Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Zaman nehri


Bayramı, Kızıldeniz kıyısındaki bir Arap kentinde geçirdim. Kadın giyimi ve tesettürde evrimin örnekleri oraya yansımıştı.
Oteldeki siyah çarşaflı ve yüzleri-gözlerini de şeffaf bir tülle kapatan tam örtülü olanlar...
Siyah çarşaflı fakat sadece gözleri görünenler denize girmiyorlar, hatta güneşlenmiyorlardı.
Bizim türban tarzı başlarını bağlayanlar ve mantolular da denize girmeyenler arasındaydı.
Ancak yüzme havuzunun kenarında, plajda, kumsalda gezinti yapıyorlardı.
Mayolu erkeklerin arasında dolaşmak ya da onların bulunduğu alanlarda gezinmek sakıncalı değildi.
Başları bizdeki türban stilinde bağlı olan ama dar bluzlar, ceketler, dar pantolonlar, çıplak ayaklarına sandaletler, topuklu pabuç giyenler ise kendilerine özgü bir denize/havuza girme giysileri üretmişler. Mavi, yeşil, turuncu gibi renklerde parlak ve dar giysiler...
Başlarını, kauçuk dalgıç elbiseleri gibi sarıyor. Boyunlarını da kapatarak ayak bileklerine kadar inen parlak kumaştan daracık tulumlar denebilir.
Tam kalça hizasında da balerin etekleri gibi pileli, birkaç karışlık süs etekleri var.
Denize ya da havuza bunlarla giriyor, yüzüyorlar.
Sudan çıktıklarında özel kumaşlardan yapılmış olmalı ki, vücutlarına yapışmıyor.
Zaten ıslak ıslak ortalarda dolaşmıyorlar. Suya, eşleri, babaları, ağabeyleriyle giriyorlar.
Başlarını kapatmayan ama Arapça konuşan, giysileri İstanbul'da ya da Avrupa'nın herhangi bir kentinde yaşayan kadınlardan farksız olanlar simgesel bir örtünme yöntemi geliştirmişler. Tek parçalı ya da bikini mayolarının kalça kısmına 25-30 cm eninde, ince pareolar takıp suya onunla giriyorlar.
Snorkel yapıyordum. Altımızda yüzen binlerce balığı gözlerken zaman zaman önümden pareo içinde yüzen o hanımlar da geçiyordu.
Pareolar dalgalanarak bacaklarını açıkta bıraktığında hemen örtüyorlardı.
Ve gene Arapça konuşan, Müslüman olan ve örtünmeyen hanımların çoğu ise üzerlerini böyle pareolarla sarmadan mayoları içinde yüzüyor, güneşleniyorlardı.
Yani... "Düşünce ve inanç özgürlüğü" gibi "giysi özgürlüğünün" de tüm renklerinin yansıdığı bir palet gibiydi bulunduğumuz yer.
....................
Mısır Anayasası, o ülkenin İslam devleti olduğunu vurgular. Şeriat hukuku esastır.
Benim Mısır'da bu ilk "kıyı" gözlemimdi.
Daha katı bir taassubun uygulandığını sanıyordum.
"Müslüman kardeşler" gibi örgütlerin çok güçlü olduğu ve Enver Sedat gibi bir devlet başkanını dahi öldürdüğü... Assuan'da turistlerin seri halde köktendinci örgüt tarafından kurşuna dizildiği bir ülkede böyle bir anlayış yelpazesinin açılacağını sanmıyordum.
Sosyal baskıların daha güçlü bir damga oluşturması gerekiyordu ama değil...
İnsan doğası, uzlaşmaya, hoşgörüye, çeşitli fikirlerin bir arada bulunmasına daha yakın.
Kızıldeniz'in bu sahil kentinde kumarhaneler çok sayıda...
Alkol tüketimi için kırmızı çizgili bölgeler yok.
....................
2 ay önce de Dubai'deydim. Orada da hoşgörü içinde birlikte yaşama mozaiği mevcut.
Dubai'de çok yabancı var. Nüfusun -neredeyse- çoğunluğu yabancı.
Ancak... Her yabancı kuruluşun en az bir Dubaili ortak alması zorunluluğu nedeniyle çeşitli inanç ve anlayışların karışımı oluşmuş.
İnançlarını daha geleneksel yaşam tarzıyla uygulayanlar, yüksek duvarların çevirdiği avlulu evlerindeler.
Dubai, küresel köy söyleminin yansıdığı bir inançlar ve kültürler harmanı.
.....................
Yukarıda yansıttığım örneklerin biri kendine özgü ılımlı diktatörlük... Diğeri şeyhlik.
İkisi de İslami devlet. Türkiye için de bu örnekler önemli.
Onlarda bile bu esneklik ve hoşgörü varsa, laik ve demokrat Türkiye'de zaman nehri geriye akmaz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Ya şundadır ya bunda, helvacının kızında"...
Emekli paşalardan biri şöyle demiş:
Melih AŞIK
Kadınlara özel
Kadınların gidip kendilerine koca seçebilecek...
Fikret BİLA
Dokuz yargıç bu hatayı nasıl yaptı?
Yargıtay, Mehmet Ali Ağca'yı serbest bırakan ...
Hasan CEMAL
Yaşasın hayat!
Paris'te bir gün, bomboş bir gün yakaladım, a...
Güneri CIVAOĞLU
Zaman nehri
Bayramı, Kızıldeniz kıyısındaki bir Arap kent...
Can Dündar
Çubuklu Kevsercik'in çileli yaşam hikayesi
Ve gidiverdi Kevsercik... Bir koca asrı boy...
Abbas GÜÇLÜ
Ağca 8 günlüğüne neden bırakıldı?
Ağca'nın, her ne kadar yanlışlıkla denilse de...
Hasan PULUR
"Gülen Dadaş"
HER yerde olduğu gibi "Erzurumlu Mizah Kültür...
Derya SAZAK
Aydın Hoca
Yürek solda atar. Türkiye solunun saygın isim...
Meral TAMER
2005, ilaç devlerinin kabus yılıydı
450 milyar dolarlık dünya ilaç piyasasını ell...
Tamer HEPER
Ya aksi de olmuşsa?
AAğca'nın tahliyesinin yanlış olduğu toplum t...
Osman ULAGAY
Farklı bir Demirel'le ufuk turu
Şu 2006 yılında hala "Baba"dan medet uman ve ...
Güngör URAS
Veterinerlerin sesi çıkmıyor
Kuş gribi konusu gündeme geldiğinden bu yana ...
Serpil YILMAZ
Doğalgaz depolama ihalesi açılamadı!
Türkiye'nin Rusya'ya olan doğalgaz bağımlılığ...

© 2006 Milliyet