inandırıcılığı olmadığı...
(2) Kürt siyasetinin daha ciddiye alınması için PKK'nın silahı kayıtsız şartsız toprağa gömmesi gerektiği...
(3) Türkiye'de son üç yıldır Kürt sorunu çerçevesinde önemli adımlar atıldığı, bunların görmezlikten gelinmesinin çözüme yardımcı olmayacağı...
(4) Türkiye'de bir Başbakan'ın, Tayyip Erdoğan'ın meydanlara çıkıp ilk kez Kürt sorunu diye sorunun adını koymasının, "Bu sorun bizim sorunumuzdur" demesinin ve bu çerçevede devletin geçmişte yanlışları olduğunu belirtmesinin taşıdığı önemin Kürt siyasi çevrelerinde görmezlikten gelinmesinin ne kadar hata olduğu...
(5) Bu hatalarda israr edilmesinin, bardağın dolu tarafına önem verilmemesinin, Kürt sorunu gibi Türk sorunu açısından da olumsuz etkilenmelere neden olacağı...
(6) Başlangıç noktası deyince, önce PKK'nın silah bırakması akla gelmelidir diyenlerin sesine mutlaka kulak verilmesi gerektiği...
(7) Aksi halde "Türk sorununun da şiddetleneceği", milliyetçiliğin zamanla iki taraflı olarak şaha kalkmasının önlenemeyeceği, Ankara'daki şahin çevrelerin değirmenine su akacağı...
Paris'te bunları da konuştuk.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|